Couchsurfing’i aranızda kullananlar vardır belki. Kullanmayanlar için kısaca ‘olayını’ özetleyecek olursak sitenin amacı: Seyahat ederken yeni  insanlarla tanışmak, aynı siteyi kullanan diğer insanlarla birlikte etkinlik düzenlemek ve asıl konaklama masrafınızı hafifletmek için tanımadığınız birilerinin (müstakbel arkadaşınızın) evinde kalarak, seyahatlerinizde tasarruf etmek.

Sık seyahat ettiğim için masraflardan kısmak, bir ülkenin sosyo-ekonomik yapısını daha iyi kavrayabilmek, önyargıları yıkabilmek için;  yani gittiğim ülkenin kültürünü daha yakından gözlemleyebilmek adına benim de sık başvurduğum bir site. Üstelik gerçekten profesyonel olarak siteyi kullanan insanlarla karşılaşmanız mümkün. Hatta karşılaştığınız bazıları hayatınızdan çıkarmak istemeyeceğiniz arkadaşlarınız haline bile gelebiliyor. Özellikle de bol seyahat eden birilerinden ilham alabiliyorsunuz , güzel sohbetler edebiliyorsunuz ve seyahat hakkında bildiklerinizi değiş tokuş edebiliyorsunuz.

Şimdiye kadar (özellikle de blog okuma alışkanlığınız varsa) daha pek çok gezginden evlerinde kaldıkları ile paylaştıklarından memnun kalanları, konaklama masraflarından  ne kadar tasarruf ettiklerini filan duymuş/okumuş olabilirsiniz. Gerçekte de, çoğu zaman evinde kaldığınız ya da sizin kendi evinizde misafir ettiğiniz ‘bazıları’yla (müstakbel arkadaşlarınızla) daha sonra da iletişimde kalabiliyor ve güzel arkadaşlıklar geliştirebiliyorsunuz. Hem de kendi kültürünüzü, kendinizce daha iyi yansıtma fırsatı bulduğunuz ve güven oluşturmaya/güven bulmaya çalıştığınız için de kendinizi-kültürünüzü daha doğru tanıtma ,kimi zaman tanıştığınız insanların kalıplaşmış yargılarını kırma ya da sahip oldukları yanlış düşünceleri düzeltme fırsatı yakalıyorsunuz. Tabii ki karşılıklı olarak siz de etkileniyorsunuz.

Şimdi iyi hoş şeyleri çok genel olarak özetlemeye çalıştım. Fakat yazının geri kalanında ‘Couchsurfing’i kullanmaya hazır mısınız, sizce ne kadar güvenli, siz kullanabilir misiniz, zaten kullanıyorsanız sorguladığınız noktalar oldu mu gibi herkesin aklına gelebilecek konuları bazı örneklerle(aslında hafif serzenişlerimle) size de sorgulatacağım diyebilirim. Yazının devamında nasıl üye olunur, nerede nasıl kalınır, sitede ….’a nasıl yapılır, referans nasıl yazılır gibi bana göre ıvır zıvır olan teknik konulardan bahsetmeyeceğim onu bildireyim. Üstelik ben bu sitenin tanıtımını yapmakla mükellef de değilim, o nedenle bana Instagram’da olduğu gibi blogta da kişisel seyahat danışmanıymışım ya da Couchsurfing.com’un yardım merkeziymişim muamelesi lütfen yapMAyın! Ben blogta sadece kendi seyahat deneyimlerimi, kendi bakış açıma göre paylaşıyorum.

Önceden de uyarayım, olumsuz şeyleri sıralarken: Amacım ne sizi hayal kırıklığına uğratmak, ne cesaretinizi kırmak ne de kiminize ne kadar şanslı olduğunuzu hissettirmek. Eğer bu siteyi kullanıyorsanız belki bu söyleyeceklerime siz de hak verirsiniz, belki üzerine düşünürsünüz, belki ben de aslında böyle düşünmüştüm dersiniz ya da aklınıza kendi yaşadığınız bir anı gelir. Eğer kullanmıyorsanız da ileride bir gün tanımadığınız birinin evinde kalma işini artı ve eksileriyle tartma fırsatınız olur. Yani amacım, her şeyi çok ponçik gösteren, aslında güvenliği de çok önemseyen(cidden şikayetleri çok ciddiye alıyorlar) Couchsurfing’in dışında gelişebilecek; kültür değişimi yaşayım derken bazen kültür sorgulaması yaşayabileceğiniz durumlara karşı hazırlık olmanız gerektiğini de vurgulamak. Şimdi gelelim zaman zaman rahatsız hissettiğim, bazen de garipsediğim durumlara…

İtiraf: Couchsurfing aslında bana göre değilde en büyük neden; temizlik ve düzen!

Tatillerinizde para harcayarak bir yerlerde konaklıyorsanız, aldığınız hizmetten memnun kalmadığınızda şikayet etme, ‘’paramızla rezil oluyoz arkadaş yaa’’ diye kabalaşma ve en olmadı yerinizi bile değiştirebilme şansınız var. Fakat Couchsurfing’te kaldığınız yeri beğenmeseniz de insanların yaşam alanına saygı göstermek ve uyum sağlamak zorundasınız.

Kendi alışkanlıklarımı ve özellikle de beni yetiştiren annemin ne kadar titiz bir insan olduğunu göz önünde bulundurursam; çamaşır suyunu tatillerde bile yanımda taşıdığımı da size itiraf edersem durumun benim için vahim olduğunu anlarsınız sanırım. Şimdiye kadar kaldığım evlerin çoğunu mikrop yuvası olarak görmeme rağmen, Couchsurfing’te çoğu zaman nasıl bir ulvi dayanma gücü ile kendimi sınamış olduğuma kimi zaman ben bile şaşırıyorum. Yani, birinin evinde kalırken ”ıy yatağın rahatsızdı, ay yerde mi yatacağım, hımm evde sıvı sabun yok mu, bu ne çok bulaşık birikmiş, öf nevresimlerin hiç temiz değil”deme lüksünüz yok arkadaşlar! O zaman yallah otele derler…

Örneğin kaldığım evlerin (hatta kimisi tam/teorik olarak bir ev bile değil) kimi hiç havalanmıyor, kimi aşırı toz kokulu, kimisi eski püskü-lekeli, çok büyük çoğunluğu da kesinlikle dağınık yerlerdi. Aslında koşarak kaçmam gereken çoğu yerde ev sahibine çaktırmadan kendi yastık kılıfımı mı bari çıkardığım çoktur. (ve o kılıfın belli kısmı çarşafa belli kısmı başıma değmeli kullandığım doğrudur. Düşünün yastığıma sarılıp,tersini düzünü düşünmeden yatma rahatlığım yok) Bu kadarla bitmiyor… Banyolarında olabildiğince az bir yerlere dokunmaya çalışıp, kendi eşyalarımın(şampuan vs gibi) altlarına ise işleri bitince atmak üzere peçeteler/poşetler filan serdiğim;  çoğu zaman ise  kanepe, yerde bir şilteden ibaret olan yatakları birer ‘yatak maykı’ yuvası (ne kadar konforlu olup olmadıklarını hiç tartışmıyorum bile) gördüğümü itiraf etmeliyim.

Şu da bir gerçek ki Türkiye’de genel olarak evler çok daha düzenli;  göreceli olarak insanlarımız dezenfekte etmeyi daha iyi biliyor  ve genel olarak Türkiye’de el yıkama alışkanlığı biraz daha fazla bari var. Siz sanıyor musunuz gittiğiniz evde yıkanıp ütülenmiş tertemiz nevresimlerle, kuş tüyü yataklarda filan yatacaksınız? (Evet, bazen böylesi de denk gelebiliyor gerçi) Ben kardeşimin filan bile yatağında yatmazken, İran’da evinde kaldığım eşler, misafirperverliği abartıp kıyak yapıp bana kendi ‘orijinal’ yataklarını verirken ve aşırı ısrarcıyken kıramayıp o yatakta dönmeden uyumak bile aslında benim için nasıl bir işkence düşünebiliyor musunuz?

Siz çok titiz bir insan olmayabilirsiniz ve önemsemeyebilirsiniz de. Fakat benim gibi olan çok kişi var biliyorum ve onlara sesleniyorum, başa gelen çekiliyor… Size gezmek işi tercih meselesi ve bahane uydurmayın diye boşuna demiyorum ben! Hele de bulduğu her yere oturabilen, üstünü başını değiştirmeden evde koltuktan koltuğa yuvaranan ve yatağına pijama dışında herhangi bir kıyafetle oturan, genel olarak özellikle de kalabalık yerlerde kapı kollarını tutarken tiksinmeyen, çantasını tuvalet lavabolarına koyabilen herhangi bir insan, kısaca benden daha temiz olmadığına/olamayacağına emin olduğum fakat kendini aşırı temiz bulup, biraz önce saydıklarıma ıyy mıy diyen pek çok kişi özellikle size diyorum bunu!

İtiraf: Couchsurfing’te başka bir kültürü daha yakından tanımak sizi hayal kırıklığına uğratabilir (uğratmayabilir de tabii)

Couchsurfing evet insanlarla tanışmak-kaynaşmak için. Şimdiye kadar, gezilerim sayesinde çok fazla sayıda yabancı arkadaşım oldu: Çinli’sinden İtalyan’ına kadar… Farklı kültürlere adapte olmayı, insanlardan çok bir şey beklememeyi ama yine de arkadaşcanlısı davranmayı öğrendiğimi düşünüyorum. Ayrıca kime(hangi millete) hangi dozda espri yapılır, ne kadar diyalog kurulabilir, kime yardım edilebilir ve kimden yardım alınabilir onu da bildiğimi düşünüyorum. Fakat bazen beni hala bile şaşırtan sıcak insanlarla karşılaştığım gibi tam olarak ‘gudubet’lerle de karşılaşıyorum.  Aslında kötü niyetli olduğundan değil de daha ziyade kültürlerinden ve o kültürün içindeki ‘bireysel’ olarak kendilerini ifade etme tarzlarının fazla tuhaflığından bu insanları garipsemem. Yani, hep vurguladığım gibi insanlar bireyseldir. Bazen sizi genel kültürel özellikleri şaşırtırken, bazen de kişisel davranışları aşırı şaşırtabilir. (hatta Baltık Ülkeleri hakkında genel bilgiler içeren şu yazımda insan profillerinden daha da detaylı bahsetmiştim) Örneğin en son Baltık gezisine kadar hiç bu kadar soğukluk da görmemiştim, pes arkadaş dedim!

 

Couchsurfing’te işler bitince insanlar birbirine genelde olumlu referanslar yazıp teşekkür ediyor, oysa bazen misafirlik esnasında çok rahatsız edici şeyler de olabiliyor. En basitinden, benim haklarında fazla olumlu bir şey göremediğim bir aileye yuvarlak cümlelerle iyiydi hoştu yazmak zorunda ben de kaldım. Sonuçta evlerine bir yabancı kabul ediyorlar, gidip saç başa girmiyoruz tabii ki ama ortada olumlu olarak nitelendirebilecek bir durum da yok ve aslında referans yazmak istemesem de karşı taraftaki lütfen yaz dediği için kırmayıp yazmak zorunda kaldım.  (bu arada karşı taraf da size referans yazmadan ilk etapta hakkınızda ne yazıldığını göremiyorsunuz, bu durumda siz farklı şeyler söylerken diğeri bambaşka şeylerden bahsebiliyor da. Bir taraf teşekkürleri uzun tutarken diğerleri ‘iyiydi’ yazıp bitirebiliyor) Litvanya’da evinde kaldığım aile örneğin; arkadamdan Elif ile sohbet etme fırsatımız da oldu filan demiş. Ben hiç hatırlamıyorum desem! Şöyle anlatayım: evlerine vardığımda (bunlar karı-koca) geç bir saatti ve kadın başı ağrıyormuş yatmışmış, ertesi gün 07:30’da işe gideceğim dediği için beyimizle birlikte evden çıktık, ben sokaklara o işine… Hanım aslında hala darmadağınık köhne evinde…(kadını hiç görmedim) Eve döndüğümde adam ”Elif sen gidersen biz de çıkabiliriz artık, babamın doğum günü onu kutlamaya gideceğiz” dedi. Eve dönmek için bu arada 18:00’da evde olacağım ben dediği için o saati bekledim; Kaunas gibi ‘minik’ sayılabilir bir şehirde 30000’e yakın adım attım ve tam o belirttiği saatte de evlerine gittim. Bu sırada kendisi bana birnan önce defolmam için taksi çağırdı ve gelmesi 4-5 dakika sürdü. Bu sırada konuştuk! Ama bayağı bayağı sohbet etmişiz ya meğersem, vay arkadaş…

Başka bir örnek… Helsinki’de, 7 çocuklu, çılgın, istifçi, sadece Finlandiya’nın değil dünyanın en garip ailesini bulmuşum sanki… Evlerini bir görseniz, nerede ne eşya var, sayısını/yerini biliyorlar mı acaba, kadın nasıl 5 dil (İngilizce, Fince, İsveççe, İspanyolca ve Fransızca!) bilip, öğretim üyesi olup, 7 çocuk, 2 eş sığdırabilmiş hayatına diye hala sorgulamadan edemiyorum. Birlikte Suomelinna’ya gidelim diyor, ben de sanıyorum ki sohbet muhabbet edeceğiz, ay ne tatlı. Yolda çocukların ihtiyaçları ve benden çaldıkları zaman bitmiyor… Neden bu kadar dert ediyorum durumu, çünkü Finlandiya gibi aldığım her oksijen molekülünün para kaybı olduğu bir ülkede cimrilikte son noktaya gelmiş durumdayım da ondan. ”Çocuklara söz verdim dondurma alayım, sen de istersen kendine kahvaltı için bir şeyler al” diyor canım. (yanlış anlaşılmasın o ısmarlamıyor, zaten öyle bir şey olamaz da). Suomelina’ya varıyoruz çocuklar tuvalete gidiyor, çocuklarla denizaltına giriliyor, ben kök salmak üzereyim çünkü yetmezmiş gibi bir de fakir olduğumu yüzüme vuruyor adeta. ”Biz giriyoruz, sen kal bence çünkü benim kredi kartımla bedava giriş, çocuklara refakat etmem de lazım. Zaten çok bir şey olduğunu sanmıyorum içinde, boşuna 7 Euro verme Elif’çiğim”ler filan… Neyse ben çocuklardan birini Baltık’ın lacivert serin sularına atmadan iki yaşındaki en küçüklerden biri uyuyakalıyor, on yaşlarındaki siyahi kızı(ilk eşten) acıktım diye mızmızlanıyor, dört yaşındaki diğeri de yorulup uyumak istiyor da beni ve günümü rahat bırakıyorlar.

Ertesi gün evden ayrılıyorum, kaldığım ‘müştemilat’tan evin yukarı katına çıkıp diyorum ki ”esen kal …”, kendimce vedalaşıyorum… Kadın o sakin ve huzurlu gülümsemesiyle ”seninle tanışmak güzeldi, oldu o zaman iyi günler” diyor. Hani ay çıkıyor muydun, dur ben seni geçireyim filan gibi bir cümle ortada yok, eylem de yok. Bilmiyorum bu anlattığım şeyler bir tek bana mı garip geldi? Ben insanlara yoğun şekilde bağlanan ya da öyle hemen derin duygular besleyen bir insan değilimdir ama sanki bir çeşit soğukluk, bireysel bir toplumda var olmanın ötesinde sanki biraz ‘garip ve görgüsüzce’ gibi geliyor bana bu yaptığı. Oysa Finliler bu kadar soğuk insanlar değil. Neyse bireysel deyip geçiyorum… Tabii olaya bu kadar olumsuz bakma sebebim o gezi esnasında fena hastalandığım yetmezmiş gibi, kadının yeni aldığı şişme yatağın delik çıkmasıyla (ya da en minik velet üzerinde yarım saat zıpladığından delindi), gece boyunca havasının inip sabah kendimi zemine uzanmış gibi bulmam ve sonraki bir hafta boyunca sesimin çıkmaz hale gelmesi olabilir.

Ama işte otelde filan kalsanız yüzünüze yalandan da olsa gülüp sabırla sizi dinliyormuş gibi yapabilir görevliler. O yüzden bu kadar çocuk gürültüsü çekmeye değer mi, acaba kültür/aile yapısı gözlemleyeceğim derken yanlış bir nokta atışı mı yaptım diye hala düşünmeden edemiyorum.

İtiraf: Couchsurfing pek çok açıdan güvenli olmayabilir

Bazen kişilerin profili ya da hakkında fazlaca olumlu referans olması ne yazık ki bir şey ifade etmeyebilir. Milletinize ya da size duyabileceği kişisel ilgiye göre tavırlarında değişiklik olabilir. Şüphelendiğiniz profiller varsa hatta, bunları kesinlikle şikayet edin. Örneğin ırkçı, cinsiyetçi ve tacizci yaklaşımlar hakkındaki şikayetleri  çok ciddi değerlendirmeye alıyorlar ve o kişilerin siteye erişimini bilinen-eski bir profil olmasına rağmen acımadan engelleyebiliyorlar.

Güvensizlik ya da tehlike çok farklı şekilde olabilir…

Mesela Letonya… Bir anne-oğulun evinde kalıyorum. Çocuk da annesi de kesinlikle normal değil, hatta çocuğa şizofreni tanısı koydum fakat hangi çeşiti olduğunu tam kestirebilmek için 2-3 gün daha kalmam gerekiyordu, ciddiyim.

Sonra İran… Yanında kaldığım kişi sürekli omzuma ya da bacağıma dokunarak konuşuyor ve defalarca uyarıyorum,  çünkü en nefret ettiğim şey dokunarak ya da el şakası yaparak konuşan insanlardır. En sonunda sesimi yükselterek, bunun bir taciz olduğunu söylüyorum. Ne yazık ki doğu kültüründe kadınların ‘hayır’ kelimesini cilve/naz olarak algılayan bu insanların çok masum olmadığını herhalde bir ben düşünmüyorumdur? Neyseki oranın İran olduğunu ve sesimi yükseltirsem bana kesinlikle yardım edebilecek birilerinin olduğunu, en kötü ihtimalle ahlak polisinin durumu fark edeceğini biliyorum. (çünkü İran’da başkasının evinde kalamazsınız normalde ve fark edilirse başlarına bayağı çorap örülür) Başıma gelebilecek en kötü şey muhtemelen zamanımın bir kısmını polise açıklama yapmakla geçirmek olur. Fakat sesimi birilerinin duyacağı şekilde daha da yükseltmem halinde durum karşı taraf için çok ciddi yaptırımlar yaratabilir. Bu nedenle gittiğiniz yeri, şehri, kültürü, oradaki tepkileri de bilmeniz gerekiyor. Örneğin, bir Amerikalı size dokunarak konuşuyorsa bu direkt tacizdir ve daha da rahatsız olmanız gerekir, durum çok tehlikeli boyuttadır diyebilirim. Nasıl korkmadın demeyin, oranın İran olmadığını bilsem ve doğudaki dokunarak konuşma cıvıklığını Türkiye’de de olağan bulan insanlarla karşılaşmasam kesinlikle çok daha fazla korkardım. Yerimde bir Avrupalı olsa kesinlikle kalp krizi geçirir. Fakat dediğim gibi sesimi yükseltmem halinde yardımsız kalmayacağımı ve zihniyetin ‘hayır’a yaklaşımını bildiğim için sadece sert bir dille uyardığımda sonuç alabileceğini biliyordum. Aynı durumu, Avrupa’da ya da ABD’de yaşayamam, uyarıya rağmen hala maruz kalırsam da iş ciddi boyutta tehlikelidir demek.

İtiraf: Couchsurfing gittiğiniz şehirde zamanınız kısıtlıysa pek uygun değil

Genel olarak siteyi cidden profesyonel kullananlar olduğu gibi, site ‘öylesineler’le de dolu… Örneğin ben günde 3-4 adet Türk, haftada 1-2 Hintli-Pakistanlı’nın tanımadan etmeden, eskiden Facebook’tan insanları eklemeye çalışan insanlar gibi arkadaşlık isteği göndermesini reddedip, haftada en az 10 insan bloklamak zorunda kalıyorum.

Kaldığım yer için seçici davranmama rağmen (ki şu tacizcinin mesela 70’ten fazla referansı var!) kişilerin sahip olduğu refaranslar bile aslında çok büyük bir güvenilirlik göstergesi olmayabiliyor. Veyahut siz seçici davranırken, karşı taraf daha da beter kılı kırk yarıyor ve sanki iş mülakatı yapar gibi abartılı sorular, detaylar sorup her şeyden bir anlam çıkarabiliyor (Örneğin Danimarka’nın yerellerinden göçmenine kadar hepsi)  Bu nedenle Couchsurfing meselesinin beni bazen yorduğunu ve bazen parası neyse verilip bir hostelde/otelde kalmanın çok daha az zaman kaybına yol açacağını düşündüğümü söyleyebilirim. En azından bundan sonra benim kararım Couchsurfing’i cidden profesyonel olarak sık kullandığını bildiğim (örneğin Japonya) ülkeler dışında özellikle de zamanım kısıtlıysa kullanmamak. Çünkü 1-2 gün zaman ayrılan yerlerde ev sahibi-misafir arasında iletişim geliştirmek zor olduğu gibi; buluşmak, bazen düzgün tarif edilmemiş bir evin adresini bulmak, ev sahibinin saatlerine kendinizi adapte etmek, gezeceğiniz yerlerin etrafından uzak kalmak oldukça yorucu hatta bazen hostelden daha masraflı bile olabiliyor.

Bütün bu olumsuzluklar yanında gerçekten çok uzun süre sohbet ettiğim, yanlarında sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissettiğim, hatta onlar sayesinde çok kısa zamanda daha verimli bir şekilde gezebildiğim insanlar da oldu. Örneğin, tren biletlerinin pahalılığı nedeniyle gitmekten vazgeçtiğim Liechtenstein’a, beni İsviçre’de evinde kaldığım bir kadın götürüverdi. Tanıştığım pek çok kişiyle de hala haberleşip, hal-hatır sorup, dünyanın herhangi bir yerlerinde tekrar görüşebilme ihtimali üzerine konuşuyoruz. Hatta bazıları ilk andan itibaren sanki daha önce de tanıyormuşum gibi hissettiren ve uzaktaki çok yakın arkadaşlarım hala.

Demem o ki, Couchsurfing, gezmenin maddi zenginlikten ziyade bir tercih meselesi olduğunu anlattığım şu yazımdaki gibi tamamen bir tercih, planlama meselesi…Artık tercihinize, bakış açınıza hatta biraz da şansınıza kalmış… Şans derken de; Almanya’da evinde kaldığınız Hintli beklenmeyecek derecede temizken evdeki köri kokusu migreninizi tetikleyebilir de; diğer bir Alman şehrinde evinde kaldığınız Mısırlı oldukça pis evinde sizi harika bir yemek yapmış şekilde sofrada bekleyip, siz tatlı ve meyve yerken de o bulaşıkları yıkıyor olabilir de…. (ikisi de gerçek) Başka bir evde karşınıza evin tatlı kedisi çıkabilir. Siz artık kedileri sever misiniz sevmez misiniz bilemem tabii…

Evet, Couchsurfing fazlasıyla risk içeriyor, her zaman güvenli olmayabilir, kültürel anlamda şok yaşatabilir, bir miktar zaman kaybettirebilir… Fakat, asıl konaklamada tasarruftan ziyade de sizin işlerinizi kolaylaştırabilir, arkadaş edinmenize yardımcı olabilir, size bir kültürü yakından gözlemleme şansı da verebilir. İsterseniz siz hiçbir yere gitmeden ayağınıza dünyanın dört bir köşesinden misafirler de gelebilir (kendisi hiç yurtdışına bile çıkmamış çok insan hobi olarak insanları misafir ediyor evinde, ciddiyim) … Böyle işte.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir