Türk Lirası değer kaybederken gezilebilecek ülkeler

Bu yazıda, kimi zaman Türkiye’de çıkabileceğiniz bir tatilden bile çok daha uyguna gelebilecek ve sizi oldukça memnun edebilecek ülkelerden bahsetmek istedim. Konaklama-ulaşım-yeme/içme harcamalarını bir araya getirdiğinizde ve size sunduklarına oranladığınızda yüzünüzde tebessüm uyandıracak aklıma gelen ilk 10 ülkeyi derledim. Türk Lirası her geçen gün değer kaybederken ve İtalya Fransa gibi popüler, fazlaca turist yoğunluğu yaşayan ülkelere gitmeyi hedeflemekten ziyade , fazla popüler olmadan başka alternatifleri değerlendirmeye ne dersiniz?

Bir ülkeye turist çok gidiyorsa fiyatlar iyice katlanıp, alınan hizmet çok daha kötü oluyor malumunuz… Bu nedenle turistlerce henüz keşfedilmiş ya da inatla klasik tatil rotalarına gitmek için  uğraşanların henüz sıra getiremediği ülkeler de var oysa. Hatta turist yoğunluğuna rağmen hala o kadar da etiğini bozmayan ve fiyatların daha uygun olduğu ülkeler bile var dünya üzerinde hala… Gittiğinize fazlasıyla değeceğini düşündüğüm, benim ilk 10 ülke listem şöyle:

  • Slovenya: Şirinler Köyü

Slovenya Avrupa Birliği’nin yeni sayılabilir üye olan ülkelerden (2004 yılında üye olanlardan) ve Euro’yu para Birimi olarak 2007’den beri kullanıyor.  Yani belki başka bir para birimi kullanıyor sanabilirsiniz fakat özellikle belirteyim Euro kullanıyor, bu durumda çapraz kurdan tekrar para çevirmek zorunda değilsiniz Slovenya’da.

Slovenya’ya ben kış ayında gitmiştim ve Alpler’den, kırsal yaşamın o zengin görüntüsünden karda kışta bile etkilenmiştim. Ülkenin baharda veya yazın kimbilir ne kadar yeşil olabileceğini tahmin edebiliyorum.

Slovenya, minicik bir ülke fakat doğaya hayran kalmak ve kafasını dinlemek isteyenler için ‘’ufacık içi dolu turşucuk’’ diye özetleyebileceğim bir ülke.  Minik başkenti Ljublijana’nın şirinliğinden, şu sıralar iyice popülerleştiğini duyduğum ve görülmesi mecburi olan Bled Gölü’ne, Maribor’dan dağcılık ve mağaracılıkla uğraşanların özellikle ilgisini çekebilecek Alpler’ine kadar minicik, ütopik ve refahı açıkça gözlemleyebildiğiniz bir ülke.

Eğer doğa ile başbaşa kalmayı seviyorsanız, şehirlerde fazla kalabalıktan hoşlanmıyorsanuz, trekking-kamp gibi şeylerle ilgileniyorsanız Slovenya’ya aşık olabileceğinizi iddia edebilirim. İnanın beklentinizin çok ötesinde bir düzen, refah ve doğa ile karşılaşacaksanız ve emekli olduğumda Slovenya’da yaşama şansım olur mu diye bile hayal etmeden geçemeyeceksiniz. Yol üzerinde villa ya da tatil köyü filan sandığınız yerlerin köy olduğuna inanmak istemeyeceksiniz ve bir ülke haritada nasıl bu kadar minikken bir sürü şeyi içinde barındırabilir, bu kadar düzenli ve şirin olur eminim diyeceksiniz!

  • Hırvatistan: Turkuvaz ve Plaj mı Bakmıştınız?

Hırvatistan hala Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde diyebiliriz. Bu nedenle fiyatlar hala Schengen Bölgesi’ndeki pek çok ülkeninki kadar yüksek değil. Eğer Schengen Vizeniz ya da yeşil pasaportunuz varsa ülkeye rahatlıkla girebiliyorsunuz. Eğer sadece Hırvatistan’a gitmek isterseniz ise ayrıca vize almanız gerekiyor. Tabii ki yeşil/hususi pasaport için vizeye ihtiyacınız yine yok…

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyıları son zamanlarda pek çok turistçe bilinir ve ziyaret edilmek istenir hale gelmeye başladı bile. Benim sadece şu dediğim yerleri (Krka Ulusal Parkı, Dubrovnik, Pula, Hvar Adası, Plitvice Ulusal Parkı, Rovinj en-ilk akla gelenlerden mesela…) Google’da bir aratın ve bir an önce kendinize bir bilet edinip buraların da tadı tuzu turistler yüzünden iyice kaçmadan Hırvatistan’a koşun hemen derim!

Hırvatisant’ın sahillerini geçersek,  başkenti  Zagreb bile çok küçümsenen ve unutulan bir şehir diyebilirim. Hatta Avrupa’daki Noel pazarlarının meraklısıysanız ve eğer kış tatili için düşünüyorsanız denize girmeden bile de Hırvatistan’a bayılabilirsiniz diyebilirim. Tatlı mı tatlı pek çok pazarı, yıl başı öncesi bol aydınlatmalı harika binalara Ankara’nın ayazlı havasını hatırlatan o soğuğunu bile katlanılabilir bulabilirsiniz çünkü dünyanın en güzel sıcak şarabını (özellikle sıcak beyaz şaraplarını denemelisiniz!) ya da sıcak çikolatasını bu ülkede içebilirsiniz, yani emin olun o soğukta bile her anlamda ısınabilirsiniz…

Ayrıca, Avrupa’da Türk damak tadına en çok hitap eden mutfaklardan biri kesinlikle Hırvatlar’ınki diyebilirim. Çünkü insanlar etnik köken olarak da zaten Bosnalılar ile akrabalar, bu durumda Balkanlar’daki sevdiğiniz lezzetleri ve daha üstünü de bulmanız mümkün diyebilirim. Ben Hırvatistan’da özellikle börekleri ve tatlıları görünce kendimi kaybetmiştim…

Ayrıca açık ara farkla (beklemezsiniz ama) Akdeniz’in en dengeli, arkadaş-canlısı insanları kesinlikle Hırvatlar! Şöyle söyleyebilirim ki, Akdenizli olup benim hala iletişimimi devam ettirdiğim-ettirmeye özen gösterdiğim arkadaşlarım ne İspanyol , ne Yunan ne de İtalyan; çoğu hala Hırvat!

Birisi bana ”şimdi Avrupa’dan bir ülke seçme hakkın var seni oraya göndereceğiz, nereyi seçersin” diye sorsa sanırım Hırvatistan derdim. Kendisiyle hesabımız bitmedi!

  • Ukrayna: Siz Onu Çok Yanlış Anladınız

Ukrayna’yı ne yazık ki batırmak üzere bazı Türk  erkek cinsiyetli şahsiyetler (kusura bakmayın bunda hemfikir olmak zorundayız!) Dünyanın en az kazanan fakat en görgülü, eğitimli, ince ruhlu insanları Ukrayna’da pek fazlaca diyebilirim. İnsanından mimarisine kadar bu incelik Ukrayna’nın pek çok yerine işlemiş durumda fakat günümüzde sadece eğlenmek için ucuz ülke olarak görülüyor olması ve ne yazık ki toplumumuzu berbat şekilde temsil edenler (daha doğrusu edemeyen) yüzünden Türk insanına bakış açıları çok daha kötü hale gelmeden bu güzel ülkeyi ziyaret ediniz derim.

Üstelik vizeye de ihtiyacınız yok!

  • Gürcistan: Hemen Dibinizdeki Cennet Ülke

Gürcistan’ı eskiden beri iyi bilenler en çok ‘’nerede o eski Gürcistaaan’’ demeye başladı bile listede görür görmez değil mi? Gürcistan özellikle de Batum ve civarı sanıldığı kadar uygun fiyatlı bir ülke olmaktan her geçen gün çıkıyor ve bilin bakalım bunun sebebi ne? Biz Türkler… Eğer biraz daha yaşandığını hissettiğiniz karmaşık sokaklar görmek, damak tadınıza kesinlikle uygun olacak harika yemekler tatmak, çok uyguna eğlenmek ve biraz da Sovyet izleri barındıran binalar görmek isterseniz Gürcistan’a gidiniz efendim. Konaklamanın  için ödediğinize baktığınızda iyi bir hizmeti çok uygun fiyata elde ettiğinizi söyleyemem fakat yine de değer. Çünkü Gürcistan’da Karadeniz’e girebileceğiniz harika plajlar da var onu da eklemeden geçmeyeyim.

Üstelik Gürcistan’ı hiç tahmin etmediğiniz kadar yeşil bulacağınıza eminim. Bizim Doğu Karadeniz Bölgemizi yer yer andıran görüntülerin yanında yüksek-daha kayalık dağları itibariyle biraz daha farklı ve bilinmeyen/tahmin edilemeyen bir coğrafyaya sahip diyebilirim. Fırsatım olunca ben Gürcistan’ı baştan sona gezmek isterim, eminim pek çok kişi de ister ve göreceklerini hiç ummamıştır.

  • Tayvan: Hala Yeterince Ziyaret Edilmemesi Şaşırtıcı Ülke

Tayvan’ı Avrupalı turistler bir Flipinler ya da Tayland kadar keşfetmemiş durumdalar henüz. Ülke en kuzeyinden güneyine ne ararsanız var diyebileceğim bir ülke. Avrupa’da popüler destinasyonlar için harcayacağınız bütçenin bir kısmını Avrupa uçak biletinizin üstüne ekleyebilir ve Tayvan’a kampanyalı bir dönemde uçak bileti kovalayabilirsiniz. Oysa siz (herkes değil tabii fakat çoğunluk) Uzak Doğu deyince biraz çekiniyorsunuz ve bir Avrupa’ya filan gitmek kadar kolay bulmuyorsunuz değil mi?

Ben her zaman 15 günden fazla vakti olanlara dinlenmek ve biraz keyif yapmak istiyorsa Avrupa’ya değil Uzak Doğu’ya gitmesini öğütleyen biriyim çünkü ilk başlarda çok büyük masraf gibi düşünülen ve gözünüze batan o uçak biletleri emin olun gittikten sonra yeme-içme-konaklama masraflarınızı alt alta topladığınızda ve Türkiye ile kıyasladığınızda gözünüze hiç de batmamaya başlayacak. Fakat burada tabii ki hangi ülkeye de gideceğinizi de iyi seçmeniz lazım. Ben Uzak Doğu’nun pek çok ülkesini görmüş biri olarak diyebilirim ki Tayvan’a hazır bir turist akımı yokken NET gidiniz. Fiyat-performans açısından ne kadar memnun kalacağınızı da zaten size uzun uzun ‘’neden Tayvan’a gitmeliyiz’’ temalı şu yazımda anlatmıştım.

  • Litvanya: Asıl Avrupa!

Baltık ülkelerine yaptığım övgülerimi şu yazıda topluca bulabilirsiniz. Hatta Baltık’ta Litvanya ile birlikte sizi yormayacak Letonya, Estonya ve Finlandiya’yı da kapsayan bir tatili nasıl planlayacağınızı da orada fazlasıyla anlatmıştım. Ama asıl Litvanya’ya gelirsek…

Litvanya’yı sadece Sovyet Dönemi Rus izleri taşıyanbir ülke olarak hayal ediyorsanız yanılıyorsunuz! Litvanya kendine ait derin bir kültüre-dile, ilginç etnik farklılıklara (mesela Karay Türkleri ve hikayesi ), refaha sahip bir ülke. Üstelik Baltık ülkeleri arasında fiyatların pek çok şeyde en uygun olduğu ülke. Litvanya’nın coğrafyasına , o engin çayırına-çimenine, yazın giderseniz gündüzün uzunluğuna, hiç beklemediğiniz ‘’anaa asıl Avrupa burasıymış ya’’  (bnz: başkent Vilnus rehberi ve anlatmama sıra gelemeyen müthiş Kunas şehri!) diyeceğiniz mimarisine, her köşede karşınıza çıkan kocaman mabetlere, kiliselerine (oldukça dindar bir toplum) ve asıl yeşilime ba-yı-lacak-sınız ve ülkeyi eleştirebileceğiniz ya da sizi mutsuz edebilecek/hayal kırıklığına uğratacak herhangi bir şeyle karşılaşmayacağınızı temin edebilirim!

Üstelik Türk Lirası’na çevirdiğinizde bazı şeylerin Türkiye’ye göre de uygun fiyatlı olduğunu gördüğünüzde Litvanya’nın şimdilik sadece Erasmus öğrencileri tarafından keşfedilmiş olmasına şükredeceksiniz!

  • Endonezya özellikle de Bali Adası! (Evet, yanlış duymadınız)

Endonezya dünya üzerinde en çok adaya sahip olan (18000 civarı!) ve sadece Yogyakarta, Lombok ya da Bali Adası’nın bile kendine dünya üzerinde pek çok ülkeden daha çok turist çektiği, çok fazla kültürü-etnik kökeni, yarı ilkel kabileleri içinde barındıran yeşil mi yeşil, dağlık mı dağlık çok güzel, aynı zamanda ilginç bir ülke. Volkanlar, tapınaklar, farklı dinlere ait mabetler, yağmur ormanları, adınızı sanını daha önce duymadığımız bitki ve hayvan türleriyle (mesela Luwak) Hint ve Pasifik Okyanusu’nun ortasında, birazı Kuzeyde çoğunluğu Güney Yarımküre’de her anlamda ‘değişik’bir ülke.

Sanırım Bali Adası Endonezya deyince pek çok kişinin aklına Sulawesi, Borneo ya da Bromo yanardağından daha önce geliyor değil mi? Peki Bali sizde nasıl bir çağrışım uyandırıyor? Masajı, güneşi, yağmur ormanlarını, engin çeltik/pirinç tarlalarını ve bulutu-sisi üzerinden eksik olmayan yüce dağları bir düşünün…

O ünlü, akın akın gidilen, kalabalık Bali Adası öyle sandığınız kadar havalı değil desem? Yani çok havalı, Bali sonuçta… (bi’ kere şu tapınaklara bakar mısınız) her köşesi ayrı harika ama havadan kastım burada o kadar da ‘lüks’ filan değil!

Bali’ye gitmek için bir sürü sebebi size şu yazıda özetlemiştim. Ayrıca, Türkiye’de ne zaman bir yerlere gitsem işletmelerden yakınıyorum ve nedense Bali ile genelde kendimi kıyaslama yapıyor olarak buluyorum desem… Bana özetle yurtdışında tatil Türkiye’dekinden ucuz ve kalitelidir dedirten ve beni Türkiye’deki turizm ahlaksızlığına bir miktar saydıran şu yazımda en çok Bali’nin katkısı vardır diyebilirim. (ne çok şey yazmışım Bali hakkında o şu bu derken fark ettim, sanırım çok beğendiğimi fazlasıyla ifade edebildim)

Bir de daha da iyi bir haberim var. Ne yazık ki Bali’de yaşayan insanlar için acı bir durum, bazıları yaşadıkları muhiti her an patlamaya hazır olan Agung  Yanardağı yüzünden boşaltıyor fakat siz bu durumu hem bir avantaja çevirebilir hem de bu dönemde Bali’ye giderek Bali’de şu sıralar duran turizme katkıda bulunabilirsiniz. Yani demek istiyorum ki, Bali çok büyük bir ada ve yanardağın tehlike oluşturduğu alanlar aslında çok kısıtlı bir bölgede ve olan sadece ne yazık ki civarında yaşayan insanlara oluyor. Üstelik turistler paranoyakça ya bize bir şey olursa diye tatlı canlarını tehlike ihtimali ile aynı cümlede kullanmak istemediğinden o kalabalık Bali Adası pek bir tenhalaşmış, oteller ve turistik mekanlar ise müşteri çekebilmek için fiyatları inanılmaz düşürmeye başlamış! 2018 yılı Bali’yi görmek için en iyi dönemlerden bile olabilir yani… Gidip 10 dolara baştan aşağı Bali Masajı yaptırıp, gecesi 20 Dolara yağmur ormanlarına bakan bir sonsuzluk havuzu bulabilir ve günlüğü 30 Dolara (yakıt da dahil) yerel bir hem şöför hem de rehberiniz olacak kişi ile Bali’yi tropik meyvelere bile gerek kalmadan tadından iyice yenmez bulabilirsiniz!

  • Portekiz: Avrupa’da Nereye Gidelim Diyenlere Verdiğim İlk Cevap

Gelelim Avrupa’daki ennn favori ülkeme: Portekiz… Ben illa da Avrupa’ya gitmek istiyorum, biraz sıcak da seviyorum diyenlere kesinlikle o zaman Portekiz’e git madem diyorum. Üstelik bir İtalya, Fransa kadar kalabalık-pahalı olmamasına, yemenin- içmenin-konaklamanın İspanya’dan bile uyguna gelmesine ama yanında size Okyanus’a nazır inanılmaz bir tatil sunmasına ne demeli?

Portekiz’e yazın giderseniz üstelik her zaman sandığınız kadar sıcak olmadığını da söyleyebilirim. Baştan aşağı Portekiz coğrafyasını gözlemleyebilmiş biri olarak diyebilirim ki bu ülkede ne ararsanız var! Hatta size Portekizliler ve Porto övgüsü yaptığım seyahat rehberine de bakabilirsiniz. Bir gün vaktim olursa/ona sıra gelirse hayatımın bir dönemi yaşamak isteyeceğim başkent Lizbon için de ayrıntılı bir rehber hazırlamayı düşünüyorum.

Öyle Porto filan deyince kulağa üstelik havalı da geliyor değil mi? Gidin ve J. K. Rowling’in Harry Potter’ı yazmaya başladığı Porto şehrinin ruhunu, serin havasını tadın,dünyanın pek çok yerinde görebileceğiniz ‘egg tart’ların Lizbon’daki meşhur Pateis de Beleim Pastanesi’nde orijinali tadın, nehrin okyanusla  buluştuğu kısımda günbatımını izleyin ve ruhu olan sokaklarında arnavut kaldırımlar üzerinde masa-sandalye atmış bir kafede kahvenizi için,  lokal kiraz likörlerinden ayaküstü deneyin, kesinlikle başkente uğraşmışken en az 1 gününüzü Sintra’ya ayırın, Lizbon’un yokuşlu Alfama sokaklarını Fado dinleyerek gezin, Lizbon’u yer yer çok daha düzenli bir İstanbul’a benzetin, seramiklere-hediyeliklere hayran kalın ve Portekiz’e aşık olmuş olarak geri dönün! Kısaca saymakla bitmeyecek kadar güzel ve eğlenceli, güler yüzlü insanlar ülkesi Portekiz… Ama aman ha İspanyolca konuşmayın ya da İspanyolmuşlar gibi davranmayın!

Porto'nun tarihi kısmı Ribeira

Son olarak tekrar Avrupa’yı gezmeye nereden başlayalım diyenlere hep verdiğim cevabın  Portekiz olduğunu  belirteyim!

  • Polonya:  Neler Var Neler…

Eğer yine gerçek bir Avrupa arıyorsanız ve biraz da tarihe(günümüz-2.Dünya Savaşı-Soğuk Savaş özellikle) meraklı iseniz ya da eğlenceye düşkünseniz kesinlikle Polonya’ya gitmelisiniz. Lehler’in kendine ait derin bir kültürü, dili ve birikimi var. Üstelik Avrupa’daki en büyük Yahudi toplulukları gettolarında hala Polonya’da hayatta. Almanlar’ın vahşiliğinin izini sürebileceğiniz  toplama kampları Polonya’nın o masalsı şehirlerinin hemen az ötesinde….

Ulaşımdan yemeğe, konaklamaya kadar oldukça uygun fiyatlı bir ülke Polonya ve bazı şeylerin fiyatını (özellikle ulaşım) Türkiye’ye göre çok daha uygun bulabilirsiniz. Gidin savaşın izlerine rağmen bir kısmı onarılmış-ayakta olan başkent Varşova’yı, kesinlikle Krakow’u (gitmişken kesinlikle, ne yazık ki tüylerinizi ürpertecek Auschwitz toplama ve çalışma kampını da gidin. Auschwitz’i şurada her ayrıntısını da yazmıştım hatta) ve Wroclaw’ı ziyaret edin.

Hatta zamanınız olursa biraz daha kuzeye çıkın ve Baltık kıyılarına da bir bakın Poznan ve Gdansk ‘ı ziyaret edip bana bi’ ‘’oo buralar da çok iyimiş sen de gel’’ deyin.

  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeri: İtiraf Edin Kıbrıs’ı Hep Pahalı Bilirdiniz, Değil Mi? Ama 10 Numara Olmayı Hak Ediyor!

Size farklı bir ülke gibi gelmedi herhalde fakat burası farklı bir ülke…. Evet, Türk Vatandaşı olarak Güney kısmına geçemeyiz fakat gidip zaten plajın-dağın-tarihin en alası olan kuzeyde cirit atabiliriz.

Yurtdışına gitmeye dil nedeniyle çekinenler,  gezmeyi sadece paraya bağlayan yazlıkçılarımıza ya da her sene Fethiye’de aynı koylara giden kampçılarımıza diyorum ki gelin az daha güneye ve biraz daha farklı bir kültürü-hayata bakışı tadın.

Etnik olarak Kuzey Kıbrıslılar Türkiye’den göçmüş olsa da Kıbrıs’ın insanlara-çeşitliliğe- görüşlere çok daha fazla saygılı olduğunu, hayatı aceleyle yaşamaktan ziyade Avrupalılar gibi keyif alarak yaşadığını söyleyebilirim .

Kuzey Kıbrıs üstelik Ankara, İzmir ya da İstanbul’dan 60-80 tl’ye gidiş-dönüş uçak bileti alabileceğiniz, üstelik yanıbaşımızda olan dünyanın en güzel adalarından biri. Türkçe konuşurken, arada aksana hayret edip bazen gülerken gelin ve hayata bakışı çok katı biriyseniz görüşünüzü biraz değiştirecek vizyonu oldukça geniş insanlarla Kıbrıs’ta tanışın.

Girne gezi rehberi

Ve…

Evet, Kıbrıs kesinlikle Türkiye’den daha pahalı değil! Özellikle içkiye, eğlenceye, deniz kenarında bir restoranda oturup arkadaşları ile zaman geçirmeye düşkün biriyseniz emin olun Kıbrıs pahalı bir ülke değil.  Hele bir de Türkiye’de yaz tatillerinde tatil köylerine gidebiliyorsanız size sorarım neden yapıyorsunuz bunu, gelin bari Kıbrıs’ta denize girin zaten çok daha uygun fiyatlı ve ahlaklı bir turizm ile karşılacaksınız. Ayrıca adada, oldukça uygun fiyata araba kiralayabilir ve adanın inanılmaz doğasını-cennet koylarını-tarihini karış karış gezebilirsiniz. Bu sırada da akaryakıttan Türkiye’de alınan vergileri karşılaştırıp aslında Türkiye’nin çok daha pahalı olduğu sonucuna bile varabilirsiniz. Kıbrıs belki yaşayanlar için ev kirası-su faturası vs yüzünden pahalı ama unutmayın zaten bizden daha iyi kazanıyorlar ve siz yaşamaya değil daha uygun fiyata tatile gideceksiniz…

Benim son tavsiyem hala Kıbrıs’a gitmediyseniz bunun için bahar ya da sonbaharı tercih edin. Böylelikle düşeşe uçak biletinizi alın, hem konaklama ayarlayın kendinize daha uygun bir fiyata hem nispeten tenha iken denize girip serinleyin. Bir hafta sonu ile birleştirebileceğiniz 3-4 günlük bir tatil sıcaktan-kalabalıktan aşırı bunalmadan Türkiye’nin dibindeki bu cennette (cennet deyip duruyorum çünkü Girne’ye bir bakar mısınız lütfen) size çok iyi gelecektir! Eğer yurt dışına gitme/nasıl olacak/dil ile ilgili korkunuz varsa ve size engel oluyorsa, kanınıza seyahat virüsünün girmesi için  KKTC iyi bir başlangıç olabilir.

Üstelik dünya üzerinde ikiye bölünmüş Lefkoşa dışında başka bir başkent daha yok ve tarih meraklısıysanız Lefkoşa hiç de söylendiği gibi sıkıcı ve ‘hiçbir şey yok’ diye nitelendirilecek bir şehir değil, neredeyse Magusa ile yarışacak kadar harika mimari örneklere sahip!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir