Fransa'da kendi yolunda giden yaşlı kadın

İran’a gidiyorum.  Evet, tek gidiyorum ve bu cesaret gerektiren bir durum filan da değil! Evet, korkmuyorum. Çünkü ortada korkacak bir şey bulamıyorum ve bunda haklıyım da, birazdan sebeplerini açıklayacağım hatta. İran’a gideceğimden bahsedince insanlardan öyle ilginç tepkiler aldım ki gerçekten bazen güldüm bazen de üzüldüm. Siz bu yazıyı okuduktan sonra ve İran’dan dönünce ben oturup tartışalım isterseniz, bu bizi korkutan sebepleri ve ne kadar yersiz kuruntulara kapıldığımızı.

Bu yazı yer yer dramatikleşecek bir yazı olabilir  o yüzden önceden uyarayım.

Dermişim….

Aslında bence çok cesaret gerektirdiğini düşünmediğim, pek çok ülkeye tek başıma giderken çok sıklıkla karşılaştığım ‘kadın başına’ kaygısına yanıt vermek amacım. Hatta minik anekdotlar içeren şu yazımda da bu garipsenen ‘kadın başına gezmek’, ‘tek gezmek’ vs hakkında oldukça fazla örnek vermiştim.

Önce baştan belirteyim… Merak etmeyin, dünya hala yaşanılabilir bir yer. Özellikle de gezen ve gezenlerle tanışıp onları anlayan insanlar olduğu sürece… Eğer oturduğu yerden sizin de cesaretinizi kıranlar, bir yerlere gitmek istemenizi ayıplayanlar, anlayamayanlar, kendinin de bir kadın olduğunu unutup sizi zayıf görmeyi size layık görecek insanlar varsa çevrenizde bence sadece “hıhı evet cnm yhaa öyle öyle” deyip geçin ve kendi yolunuza bakın.

Ne kadın ne de erkek olarak dünyayı gezmeye çalışmak fark etmez! Buna ne yazık ki en çok Türkiye’de takılınılıyor. En büyük sebebi ise sürekli insanlık adına üzücü şeyler yaşıyor olmamız, sokaklarda aşırı temkinli davranmamız ve  kimseye güvenmemiz (ki zaman zaman çok haklı sebeplerimiz de var). Gel gör ki dünyanın her yerini Türkiye’de yaşadıklarımızla sınırlandırmak çok yanlış. Dünyanın pek çok ülkesinde insanlar çok daha iyi koşullarda yaşıyor, elbette bizdekinden kötü olanları da var.

İran’a ise çok büyük haksızlık ediliyor. Bu haksızlığın sebepleri  ise bir kültürü, tarihini, insanlarını daha tanımadan, hakkında araştırma yapmadan, daha tam olarak bilmediğimiz politik geçmişi ve şu anki siyasi tavırlarından ötürü hemen kocaman bir ülke ve insanlarını etiketlemekten ileri geliyor. Üstelik dünyada sadece iyi değil, hatta daha çok kötü özellikleriyle de damgalanan bir millet olarak, hele de bizim başka ülkeler ve milletler hakkında konuşmamız oldukça çelişkili bir durum. Hatta ben İran’da ölüm riskimin daha az olduğunu düşünüyorum çünkü istihbarat daha iyi, terör yok, ülke kendi vatandaşlarını koruyor ve şeriat kurallarından dolayı taciz eminim çok daha az.

Bunca zaman İran’a bir gezi yapmama engel olan tek sebep ambargolardan dolayı turizmde yeterince rekabetin olmaması ve otel fiyatlarının aşırı fazla olmasıydı. Sonra mart-mayıs arası da tam zamanı dedim, daha fazla bu ertelemeye dayanamadım ve en iyisi mi Couchsurfing’e başvurmaya karar verdim. Hemen şöyle bir tepki vermenize gerek yok, bi’ sakin olun olamayanlar!

Yani kimilerinin “tanımadığım-etmediğim insanın evinde mi kalıcam, neeey, hem de İran’da mı? “ dediğini duyar gibi oluyorum çünkü daha önce de çok defa duydum.  Oysa ‘birilerinin evinde’ kalmak için bunu duyurduğumdan beri couchsurfing sitesinde bazen yeri geldi 30 mesaj aldım sadece 1 günde İran’da yaşayanlardan! Çok kapalı bulduğumuz o İran’da işte KİMSE bana “oo kadın başına İran’a geliyirssen ha, hoş gemişsen cagğnığm ama yine de sen bilirsen” demedi. Hatta mesaj atanların çoğu erkekti, İran’nın dışarı açılması için turistlerin onlar için çok önemli olduğunu belirten, tarihlerini iyi bilen (şimdiden nereleri gezmem gerektiğini listeleyen filan) üstelik de düzgün referansları olan insanlardı bu kişiler. Yani daha önce benzer şekilde yabancıları ağırlamış ve olumlu geri bildirimler almış insanlardı. Bu mesaj atan erkekler arasında, küçük kızını yabancı biri ile görüştürmeyi çok istediğini söyleyen, biz seni Persepolis’e götürürüz annemle diyen, akşam kardeşleriyle evlerinde yemeğe çağıran, onlarda kalırsam eşinin çok güzel yemekler yapabildiğini söyleyenler vardı. Çoğu da aynı Türkiye’deki gibi anne-babası ile yaşıyor bu İranlılar’ın! Yaa…

Hatta şimdiye kadar kimisi (bence bazen misafirperverliği biraz abartanlar oldu) sunum (gerçekten), İran hakkında tanıtıcı video filan attı! İnanılmaz bir şekilde herkes kolları sıvamış, turist acentası, iyi niyet elçisi gibi çalışıyor… Sebebi de işte İran konusundaki önyargıları yıkmak muhtemelen. Onun da ötesinde gerçekten içten ve samimi olmaları ve bunu şeriat kuralları yüzünden değil sahip oldukları gelenek ve aştıkları bazı fikirlerden dolayı yapmalarında, ki ben bu iyi niyete İran’dan gelen ve Türkiye’de yaşayan pek çok arkadaşımdan aşinayım. Belki de onları yakından tanıma fırsatı bulmamın çok etkisi olmuştur bir an önce gitmek istememde.

İran Orta Doğu’nun Avrupası’dır! Hakkında bir kitap dahi okumadan, Hollywood Filmleri’nden gözünü ayırıp İranlı bir yönetmenin filmini izlemeden (örneğin Asgar Ferhadi, Fürüğ Ferruhzad) , zengin kültürünü-geçmişini incelemeden, hakkında tarafsız bir kitap okumadan, İran hakkında ve hatta başka şeyler hakkında da ben insanların atıp tutmasına dayanamıyorum anlayacağınız. Hatta bazen de kızıyorum bile, baktım olmuyor dinliyormuş gibi yapıyorum bu insanları.

Bu arada bulduğumuz her fırsata da tabii ki atlamamalıyız. Dünyanın her yanında iyi-kötü insanlar olabilir, bunun bir milletle/ülkeyle bağlantısı kimi zaman varmış gibi gelebilir fakat yine de söylemeliyim ve unutmamalıyız ki: insanlar bireyseldir! Herkes ayrı bir bireydir.

Çoğunluğun tercihi bence genelde doğru değildir! Hatta ben çoğunluk ne derse genelde tersini yapmaktan yanayım. Çünkü çoğunluk sizin bireysel yeteneklerinizi ve ilgilerinizi bilmez. Çoğunluk bir ortalamadır. Sizi de o ortalamaya çekmeye çalışır, potansiyelinizi zayıflatır ve cesaretinizi kırar.  Bırakın cinsiyeti, milleti ve herkese ne olursa olsun güvenin derim ben! Tabii yine de açık kapılar bırakarak, tam olarak sıkı sıkıya kimseye bağlanmadan… Güvenin ve uyanık olun, sizi rahatsız eden bir şey sezdiğinizde de tepkinizi belirtin ya da ortamdan uzaklaşın, bence formülü bu kadar basit. Ben kötülüklerle karşılaşacağımı düşünmüyorum bu kadar, hele de gezerken. Oysa kimseye pek de güvenmeyen bir insan olarak bilir yakın çevremdekiler. Öyle yani… Bundan sonra yola çıkmayı çok da şey etmeyin, gözünüzde fazla büyütmeyin yani… Siz kendinizden emin olduktan sonra ‘korkmak’ çoğu zaman çok komik bir kelime!

Son sözüm ve vasiyetimdir;
Millet… Anne… Ben İran’a gidiyorum… Eğer olur da dönemezsem?

Yok canım, daha neler… Alt tarafı uçağı filan kaçırmışımdır…

2 comments

///////////////
  1. Moustafaii

    Bir Fars Dili ve Edebiyatı öğrencisi olarak öncelikle bu İran hakkındaki önyargılara karşı olan duruşunuzu tebrik ederim.
    Yazıda dikkatimi çeken bir nokta vardı ama ne olur yanlış anlamayın sadece yanlışı düzeltme isteğime engel olamadığımdan bu yorumu yaptım,Furuğ Ferruhzad’ı bir yönetmen olarak yazmışsınız,aslında Furuğ bir şairdi.
    Eğer kırıcı birşey yaptıysam özür dilerim şimdiden.

    1. Elif Pelit

      Çok teşekkürler fikirleriniz ve beğeniniz için. Evet, kendisinin şiirlerini de çok seviyorum fakat şiir okumaya üşenen diğer insanlarımız için ve İran filmleri hakkında bilgisi olmayanlar için ben o yönünden bahsetmiştim sadece, yani verdiğim bilgiler zaten çok detaysız, sadece bir örneklendirme. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir