Baltık ülkeleri hakkında genel bilgi

Baltık ülkelerini tek bir yazıda toplamak aslında çok zor oldu.  Fakat yine de böyle bir yazıya ihtiyaç duyulabileceğini düşündüm. Bu nedenle de Litvanya, Letonya, Estonya ve Finlandiya’yı kapsayan oldukça güncel gezimden (Haziran 2017) birtakım şeyleri genel bir yazı toparlamak istedim.

Bu ülkeler aslında birbirinden çok farklı kültürdeler (Her ne kadar bazen benzer sansak da). Tarih boyunca yaşadıkları farklılıklardan ötürü oldukça farklı geleneklere ve farklı insan çehrelerine-yaklaşımlarına sahipler, hatta birbirlerini karşı bakış açıları da oldukça farklı. Ben tahminlerim çok ötesinde bilgilere rastladım… Mesela, Litvanya Rusya işgalinde geçirdiği 40 yıl boyunca, kendi dilleri yasaklı olmasına rağmen diline en iyi sahip çıkabilmiş ülke.  Hatta gizli kapaklı da olsa gençlerine dili zamanında öğretmiş. En genç kuşaklar ise Rusça’yı bilmiyor bile. Örneğin, Litvanya’da Kaunas’ı birlikte gezdiğim ve uzun uzun sohbet ettiğim bazı insanlardan anladığım kadarıyla Litvanyalılar Estonyalılar’ı Finler’in kaba versiyonu olarak nitelendiriyor(nitekim ben de öyle buldum). Sonra… Benim gözlemime göre ise Letonya’da insanların kılığından kıyafetine, birbirleriyle diyalog şekillerine ve dillerine kadar Rus etkilerine fazlaca rastlamak mümkün. Hatta semt pazarları direkt beni Sovyet Rusyası izlerini hala taşıyan bazı Kırgızistan pazarlarında gibi hissettirdi. Oysa Litvanya ve Letonya bu ülkeler arasında birbirleri ile en sıkı ilişkilere sahip iki ülke.

Sovyet dönemi pazarlarının Litvanya’daki esintileri

Anlayacağınız aslında çok farklı ülkelerden bahsediyorum ve benim de tahmin etmediğim kadar büyük farklarla karşılaştım. Yine de genel olarak bu tatilden çok memnun kaldım ve gerçekten herkese öneririm. Sebebini ve eğer gidecek olursanız da işinize yarayacak bilgileri o yüzden bu yazıda toplama ihtiyacı duydum. Hatta 10 günlük bir tatilin kabaca bana neye mal olduğundan, neye ne kadar harcanıyor karşılaştırma da yapabileceğiniz bir yazı hazırladım.

Baltık ülkelerine gitmek için büyük sebepleriniz var

Öncelikle diyebilirim ki Baltık Ülkeleri kesinlikle risksiz bir tatil arayanlar için ideal. Tıpkı Polonya, Almanya, İskandinavlar gibi… Ortada şikayet edebileceğiniz neredeyse hiçbir durum yok. (Havanın yazın bile arada çok üşütmesi dışında). Üstelik en iyi dönemi olan ve Türkiye’de ‘yaz tatili’ dönemine denk gelen zaman dilimi içinde ziyaret edildiğinde iklimi benim gibi pek sıcak sevmeyenlere birebir gelebilir.

Litvanya’nın Kaunas şehrine, turistler olmadan güzel bir seyahat planlayın

  • Yaz aylarında beyaz gecelerin tadını çıkarabilirsiniz Baltık’ta da çıkarabilirsiniz

Beyaz geceler sadece Rusya’nın St. Petersburg şehrine özgü değil… Tahmin edersiniz ki, güneş ışınları ekvatordan kutuplara daha yatay bir açı ile düştüğü için, mevsimsel olarak farklılıklar ve gündüz süreleri kutuplara doğru çok fazla değişkenlik gösteriyor. Eğer oldukça kuzey enlemde yer alan Baltık Ülkeleri’ni mayıs-temmuz arasında ziyaret ederseniz, 18 saat kadar gündüz yaşıyorsunuz. Bu durum, gezmeyi gerçekten çok kolaylaştırıyor, oralara kadar gitmişken havanın kararmasından filan yakınmadan , dışarıda bulunduğunuz her dakika sokaklardaki tüm ayrıntıları görebiliyorsunuz. E tabii bir miktar uyuyamama sorununu da beraberinde getiriyor ama olsun o kadar. O zaman , yazın gidip, gündüzleri bol bol müze-galeri gezmek, akşamları da sokak sokak fotoğraf çekmek lazım!

  • Baltık Ülkeleri’nin hepsi çok güvenli

Bir faili meçhule karışmak, insanların sizi taciz etmesi, kapkaç, hırsızlık sanırım bu bölgede yaşayan insanların çoğunun sadece filmlerde gördüğü şeylerdir. Bu durumda siz de turist olarak oldukça güven içinde hissediyorsunuz. Herkes ve tatlı kızları fazlasıyla kendi halinde…. (fazla çaktırmadan mesajı da verdim sanırım)

  • Aradınığınız eğer düzen ve temizlikse Baltık’ta fazlasıyla var

İnsanı zaman zaman kıskançlığa sürükleyecek kadar temiz sokaklara sahip. Avrupa’nın geneli temiz ama demeyin, hiç de değil! Avrupa’da dikkat ettiyseniz, özellikle de çok fazla göçmenin olduğu şehirlerde, özellikle bazı sokaklar hiç hem de hiç temiz değildir. Örneğin, siz Brüksel’in göçmen mahallesine gittiniz mi? Bazen Viyana’nın bile tam orta yerinde bazen çiş kokusundan duvarlara yakın yürüyemezsiniz… İşte o durumlar burada yok. İnsanlar çevreyi çöplüğe çevirmemek konusunda müthiş bilinçliler. Buraları gördükten sonra diyebilirim ki Singapur’dan sonra gördüğüm en temiz ülkeler-şehirler Baltık’ta, İsviçre’deki bir şehirde bile değil! Kesinlikle Baltık ve İskandinavlar’ın düzeni, dakikliği ve temizliği çok başka ve her yerde genelleme yapacak kadar turarlı şekilde aynı.

Sürpriz yok…Vay Fransa’da pazar günüydü ulaşım bulamadık, öf İtalya’da satıcı siestedaydı ulaşamadık, aman otobüs Balkanlar’da geç geldi, İspanya’da feribotun limanını değiştirdiler filan yok buralarda. Zamanı kısıtlı ve detaylı bir plana göre hareket eden insanlar için çok büyük bir rahatlık değil mi?

Baltık’ta sokakların temizliği ve düzeni (Litvanya’nın başkenti Vilnius)

  • Asıl Avrupa Baltık çıktı ya kardeş! Üstelik fazla turist kalabalığı da yok!

İnanılmaz binalar, cetvel gibi çizilmiş sokaklar, şehrin ortasında kocaman-bakımlı doğal parklar var. Avrupa’nın en güzel ve büyük eski şehirleri buralarda. Onca savaşa ve işgale rağmen, kültürlerini koruyan ülkeler Baltık Ülkeleri… Sakın gidince asimile olmuş birtakım milletler göreceğinizi ya da harabelerle karşılaşacağınızı düşünmeyin. Avrupa’nın en masalsı eski şehirleri, inanılmaz mimari örnekleri meğer (çünkü bu kadarını ben de beklemiyordum)buralardaymış.

Ben Romayı, Amsterdam’ı, Paris’i filan oradaki turist sayısından, Bangladeşli veya Arap satıcıların insanı ısrarlarıyla darlamasından ötürü pek büyüleyici bulan birisi değilim. Oysa Baltık’ta üç beş Çinli, bir miktar İspanyol ile Fransız gruplar ve emekli Alman turistler dışında etrafınız pek kalabalık, bir malı zorla satmaya çalışarak sizi yoranlar olmayacak. Bol bol rahatsız edilmeden fotoğraf çekebileceğiz, Avrupa’nın en eski, en güzel ‘Old Town'(Eski Şehir) kısımları; bu refahı tepe tepe kullanmanız için sizi bekliyor. Üstelik gezeceğiniz yerler şehir içinde dağınık halde de değil, olsa da ulaşım problem değil…

Hele bir de şehir gezmek istiyorsanız ama yanında biraz doğa da olsun derseniz de içinde kocaman-yemyeşil parkları ve düzeniyle ayrıca bir güzel. Hatta ben Riga’da hayatımda ilk kez bir su samuru gördüm, o kadar da doğal yaşam alanı… Yazın yayla havasındaki ikliminde, uzun gündüzlerinde parklarda kitap okumak, hatta mevsimlik olarak mümkün olsa da Riga’ya filan yerleşmek ne iyi olurdu diye içimden hasetle geçirmedim de değil.

Letonya’nın başkenti Riga

Ayrıca, çoğu müze bedava ya da çok uygun fiyatlı. Özellikle Vilnius ve Riga müze gezmeyi seven, bir yerin sanatına, geçmişine merak duyan insanlar için inanılmaz bir cennet. Düşünsenize müzeleri bedava ziyaret edebiliyorsunuz ya da en en en fazla 5 Euro filan veriyorsunuz! Fakat aynı şeyi tabii Estonya ve Finlandiya için söyleyemeyeceğim.

  • Ortalama olarak Avrupa’daki en uygun fiyatlı tatil Baltık’ta yapılır, itinayla memnun kalınır

Her ne kadar fiyatları Estonya’da beklediğimin çok ötesinde fazla bulsam ve Finlandiya’da sürüneceğimi bilsem de bu geziyi ortalamaya vurduğumda çok uyguna mal ettiğimi söyleyebilirim. Özellikle Litvanya ve Letonya’da ulaşım ve konaklama çok makul fiyatlı. Fiyatlar bu arada tam olarak güneyden kuzeye artıyor. Dövizin Türkiye’de pek kıymetli olduğu şu günlere rağmen Litvanya’yı Türkiye’den daha ucuz, Letonya’yı Türkiye ile hemen hemen aynı düşünebilirsiniz ve mutluluk depolayabilirsiniz çünkü Finlandiya’da ya da Estonya’da basit bir falafele bile 10 Euro verdiğinizde yeterince mutsuz olacaksınız. Aşağılarda bir yerlerde benim harcadıklarıma bi’ bakabilirsiniz.

Peki Baltık Ülkeleri’nde ne yenilir, ne içilir?

Aslında bunu şehir rehberlerini anlatırken, o ülkeye ait yemeklerden ayrıca bahsederek yer vermek isterdim fakat topluca bahsetmek en iyisi olacak. Çünkü ülkelerin iklimi benzerliği, coğrafyanın küçüklüğüne rağmen dilleri ve insanları çok farklılık gösterirken, bence yemekler neredeyse aynı. Bunun muhtemel sebebi bölgedeki temel besin kaynaklarının iklimden dolayı benzerlik göstermesi.  Bu söylediğime dayanarak hak verirsiniz ki; yemeklerde pancar, patates, havuç, lahana, domuz eti, kurutulmuş balık hakim.

Letonya'da pazarlar

Ayrıca, genel olarak bolbol mis kokulu çileklere, çok çeşitli orman meyvelerinden tatlılara, çeşitli deniz ürünlerine özellikle de havyara ve kara buğday ekmeği ile kızartmalarına(Kepta Duona) rastlayacaksınız. Tabii ki bir de farklı aromalarda votka başta olmak üzere pek çok alkol ürününe…

Aşağıda sayacaklarımın çoğu asıl Litvanya mutfağına özgü fakat pek çok yemeğin birebir aynısını ya da çok benzerlerini Letonya ve Estonya’da da rahatlıkla bulabilirisiniz.

Kefir ya da krema ile pancar ve salatalıktan yapılan, soğuk pembe çorba: Šaltibarščiai. Kışın ise borş çorbasına benzer, sıcak bir versiyonu tüketiliyormuş. Patates ile birlikte servis ediliyor. Alerjiniz varsa dikkat edin çünkü içinde haşlanmış yumurta da var.

Litvanya mutfağına özgü pembe çorba

Litvanya Mutfağının en nadide(!) eseri, pancar çorbası: Šaltibarščiai

Bol sarımsaklı patates pankekleri/köfteleri, bir yerlerde mutlaka demeniz gerekenlerden. Yanında peynir, füme et ya da somon balığı ile servis edilebiliyor. Ayıca buralarda keçi ve lor peyniri çeşitli yemeklerde fazlaca kullanılıyor.

Tatar mutfağı esintileri içeren, Karay Türkleri’ne ait Kıbın(Kibinai) böreğini Trakai rehberinde de bahsetmiştim, mutlaka denemelisiniz. Hamur işlerinde Polonya ve Tatar Mutfağı’nda da belki birebir aynısını bulabileceğiniz mantı ve çi’ börek tarzı çeşitli kızartma böreklere rastlayabilirsiniz.

Bizdeki içli köfteye benzer bir görüntüsü olan fakat patatesin içi doldurularak yapılan Cepelinai ise bir diğer denemeniz gereken yemeklerden. Geleneksel olanının içinde domuz eti oluyor fakat sebzeli ya da peynirli hallerini de bulabilirsiniz. Yanında krema ile servis ediliyor.

Ek olarak… Kara buğday ekmeklerini de deneyin tabii, bunu da yemekmiş gibi kesinlikle sayıyorlar -_-

Genel olarak pastalar yani kremalı şeyler çok iyi. Özellikle Finladiya çeşitli orman meyvesinden kek, puding ve tartları ile meşhur.

Finlandiya’da ise Karjalanpiirakka adlı çavdardan yapılan çöreklerini  kayda değer  bulduğum nadir şeylerden olarak sayabilirim. İçinde ise patates püresi ya da pirinç lapası oluyor. Yine aynı şekilde çavdar unundan krep diyebileceğim Sultsina’yı deneyebilirsiniz.

Finlandiyaya özgü çavdar unundan yapılan çörekler

Diğer pek çok Fin yemeği ise farklı hayvanların etleri ile balık üzerine kurulu, güveç ve yahni şeklinde. Özellikle geyik etlerini denemenizi öneririm. Kalan yemekleri ise patates oturtması tarzında yemekleriyle olsun, bebek mamasından hallice irmik-pirinç lapalarıyla olsun yemekten saymıyorum, ortalamanın altında vasat bir mutfak olduğundan da çok açma gereği duymuyorum.

Baltık Ülkeleri’nde hava nasıldır ? Ne zaman gitmeli?

Paşagönlünüz ne zaman isterse o zaman gidin tabii fakat ben olsam haziran-eylül dışına pek çıkmam. Döndüğümde, üstümden 10 gün kadar atamadığım soğuk algınlığı ile durumu açayım isterseniz…

Hava genellikle Türkiye’deki bahar aylarını anımsatıyor. Sıcaklık bazen yazın dahi 10 derecenin altına düşübiliyor. Özellikle Estonya, Finlandiya’dan bile daha soğuk. Hatta birkaç yerel bana Talin, her zaman Helsinki’den daha çekilmez ve soğuk olur demişti. Gün için sis-çiğ-dolu-yağmur-kar ne diyeceğimi bilemediğim ‘yağmurumsu’ bir şey rüzgarla birlikte ciğerlerinize ufaktan ufaktan işlemekle yetinmeyip sağanak yağmura dönüşebilir. Benden demesi… Ama yazın güneşli bir günü, benim gibi sıcak havayı pek sevmeyenler için ideal. Hırka, yağmurluk, ince bir kaban(!) alın yanınıza siz anlayacağınız.

Baltık’ta insanlar nasıldır?

İnsanları daha derin tanımak ve ilk gözlem yapmak arasında dağlar kadar fark var. Fakat ilk izlenim olarak genelin çok ama çok soğuk olduklarını söyleyebilirim. Bu milletlerin insanın görünüşünde de huyunda-suyunda da çok farklılık var. Yıllar boyunca bir Almanlar bir Ruslar’a rağmen kültürlerini geneli çok iyi yaşatsa ve korumaya çalışsa da, özellikle Ruslar’dan etkilenme derecelerine ve etkileşimlerine göre hayata bakış açıları farklılaşmış diye düşünüyorum.

Bu nedenle,yukarıda yaptığım genelleme, genelin geneli anlayacağınız. Örneğin, Finlandiyalılar inanılmaz ve beklemediğiniz şekilde aşırı sıcak olabiliyor bazen. Zaten aşırı uygarlar… Diğerleri de işte kendi halinde. Fakat Estonyalılar’ı bir miktar gudubet olarak değerlendirmem yanlış olmaz. Estonya’da otobüse bindiğinizde  neredeyse kimse konuşmuyor ya da insanlar diyalog kurmayı fısıltı şeklinde sağlıyor, soru sorarsanız genelde üç cevap var: ‘’evet, hayır, bilmiyorum’’. Herhangi bir duygu belirtisi yok. Eğer toplum içinde de heyecanlı ve yüksek sesle konuşan bir insansanız,  Estonya’da size deli mi bu bakışı atılması işten bile değil desem yeridir. Hatta beni ve evinde kaldığım Fransız arkadaşımı sohbet ettiğimiz için komşusu 22:00’dan sonra defalarca uyardı. Oysa iffetsiz kahkalar atmıyor ya da bizce yüksek sesle konuşmuyorduk bile… Neyse arkadaş ‘’ hep yapıyor bunu ya, hatta tüm koşular bir arkadaşımla tartışıyorduk burada diye boğazlanmam için gelmişti bir ara, bunlar böyle’’ diye durumu hiç umursamayınca, anladım ki garip olan biz değilmişiz, onlarmış.

Son olarak… Litvanya, Letonya, Estonya ve Finlandiya hakkında akılda kalıcı birtakım bilgiler…

Baltık’ın en güzel başkenti

Bana çoğunluğun hak vereceğine emin olduğum için böyle bir sıralama yapmayaktan çekinmiyorum. Estonya’nın başkenti Talin, sonra Letonya’nınki Riga ve daha sonra Litvanya’nın başkenti Vilnius diye sıralayabilirim. Tabii Litvanya’nın bir dönem eski başkenti Kaunas’ı da es geçmemeli ve çok güzel olduğunu aklınızda bulundurmalısınız. Bu nedenle güneyden kuzeye doğru yolculuk etmeniz, her defasında daha güzel bir yerle karşılacağınız için daha iyi olabilir.

Baltık’ta içkinin en ucuz olduğu ülke

En başta Litvanya, daha sonra Letonya sonra da Estonya. Anlayacağınız, ne kadar kuzey, o kadar pahalı durumu bunda da geçerli.

Baltık taraflarında başkentler dışında nerelere gitmeli? Ne kadar zaman ayırmalı?

Her şehir için 2 tam gün ayırmanız ideal olacaktır. Daha fazla vaktiniz varsa aşağıda sayacağım yerlere uğrayabilirsiniz çünkü daha fazla zaman geçirmenin sıkıcı gelmeye başlayacağını düşünüyorum. Ben 10 gün içinde 6 şehir gördüm fakat siz böyle yapmayın çünkü bu herkesin kaldırabileceği bir şey değil.

Sebebine gelirsek; ben gitmeden önce gezilecek yerler, tarih ve kültür adına ciddi manada kafa yoruyorum, derinlemesine araştırıyorum ve çok plan yapıyorum,dakik davranıyorum. Yerellerin evinde kalmaya çalışıyorum ki bolca sorularımla darlayayım. Ayrıca, gittiğimde gün içinde de yerel insanlarla buluşup gezmeye çalışıyor, bir de tabii her gün 20 km’den fazla yürüyorum. Gerçekten bu tempo herkese göre olmayabilir. Bu nedenle, herbir şehir için iki tam gün; daha minik, aşağıda saydığım başkentler dışı yerler için de birer gün ayırmanızı öneririm.

Litvanya

Vilnius, Kaunas, Trakai mutlaka görülmeli.  Zamanınız varsa, Hill of Crosses(Haçlar Tepesi)’nin bulunduğu Šiauliai’ya da uğramayı düşünün.

Letonya

Vaktiniz olursa, Riga’ya oldukça yakın olan fakat çok yağmurlu bir gün olduğu için benim gidemediğim Sigulda’ya uğrayın derim. Eğer ilginizi çekerse arama motorunda fotoğraflarını bakıp şuralara da uğrayabilirsiniz: Avrupa’nın en geniş şelalesinin olduğu Kuldiga ile plajları için Liepaja (bir Akdeniz ülkesinde yaşayan biri olarak ilginizi çeker mi tabii bilemedim fakat evinde kaldığım kişi ısrarla hakkında brifing verdiği için paylaşıyorum), Estonya sınırındaki eski Alman toplama kamplarından Salaspils de görülebilir. (fakat Auschwitz’e gitmiş, fazlasıyla kötü etkilenmiş biri olarak benim pek ilgimi çekmedi)

Estonya

Bence burada başka bir yere gitmeyin. Bırakın Talin güzelliği ile aklınızda kalsın. İlla başka  bir yere gideceğim derseniz, benim duyduklarım fakat hala beni cezbetmeyen: Soomaa National Park, Tartu şehri.

Finlandiya

Helsinki. Belki ufak bir yolculukla Turku ya da Tampere’ye de uğrayabilirsiniz. Tabii ki, eğer benim de kışın tekrar gitme fırsatım olursa ileride, kuzey ışıklarını seyretmek için Lapland’a mümkünse gidilmeli.

Baltık Gezim için ben ne kadar bütçe ayırdım

Bakın her şeyi sayıyorum. Schengen vizemi bile Litvanya’dan aldım onu da ekliyorum. (Bu arada ilk kez Schengen aldım çünkü eskiden yeşil pasaport kullanıyordum, buna rağmen 3 ay içinde 1 ay giriş süreli vize verdiler. Yani ekşisözlük filan gibi yerlerde vize konusunda bilmişlik yapan insanları pek takmayın ve vize işlerinizde fazlasıyla evraklarınızı verip yorumlara da kafayı pek takmayın)

Vize: 60€ (Schengen Vizesi almanız gerekiyor, Baltık ülkelerinin hepsi Avrupa Birliği’ne üye ve ‘Schengen Zone’a dahil)
Vilnius gidişli Helsinki dönüşlü uçak bileti: 180€

Bu bileti Ukrayna havayollarında çok önceden aldım yoksa oldukça pahalı bir bilet. Bu arada Kiev aktarmalı uçuşu sizi bilmem fakat ben direkt uçuşa tercih ediyorum. Çoğu zaman çok uzun aktarmalı uçuş bakmak önceliğimdir. Mesela bu şekilde Stockholm’e giderken 25 saatlik aktarmayı tercih ederek Kiev’i ve oradaki arkadaşlarımı(Ukrayna) ve Kuala Lumpur’a giderken 13 saatlik aktarmayı tercih ederek Doha’yı(Katar) görebilmiştim. Bu sefer, tekrar Kiev’de havaalnı dışına çıkmayı planladım fakat, havayolu uçuş saatini değiştirdiği için mümkün olmadı.

Yani neymiş… Daha çok görmek istiyorsak, aynı yerden gidiş- dönüş bileti alma alışkanlığından vazgeçip biraz da yolculuklarımızda yorulmaya katlanabilmeliyiz.

Vilnius-Trakai dolmuş: 4€ (gidiş-dönüş toplamda 2 saate yakın tutuyor, Litvanya bu kadar ucuz işte!)
Vilnius-Kaunas otobüs: 7€ (1.5 saatlik bir yol)
Kaunas-Riga otobüs: 18€ (Eurolines ile 3.5 saatlik bir yolculuk)
Riga-Talin otobüs: 17€ (Ecolines ile 4.5 saatlik bir yolculuk)
Talin-Helsinki feribot: 21€ (Ecköre Lines ile 2.5 saatlik bir yolculuk)
Konaklama: 20 € (sadece 2 gece hostelde kaldım. Bunun dışında Couchsurfing’i kullandım. Hakkında yakında yazımı yayımlayacağım)
Yediğim-İçtiğim, şehir içi müze, ulaşım gibi şeyler: 300€
Baltık gezim toplamda: 580-590 €’ya mal oldu.

6 şehir ve 4 ülkeyi kapsayan, 10 günlük bu gezim 580 €’ya mal oldu. (Vizeye kadar, aklınıza gelebilecek her şeyi ile). Şehir içindeki ulaşımı da dahil edersek ulaşım masraflarına(ki bazen çok büyük meblalar verdim, örneğin Helsinki’de toplamda 19 €, günlük bilet ve havaalalanı vs için ulaşım parası verdim, ki küçük miktarda olan ulaşım ücretleri bile toplandığında azımsanacak meblalar değil), toplamda aslında 310-320  € harcadım ulaşım için. Konaklama için ben Couchsurfing kullandım ve sadece 2 gece hostelde kaldım, toplamda konaklama için 20 € harcadım. Geriye kalan 250 € gibi bir mebla aslında yeme-içme masraflarım tuttu diyebilirim.

Sanırım dünyayı gezmek için çok ama çok büyük paralara ihtiyacınız olmadığını ve biraz başka harcamalarınızdan kısarsanız bunun tur şirketlerine 2-4 katı para ödemeden de yapılabileceğini anlatabildim. Hatta çok daha uyguna mal ettiğim İran gezime de para meselelerine HALA çok takılıyorsanız ya da kendiniz için cesaret arıyorsanız şuradan bi’ bakabilirsiniz. Ay ben böylesine gelemem derseniz de, her şey bir tercih derim ve kalanını şu yazımda anlattığımı belirtir, sizi bol bol çemkirmelerimin de beklediği konusunda uyarırım.

Baltık Ülkeleri arasında ulaşım için birtakım tavsiyelerim

  • Otobüsle çok rahat bir şekilde bir şehirden diğerine geçebilirsiniz. Ayrıca, Letonya, Estonya ve Finlandiya’da feribotlar İsveç ve Finlandiya’nın pek çok farklı kentine gidiyor. Tavsiyem sizi yol uzunluğu açısından pek zorlamayacağu için Litvanya-Letonya-Estonya-Finlandiya rotasını ya da tersini izlemeniz, İsveç’e filan bulaşmamanız.
  • Bu coğrafyada otobüs yolculuğu harika ve ülkeler arası geçişlerde gördüğünüz manzaralar apayrı. Örneğin yazın Litvanya-Letonya arasında rengarek öbekler halinde bahar çiçekleriyle dolu upuzun dans eden çimler görürken, Letonya-Estonya arasında ormanın az ötesinde Baltık denizi ve irili ufaklı kumsalları boyunca gideceksiniz. İyi manzara için, güneyden daha kuzeydeki ülkelere giderken hep sola, tersi yönde gidiyorsanız otobüsün sağına oturmanız gerektiğini de söyleyim tam olsun hatta. (PES! YOK ARTIK!)
  • Otobüs firması olarak hangi şehirden hangi şehire gideceğinize bağlı olarak Ecolines’ı ya da Eurolines’ı tercih edebilirsiniz. Otobüsler oldukça dakik. Otobüs içerisinde wifi mevcut. Bu arada, feribot da tabii ki bir tercih olabilir fakat ben sadece Helsinki-Talin arasında kullandım.
  • Helsinki-Talin arasında en uygun bileti genellikle Ecköre Line’dan bulabilirsiniz. Eğer daha hızlı varmak isterseniz Linda Line’ı tercih edebilirsiniz. Bu arada feribotların kalkış saatinden en geç 45 dakika önce check-in yapmanız gerekiyor yani terminale daha erken varmayı unutmayın. Ayrıca, benim tavsiyem yolda zaman kaybediyormuş gibi bir hissiyata kapılmamanız. Bu nedenle de, 45 dk daha fazla yolculuk yapıp, en ucuz olan feribotu kullanmanız. Bu arada fiyatlandırmalar saatlere ve güne göre değişebildiği için Viking Line, Tallink Silja Line gibi daha başka firmaların seferlerini de araştırabilirsiniz. Feribotlar daha ziyade cruise gemilerine benziyor ve canlı müzik bile dinleyebileceğiniz bir dolu restoran bulunuyor. Bu nedenle de yolculuk çok eğlenceli. Hatta Finlandiya’ya varmadan yemeğinizi gemide yeseniz müthiş bir tasarruf elde edersiniz bence.

Hala unuttuğumu düşündüğünüz, merak ettiğiniz ya da daha iyisini bildiğiniz başka şeyler varsa, bana mesaj atmak yerine lütfen alta yorum olarak ekleyiniz, böylelikle herkes görebilsin.
Bu arada ne var bu kadar da ne abarttın sen de buraları diyorsanız,  ne varmış görmek için aşağıdaki linklerden hazırladığım diğer altık rehberlerine bakabilirsiniz:

Trakai ve Karay Türkler’i hakkında bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

Yine ufak bir destan yazmak zorunda kaldığım,

Letonya’nın romantik başkenti Riga ile Letonya hakkında daha detaylı bilgiye buradan

Litvanya’nın başkenti Vilnus hakkında tüm detaya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

Ufak destanı geçip direkt hakkında destana girşmeye kalktığım Estonya’nın başkenti Tallinn rehberi için de buraya alayım sizi. Sonra bir de….

Şehir içi ulaşımından, kötü bir yemeğine, marketine kadar pahalılığı ile en can yakacak yer tabii ki Finlandiya. (bak böyle de pahalı bir yer burası, gitmek zorunda değilsiniz! Görecekleriniz şurada anlattıklarımdan ibaret, bir bakın derim ve eklerim: make your choice!)

2 comments

///////////////
  1. Cevat

    Yazı için teşekkürler emeğine sağlık. Bir sonra ki yaz değerlendirilir 🙂

    1. Elif Pelit

      bir sonraki değerlendirme merakla beklenir ve itinayla teşekkür edilir 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir