Finlandiya hakkında bir rehber hazırlamaya giriştiğimde neredeyse Finlandiya’ya ne demeye gitmeliden ziyade, neden gitmemeli nedenleri daha çok aklıma geldi. Bu yüzden de bu bize göre kesinlikle pahalı, bol saunalı, ciddi/eski tarih kalıntıları olmayan, düzeni ve refah seviyesiyle insana kimi zaman kötü hissettiren, dünyanın en çok adaya sahip ülkesi çok da kötülememek adına, okuduklarımı derlemek istedim. Bir de başkent Helsinki’ye kadar giderseniz; mutlaka uğrayın diye önerdiğim; Helsinki’ye acaba boşuna mı gettiniz hissine kesinlikle engel olan adalardan biri(çünkü irili ufaklı bir sürü ada var) olan Suomelinna’da bahsetmenin daha ilgi çekici olacağını düşündüm.

Suomenlinna hem şimdi özet geçeceğim Finlandiya tarihini anlayabilmek adına somut bir örnek de oluşturuyor hem de doğasıyla özellikle de yazın(kışın bence gidilmiyordur oralara, hani yaz hali bile Türkiye’de nisan ayı gibi de o açıdan) çok güzel görseller sunuyor.

Finlandiya’nın başkenti Helsinki aslında oldukça büyük ve farklı bölgelerden oluşuyor.  Özellikle de Helsinki şehir merkezini çevreleyen Espoo, Vantaa gibi bölgeleri bile ayrıca bir şehir sayılabilir. Fakat Helsinki’de gezebileceğiniz yerler oldukça kısıtlı ve yarım günde bile, Helsinki’yi oluşturan, geneli en eski 18. yy’a ait binaları görebilirsiniz.

Açıkçası, Helsinki adına çok büyük bir beklentim yoktu. Tek büyük umut bağladığım kaya içindeki kilise (Temppeliaukio Church) bile bir miktar beklentim altında olup bir de saatlerce durmak bilmeyen yağmurlu bir gün de gezime eklenince yer yer hayal kırıklığının dozu benim için artmıştı.

Yine de Suomenlinna ve şehirdeki sakinlik, refah, düzen, sessiz konuşan ve kurallara uyan, üstelik az çok gülmeyi de ihmal etmeyen insanlarla değerlendirince Helsinki için yiğidi öldürelim hakkını yemeyelim de diyebilirim. Hatta Norveç’in başkenti Oslo’dan iyi bulduğumu bile söyleyebilirim Helsinki’yi.

Genel ve objektif olarak Finlandiya’yı değerlendirecek olursam, daha iyi alternatifler doluyken Avrupa; eğer Avrupa’da gezecek çoğu yeri bitirmişseniz ya da özel bir ilginiz yoksa, bu ülkeyi görmeyi belki biraz daha erteleyebilirsiniz. Helsinki dışında zaten gezebileceğiniz nadir yerler var ki onların da görülmeye değebilir çoğunun en gelişmişlerinin en önemli özelliği öğrenci kentleri olması, örneğin: Turku, Tempere vs… Ama yok ben illa Finlandiya’ya gideceğim derseniz de tabii siz bilirsiniz.  Şimdi Helsinki ve Finler hakkında detaylar…

Kim bu Finler? Finlandiya’nın tarihi nedir ki?

Finlar, insanların giyinişinden, görünüşlerine kadar kesinlikle Baltık’taki diğer ülkelerden ayrılıyorlar. Hatta Helsinki bence ara ara İsveç’in başkenti Stockholm’ü andırıyor. Dikkat tamamen ya da genellikle filan demiyorum, çünkü Stockholm bebeğimin ruhu yeter, o apayrı bir şehir…

Finlandiya için Nordik ama İskandinav ülkesi olmayan ülke olduğunu hatırlama, durumu tam olarak özetliyor sanki. Hatta para biriminin Euro olması bile İskandinavlar’dan olmadığını ortaya koyuyor. (çünkü İskandinav ülkeleri kendilerinin kendilerine ait kronları kullanıyorlar). Yine de insanları, bireyselliği, disiplinleri ve eğitime verilen önemiyle İskandinavlarla ortak özellikleri var, işte bu nedenle bence Baltık ülkesi değil öz be öz Nordik.

Finler ‘’Suomi’’(kendi dillerinde aslında bataklık ve Finlerin yaşadığı ülke ve dil demek) ülkesinde yaşayan, yıllarca Ruslar’ın ve İsveçliler’in egemenliğinde yaşamış fakat bunlardan hiç biri olmayan, kendine has bir millet. Öyle ki, 19. yy ilk başınlarına kadar ülkede İsveç hakimindeymişler. Bu arada, İsveçliler ile birlikte yaşayan Finlandiyalılar daha geri plandaymış ve yönetici, doktor, hakim, memur,öğretmen, subaylar İsveçlilermiş.  Fin kültürü ve dili ise İsveçliler tarafından hor görünüyor ve daha kaba bulunuyormuş. Yani Finler’in tarihin uzunca bir dönemi İsveç gölgesinde kaldığını söyleyebiliriz.

Dönemin Çarlık Rusyası’nın ise hedefi başkent Petrograt’ı(bugünkü Finlandiya sınırına çok yakın) herhangi olası bir saldırıya karşı daha geri planda tutmak için Finler’i egemenliğini altına almakmış. Bu nedenle de Ruslar, Finler’in kültür ve dil konusundaki zaaflarından mutual bir ilişki çıkarmayı başarmış. Yani Ruslar kendileri için zenginlik anlamında aslında pek bir şey ifade etmeyen  bu bataklık ülkesini ele geçirerek kendilerini korumak isterken, Finler’in de kendi kültürlerini korumalarını güvence altına alarak onların rızasını almış. Hatta bunu sağlayan dönemin çarı I. Alexandre’ın Helsinki’de bir de Heykel’i var ve etrafı Helsinki’de görülebilecek yerlerin neredeyse üçte birini oluşturuyor.

Helsinki’ye gelip belli başlı binaların gezilmesine dair rehberler okuyup, o rehberlere göre şu/bu binaya bi’ bak bakalıma dikkat edenlerin gözünden eminim kaçan bir şey var. O da, hemen Helsinki Katedrali’nin arkasında bir heykel var o. Bu heykel Snelman isimli bir aydına ait.

Kendisi,Finlandiya’nın Rus egemenliği altında kaldığı dönemde, Fin halkının bugün kültürünü koruması ve diline sahip çıkmasına ön ayak olanlardan. Yan gelip yatmamış, kendini sorumlu hissetmiş ve aydın olmanın hakkını vermiş. Öyle ki Snelman ve birkaç aydının başlattığı seferberlik, özellikle de çoğunluğu köylerde yaşayan Fin halkını öyle derinden etkilemiş ki Finlandiya eğitime ve okumaya/aydınlanmaya verdiği değeri günümüze kadar koruyabilmiş görünüyor.

Finlandiya’nın, 1917’de Bolşevik İhtilali ardından bağımsızlığını elde etmesiyle, insanlar var gücüyle azimle çabalamış ve ülkeyi sert iklimine, zor koşullara rağmen günümüzde refah seviyesi en yüksek ülkelerden biri haline getirebilmiş. İnsan daha elverişli koşullarda, doğal zenginlikler içinde yaşayan fakat hala elindeki fırsatı kullanamayan hatta fırsatları kasten ya da bilinçsizlikle yok eden bazı(kim bunlar acaba) ülkelerin halini görünce düşünmeden edemiyor.

Suomenlinna nedir, neresidir?

Suomenlinna Helsinki etrafındaki irili ufaklı adalardan biri. Bu adayı özel kılan şey ise 18. yy’da İsveçliler tarafında aktif olarak kullanılmış olması ve adada onların inşaa ettiği büyük bir hisarın bulunması. Hatta bu hisar(tam olarak surların karşılaştırmasını-gücün,  asker olmadığımdan ne yazık ki kendim yapamıyorum, duyduğumu söylüyorum) Baltık’ın en büyük hisarıymış ve Kuzey’in Cebelitarık’ı olarak anılıyormuş.

Bu arada Suomenlinna, Avrupa’nın askeri mimarisini yansıtan en önemli yapılardan kabul edildiği için Unesco’nun Kültür Mirası Listesinde.  Bir de bu ada, sadece bir süs adası değil. Burada çeşitli müzeler, kilise,  yaşam(evet bazı şanslı ve ekstra zenginler yaşıyor burada), Finlandiya’nın başına gelenleri- farklı dönemlerde adada ne olup bittiğini gözlemleyebileceğiniz çok sayıda yapı ve bilgilendirici levha da var.  Belki dikkatinizi çekebileceği için ayrıca belirtmem gereken farklı bir çeşit daha müze var, o da 1930-1940 dönemine ait bir denizaltı. (ismi Vesikko, bu minişi gezmek 7 Eurocuk(!), pamuk eller cebe eğer isterseniz.)

Yukarıda saydıklarımın dışında ise Suomenlinna; cephane saklamak için kullanılan hobit evleri benzeri eskinin barut depoları, surlardaki gizli geçitleri, tünelleri, minik minik plajlarıyla savunma için değil de zamanında da sanki piknik yapmak için kullanılmış izlenimi yaratıyor.

Nitekim hele de hava güneşli ise Finlandiyalılar burada zaman geçirmekten çok hoşlanıyor. Geçirsin de zavallılar, şunun şurası üç beş gün güneşleri ya var ya yok…

Etraf sevimli (ve tabii ki bir sandviçin 7 eurodan filan başladığı) kafelerle, farklı görsellikler sunan parklarla, minik plajlarla, çok sayıda çiçek böcekle bezeliyken sanki bahar yeni gelmiş gibiydi. (soğuk iklim n’apsınlar ancak temmuzda bahar geliyor)

Hatta bu bizde nisanda solup-yanan leylaklar filan hala çiçekliydi ben gittiğimde ve Finlandiyalı bebeler papatyalarla dolu çimler üzerinde şen ve hürce koştururken, ebeveyleri amansızca kitap okuyup, zaten kırkta bir bulduğu güneşten nasipleniyordu.

Helsinki’de ulaşım nasıldır ve Suomenlinna’ya nasıl gidilir?

Suomenlinna öyle çok uzak bir yer değil. 15 dakikalık, 5 Euroluk bir feribot yolculuğu ile ulaşabiliyorsunuz. Fakat belirtmem gereken daha önemli bir şey var o da ulaşımın pahalılığını hafifletmek adına. Helsinki’de ulaşım için kesinlikle ‘HSL ticket’ almanız gerekiyor (diğer rehberlerimi okuduysanız fark etmişsinizdir, toplu biletleri çoğu zaman önermiyorum). Ulaşım için HSL biletini de bir de bölgelere göre almanız gerekiyor(örneğin Kerala’da kalıyorsunuz, bunun için o bölgeyi kapsayan bilet almalısınız) Gideceğiniz yerler sadece Helsinki bölgesi içinde ise bilet günlük 8 Euro ve eklemek istediğiniz gün başına 4 Euro daha koyuyorsunuz bunun üstüne( yani 24 saatlik bilet 8, 48 saatlik 12 Euro gibi).

İyi haberse şu, özel feribotlar haricinde Suomenlinna ulaşımı da HSL biletine dahil! Üstelik bu günlük bileti ister otobüs, ister tramvay isterseniz metro ile kullanabiliyorsunuz. Turnike sistemi, bilet kontolü genelde yok fakat siz yine de pahası büyük ama kendisi ufak bir fiş parçası gibi bir şeyden ibaret biletinizi alın, yanınızda hep bulundurun çünkü olur da kontrole rastlarsanız cezası büyük.

Benzer şekilde basitleştirilmiş tarih yazıları okumayı seviyorsanız, Türkiye’den de anlattığım bir şeylere, örneğin biraz farklı bir içerikte olan Kapadokya ile ilgili yazıma şuradan bakabilirsiniz.

Ayrıca, Baltık Ülkeleri’nde daha başka neler var, ne yenilir ne içilir, insanları nasıldır, bu ülkelerde başka nerelere gidilir, ne kadar bütçe ayırmalı derseniz, aklınıza gelen/gelebilecek tüm soruları topladığım bir yazım var şuraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Geneli boşver özele bakalım derseniz de:

Vilnius rehberi için şuraya

Trakai ve Karay Türkleri hakkında bilgi için hop buraya

Riga rehberi için de şuna bi’ bakmaya o zaman…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir