fas pis midir, pahalı mıdır, insanları nasıldır

Fas güzel aynı zamanda zor bir ülke… Bir ülkeye giderken zamanınızı ayırıyor, üstüne hayal kuruyor ve belli bir bütçe oluşturuyorsunuz. Özellikle de zamanınız kısıtlı ise o ülkeye varmadan kaba hatlarıyla da olsa iyi ve kötü yönlerini bilmek istersiniz diye düşünüyorum.

Oluşturulan turizm algısı gerçekten de bir ülke hakkında henüz gidip görmeyenlerin bir fikir sahibi olmasında çok etkili. Örneğin İran, ABD menşeli haber kaynakları nedeniyle çok korkutucu bir yer gibi görünüp, insanları korkutsa da; Fas bir zamanlar Fransız sömürgesi olmasının ve İspanya’ya çok yakın olması sebebiyle Avrupalı turistlerce hak ettiğinden de fazla değer verilen bir ülke bence. Tüm bu Fas hakkındaki bence fazla pozitif hava oralara gidenlerin iyi araştırmamasından, kendi seyahatlerini iyi göstermek istemesinden ve insanın dünyayı gördüğünden ibaret sanmasından, dünyada başka neler olabileceğini tahmin etmeden bir yeri ‘en güzel-en iyi’ şeklinde ifade etmesinden ileri  geliyor gibi geliyor bana.

Bir de günümüzde yadsınamaz bir gerçek var: Sosyal Medya… Sosyal medyada insanlar hep mutlu anlarını-en güzel fotoğraflarını paylaştığında, diğer insanlarda o kişi çok mutlu ya da gidilen yer harika gibi bir algı yaratıyor.

Yakın zamanda Fas’a gitmiş biri olarak ben her yönüyle Fas’ı anlatmak istiyorum daha çok, tıpkı İran’ı şu yazımda farklı açılardan ele almaya çalıştığım gibi. Yazdıklarımdan insanları korkutuyorum gibi sonuçlar çıkarmayın, fakat gitmeden önce Fas hakkında bilinmesi gerektiğini düşündüğüm şeylere de bolca yer verdiğimi itiraf edebilirim. Bunun sebebi ise Fas’a gitmeyi düşünenlerin bir de farklı açılarını dinlemesi gerektiğine inanmam.

Dünya oldukça büyükken ve geriye kalan 195 ülke içinde elbet herkese göre bir yer bulunabilecekken herkes Hindistan’a, Mısır’a, Peru’ya ya da Fas’a gitmek zorunda değil, değil mi? Varınca şok yaşamamak ya da hayal kırıklığına uğramamak için bazı şeylerin önceden bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin ben, iyi araştıran biri olmama rağmen Fas benim bile beklentimin ötesinde kalabalık(üstelik ağustos ayı, en sıcak ve en az yoğun olduğu dönemlerden) ve pisti. Yani Fas renkli duvarları, işlemeli kapıları, harika mozaiklerinin dışında başka belirtilmeyen güzel özelliklere de sahip olan ve nedense olumsuz yönleri hakkında pek yorum yapılmayan bir ülke.

Bu arada ben olumsuzluklardan (ki kişinin bakış açısına göre değişir) da bahsediyorum diye sakın Fas’ı beğenmediğimi sanmayın. Sadece belli bir takım sıfatları da bir yerleri nitelendirmek için kullanmam burayı kötü olarak kestirip atmak için yetmez. Ama tek başına kadın seyahatten bahsedenleri Fas’a alayım görsün hanyayı konyayı diyorum o derece… Nitekim beni de çok yordu. Burası zorluklarına rağmen yine de ileride tekrar gitmek isteyeceğim bir ülke çünkü ilginç portreler ve görüntülerle dolu; garip, mistik ve ormanından çölüne, kuzeyinden güneyine çok farklı coğrafyaya sahip. Bir İran, Endonezya ya da Tayland kadar insana derinlik katabileceğini düşündüğüm bir kültürü bence yok, Berberi yaşamı ile küçük yerel giyinimli gruplardan ibaret sanki ama yine sadece görüntü olarak bile sunduğu zenginlikler yadsınamaz.

Öte yandan Fas’ı  Fas yapan da zaten sanki 300-500 yıl öncesine gitmişsiniz havası yaratan ‘ilkelliği’ (doğru kelimeyi bulamadım, gayri medeni, hafif uygarlaşmamış….) Bu zihniyetlerini nasıl yumuşatarak nitelendirebilirim bilmiyorum ama ben gezdiğim diğer ülkelerle kıyasladığımda gerçekten çoğu açıdan pek derinlik göremiyorum, çünkü insan değil para-sever, fazla tacizci, bir miktar kaba ve gerçekten de biraz ırkçı diyebileceğim genel(elbet herkes demiyorum!) hakim bence ülkede. Ama tüm bunlar ülkeyi daha otantik de kılıyor olabilir size göre…

Şimdi soruyorum bakalım, siz Fas’tan ne beklemiştiniz, nasıl bir Fas’a bakmıştınız? Bakalım benim bu sayacaklarımda size farklı gelen ya da beklentiniz ötesinde bir şeyler var mı…

(Bu arada olumsuzluklara insanlar daha çok odaklanıyor, oysa olumlu şeyler de sıralayacağıma dikkat etmenizi isterim)

Fas En Özetle, Başta Kaotik Bir Ülke

Fas gerçekten kaos içinde. Düzenli bir yer bulmanız çok zor. Ülke çok kalabalık, oldukça pis sokaklı ve değişik değişik hiçbiri birbirine bence benzemeyen insanlarla dolu. Daracık labirent gibi sokaklarında, 53 kişi birden üstünüze doğru yürüyormuşçasına karşıdan gelirken, bir anda bir de katırların önünüze çıkmasıyla buraya kaotik dememeniz imkansız sanki.

Fakat bir yanda harika canlı renkteki tozlarla boyadıkları kapılar, duvarlar, yağlı boya tablosu gibi duvar resimleri olan evler var. Belki de, zaten Fas sokakları bu kadar pis ve düzensiz olmasaydı, ülke bir oyun parkı ya da yapay bir açık hava galerisi gibi görünürdü. Çoğu labirent gibi eski şehirlerinin (Medina deniyor) sokaklarında fazlasıyla ses, renk, insan var ki bunlar da fotoğraf çekmeyi sevenler için inanılmaz fırsat yaratıyor.

Hassas Bir Mideniz Varsa, Fas Hiç Size Göre Değil!

Fas’ta çok güzel yemekler var aslında. Ancak nasıl yapıldığını ya da nereden geldiğini görmezseniz oldukça uygun fiyata doymanız mümkün diyebilirim.

Hele de Fez (Fes)’de çarşının ortasında takılara bakarken bir arka sokakta kendinizi bambaşka bir yerde bulabilirsiniz. Mesela çarşının ortasında tavukları yolan insanları ya da kasap köşelerinde etleri tırtıklayan kedileri, saçılmış sakatatları, güvercinlere takla attıranları, hemen karşıda da simsiyah tırnaklarıyla ekmek taşıyanları tek tek yetmezmiş gibi bir de bir arada görürseniz yemekler konusunda fikriniz değişebilir gibi sanki. Yani sosyopat değilseniz, fikriniz kesin değişir ya bunları bi’ düşününce…

Balıkçının duvarının dibinde uyuz kapmış kedi yavrularından bazılarını faresiyle yanyana uyurken göreceğiniz başka ülke nadirdir sanırım.

Sonra bir de tabakhaneler var… Derilerin üzerindeki kıl tüyü temizlemek için güvercin pislikli (asit yaratıyor) ve çeşitli boyalardan oluşan çukurlara aşinasızdır belki bir yerlerden. Oldukça güzel fotoğraf kareleri veriyor evet ama o kareleri çekebilmek o kadar kolay değil… Deri kokusuna dayanabilmek için bir avuç naneyi durmadan koklamanız, safran pahalı diye sarı kimyasal boyalara girip çıkan insanların halini görmezden gelmeniz, birilerine haraç vererek deri satışı yapan dükkanların terasına manzara için çıkmanız ve çevredeki diğer detayları fazla incelememeniz gerekiyor. (örneğin…’lı dereyi aşağıdaki fotoğrafta almamalısınız iyi manzara için, nasıl Instagram hesabımdakilerden bayağı farklı değil mi bu versiyon :D) Ayrıca, tabakhanelerde başkaca yaşayacaklarınız ve sabır sınamalarınız mevcut ama atlıyorum artık bu kısmı, tamamen farklı bir olay.

Bu arada sanmayın ki öyle market, hazır gıda filan bulursunuz en azından bir şeyler bulup da onları bari yersiniz. Sokak aralarındaki bakkaldan aldığınız ‘yeni’ bir su şişesinin bile dışının yağsı bir dokusu olduğunu ve yaşadığını düşündüğümü söyleyebilirim.

Yani öyle olur olmaz kokudan rahatsız olan, sokaktaki çöpe bakamayan, üzerinde sineklerin uçuştuğu farklı canlılara ait değişik hayvan dışkılarına rastlayınca çok ürkecek biriyseniz, sanki bu detayları da bilmenizde fayda var.

Fas’ta Satın Almak İsteyeceğiniz Milyonlarca Obje Var

Neler yok ki… Alaaddin’in sihirli lambaları,neredeyse uçacak gibi halıları, baharatlar, deri ürünleri, takılar, çeşitli süs eşyaları bir sürü çerçici dükkanlarıyla dolu tarihi pazarları (souq) var Fas’ın.

Gerçekten bir anda bir sürü ıvır zıvır için paracıkları geride bırakabilirsiniz ama yine de korkmayın doğal bir fren mekanizması var, o kadar da değil: Satıcılar sağ olsun size dur diyecek! Fas’ta pazar kültürü ile pazarcılardan ve diğer turizm işlerinde çalışanların dışında başka bir uğraş/meslek grubu yokmuş gibi geliyor bana desem. Satıcılara döneyim…

Pazarcılar da ne pazarcılar… Resmen alacaklı gibi yakanıza yapışıyorlar. Zaten fiyatta da pazarlık ederek çok zaman kaybetmeniz gerekiyor ve pek güvenilir değiller. Bir şey almayacak olsanız bile sokaktan öyle elinizi kolunuzu sallayarak geçmeniz pek mümkün değil. Zorla selam verirler, laf atarlar, cevap vermezseniz arkanızdan bağırarak gülerler, daha gudubetleri de bolca küfrederler. Cevap verirseniz müthiş bir güler yüz ve gel bak dükkana, alma, biz bereket getirdiğine inanıyoruz lütfen ama benim için sadece bi’ bakmayacak mısın derler. Kurtuluş yok… İnsanın bir şeyi alacağı varsa bile hevesini de iliğini de kuruturlar.

Girersiniz dükkana, yine bitmez çene… İki temel soru var ‘’first time in Morocco?’’ (Fas’a ilk mi geliş) ve ‘’Where are you from’’ (nereden geldin?)… O kadar dolmuşsunuzdur ki ebenin nikahından diyesiniz gelir (afedersiniz ama yine hatırlayınca sinirlendim), söylemezseniz, sizi birtakım milletlere benzetir; gerçi zaten nereli olduğunuzu tahmin eder de. Bunları gerçekten çok ilgili alakalı olduğunuzdan sormazlar. Amaç ne kadar para edersin bana demek… Acı ama gerçek. Size milletinize göre fiyatı söylerler ve Türkler’in pazarlıktan anladıkları için dükkandan genelde bir şey almasını da istemezler.

Bu arada Türkiye olunca gülümseme önce daha fazla olur, 3. soru gelir ‘’Erdogan good?’’ (Erdoğan’ı burada da bulursunuz yine…) Orta Doğu Ülkeleri’ne de aşırı sempatileri var fakat ticarette değil de daha ziyade boş konuşmada diyebilirim. Bazıları o kadar paragözdür ki Türk olduğunuzu duyunca yüzü düşer ve o sevimli kişi bir huysuz dedeye  dönüşebilir de, almayacaksan dükkanın önünü kapama dercesine… Yani, ırkçı diyorsam bir bildiğim var. Türkiye’de Arapça konuşuluyor filan sandıklarından iyi davranıyorlar. (O kadar dünyadan bihaberler… Oysa İran’da diyeceğim bak yine, Farsça’ya Türkçe’den geçen kelimeleri bile sıralayabilirler size, o kadar bilinçli ve eğitimliler…) Burada ise 14.yy’da yaşamış, dünyanın en büyük seyyahlarından Ibn-i Battuta’nın mezarının başında (Tangier şehrinde) yatak döşek havalandırıyorlar…

Neyse, ne diyordum? Araplar’a bayılıyorlar, en azından aynı frekansta konuşabildiklerinden bana öyle geldiğini düşünüyorum. Kimseye insan olarak değer verdiklerini sanmıyorum.  Ama paranıza değer veriyorlar, parayı alana kadar ne kadar sarışın bir beyazsanız o kadar değerlisiniz ve sabrı hak ediyorsunuz. Üzgünüm böyle bahsettiğim için ama cidden böyleler… Artık siz gidince ne alırsınız bilmiyorum ama alırsanız ne söylüyorlarsa o fiyatın yarısını söyleyin, Marakeş’te ise üçte birini ve almasam da olur havalarında takılın. Biraz peşinizden koşan koşsun derim. (gerçekten peşinizden koşarlar da, kinaye deyip geçmeyin)

Fas’ta Alçı Süslemeleri, Mozaikler ve Tahta Oymaları Harika

Gerçekten de özellikle dini yapılardaki el işçiliğine söylecek söz yok, belli. Medreseler herkese açıkken; camilerin, mescitlerin içini gezmek için müslüman olduğunuzu ve ülkenizi belirtmeniz gerekiyor. İçeride ise dudak uçuklatan detaylar var. Devlete ait çoğu müze giriş ücretleri oldukça uygun fiyatlı 10-20 Dirhem (1-2 €) fakat özeller sanırsınız Fransa’da kaliteli bir sanat galerisi geziyorsunuz havalarında…

Bu arada sanmayın ki öyle, o kadar ucuza yırtacaksınız… Etrafınızda bir anda çocuklar ve gençler belirebilir, hatta başınıza üşüşebilir diyeyim. Örneğin, siz istemeseniz de sizinle birlikte caminin içine girmek isteyebilir. Alır elinizden kameranızı sizin fotoğrafınızı çeker(ki ben sevmiyorum ve meraklı değilim kendi fotoğraflarıma mesela). Sonra bir türlü de rahat bırakmaz ki bi’ inceleyin, ortamın atmosferini yaşayın. ‘look look’ diye başka tarafa çekiştirir. Çıkışta bahşişinizin miktarını beğenmeyip zırlayabilir de. Farklı tiplerde bir sürü sabır sınaması sizi bekliyor gün içinde haberiniz olsun…

Mesela,başka bir örnek…

Tabakhaneye götürmek için eşlik edenin kendisi yetmezmiş gibi, argan yağı satan kız kardeşinin çalıştığı dükkana götürmek ister sizi, bir de başınıza kardeş çıkar. Kız önce nasıl çıkarıldığını anlatır arganın,dükkandaki bin çeşit ürünü açıklar, iyi lanet olsun fiyatı ne dersiniz söylemez önce dinle bizde ticaret böyle olmaz der, sonra pis bir koltuğa oturtup sizi cilt maskesi yapmaya kalkar. ”Ayy canımm ben güneş kremi sürdüm, güneşe alerjim var, bir dahaki sefere artık” dersiniz ve yırttığınızı sanarken hala bitiremez brifingini…’‘ee ne işe yarıyor sahi o ürün, bacım sadede gel” dersiniz, ‘cilt için çok iyi’ gibi müthiş tatmin edici mıymıylanmak tonunda bir cevap verir. Fiyatını almayacak olsanız da sorarsınız, sırf gıcıklığına… ”Canım ben kaçın kurasıyım, 120 Dirhem mi demiştin? Bunun fiyatı o zaman 50 Dirhem olmalı dersiniz.” Gülümser ve ‘ayy o zaman nasıl kar ederim’ gibi bir şeyler der. Siz de sinirlenmiş gibi yapıp çıkarsınız, ay heralde abiyi de atlattım sanırsınız ama hayıır o kadar kolay değil… On sokak öteye de gitseniz abisi sizi bulur, unutmaz, tabakhaneye giderken size eşlik ettiği için ona bırakacağınız hatırayı bekler…

Fas Eğlenceli Bir Ülke Aslında

Cümbür cemaat bir şeyler yapıyorlar bayağı da eğleniyorlar meydanlarda. Sesler birbirine karışıyor filan… Hiç içmemişler fakat herkeste kafalar hoş diyebilirim. En iyisi çakırkeyif gibi… Seviyesiz espriler, şakalar, komiklikler bini bin para…

Hayvanların canlı olduğunu unutursanız aman ne de eğlenceli gösterileri var diyebilirsiniz belki. Şehrin içinde atlar, katırlar,eşekler, maymunlar, kobralar, güvercinler,renkli civcivler sıradan… Yetmez. Kınacılar, davul zurnacılar, şerbetçiler, portakal suyu sıkıcılar,cızbızcılar, kelle paçacılar… Fazla diyaloğa girmezseniz uzaktan çok tatlılar. Ama yaklaşırsanız ısırabilirler, hakaret edebilirler, küfredebilirler ya da canınızdan bezdirebilirler.

Örneğin kobra oynatıcılarından biri zorla yanlarına çağırmıştı beni, tatlı tombul elini yılan ısırmış da onu gösteriyormuş canım. (bu sırada yılanın kuyruğu kopmuş kanıyor, yani ikisinin de kanları birbirine karışıyor).  Ama sıra para meselesine gelince o neşeli tadı kaçıverdi bebeğimin. Fotoğraf çektim diye verdiğim parayı beğenmeyince, elindeki yılanı savurarak ‘’daha çok paraa daha çook’’ demişti açıkça. Bendeki de ne cesaretse ‘höt bas geri’ gibisinden çemkirmiştim. Fas’ı stres atmak ve içinizdeki mahalle kavgası potansiyelinin doruğunu keşfetmek için kullanabilirsiniz bence. Cidden bardak taşacak noktaya çok defa gelecek, en iyisi mi siz tüm hıncınızı ara ara gözünüze kestirdiğiniz bir kaç kişiden alın. Kimse niye kuyruğuna basılmış gibi bağırdın, ay ne garip davranış bunlar böyle filan demez size, rezil olmadınız yani! Bırakın salon kadınlığı havalarını ve o ellerinizi belinize koyup sayın aklınıza gelenleri… Çünkü Fas’ta şehirler tepeden en naif zaten bu kadar görülebiliyor. Yani her şey tüm çıplaklığı ve gerçekliği ile örtmeden ortada. (Çanak anten görünümünü münasip bulabileceğiniz nadir yerlerden üstelik, kötü de değil manzara o kadar)

Kısaca böyle bir ülke Fas işte… Eğlenirken hayatı öğrenin ve zor durumda kaldığınızda başa çıkış yöntemlerini keşfedin. Hatta Fas hakkında daha başka detaylar merak ederseniz, mesela Fas’ın o meşhur mavi şehri Chefchanuen(Şafşavan) için hazırladığım yazıya bi’ bakabilirsiniz. Orada bu yaşadıklarımı geçirdiğim bir günden örnek vererek anlattım. Fas’ta ulaşım, taksiciler, zamanlama kavramı ve Şafşavan’ın gerçekten de aşağıdaki fotoğraftaki kadar büyüleyici olup olmadığı hakkında detaya işte şuradan ulaşabilirsiniz.

Özetle bunları şunun için söyledim: Siz Fas’ın en ünlü bahçelerinden biri olan Marakeş’teki Majorelle Garden’a gidince çok fazla kaktüs çeşiti gördüm inanılmazdı diye paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Kobalt mavisi duvarlar ile sarı çerçeve ya da renkli saksı ambiyansında boy boy kaktüslerle, profil fotoğrafınızı güncelleyecek olmanın mutluluğu yanında, Uzak Doğulular’la köşe kapmaca oynamaktan haz yaşayabilirsiniz.

Belki de tam tersine, o mavi duvarlara insanların yaslanarak yaptığı ter ve kir izlerine hayretle takılabilirsiniz. Küçücük, metre karede 18 turist bulunan bir mekan (benim insanız kare yakalamak için sabrıma bakmayın) için Fas gibi ucuz olduğu söylenen(ki kesinlikle değil genelde de) bir ülkede 70 Dirhem’in buraya biraz fazla olduğunu da düşünebilirsiniz. Her şey bakış açısına bağlı…

Son bir ekleme olarak; İngilizce’nin pek bilinmediğini, Fransızca’yı herkesin çok iyi bildiğini ve çoğunlukla İspanyolca’nın da konuşulduğunu söyleyeyim. Ayrıca, Fas’ın özellikle konaklamada pahalı olduğunu ve Türk lirasının alım gücü düştüğü için biraz da, bana çok da ucuz bir ülke gibi gelmediğini söyleyebilirim. Güvenlik için de Türkiye’de kendinizi ne kadar güvende hissediyorsanız aynısının üstüne omzunuza filan temas ederek konuşmak isteyen satıcıları koyun derim. Size kalmış…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir