gezmek zenginlik değil tercih ve araştırma meselesidir.

Merak etmeyin bu yazıda bilmemne sitesine üye olun nakit kazanın (aslında paylaştığım linke tıklayını kastetmenin ne kadar itici olduğunu biliyorum), bir mekana gitmeden önce için ve karnınızı doyurun öyle gidin gibi çılgın yaklaşımlar yerine bu gezmek-zenginlik meselesi için daha gerçekçi bir kaç hatırlatmam olacak 😉

Dünyanın bir yerlerine gitmeyi sadece para(ki bence en önemlisi asıl zaman) ile ölçen bir takım mesajlar alıyorum sürekli. Sık sorulanlarda bundan biraz bahsettim fakat daha iki satır bile bir kişi hakkında bilgi edinmeden, okumadan etmeden istedikleri cevapları tek cümlede alabileceğini sananlar “zenginsin heralde” kadar kaba başlayan cümlelerle mesajlarına  devam ediyor.

Daha fazla bu meseleyle zaman kaybetmek ve açıklama yapmak zorunda hissetmek istemiyorum. Üzgünüm ama “zengin misin” sorusu soran bir kimseyi hayata bakışı ve araştırma yapabilme seviyesi hakkında çok ciddiye alınabilir de bulmuyorum. Fakat daha kibar soranlar, gerçekten parasını idare edemediğini düşünenler ve okuma-yazma yetisini kullanabilenler için bu meseleyi bir yazıda toparlayayım istedim. Bundan sonra okuyabileceğini düşündüklerime ve aradığı ‘piyangondan para çıktı’ cevabını belki bu satırlarda bulabileceklerini ümit edenlere bu bağlantıyı göndermeyi düşünüyorum.

  • Gezmek için Mısırlı bir dedeye ya da varsıl bir aileye sahip olmanız gerekmez!

Gezme işini nasıl ucuza hatta kimi zaman bedavaya getirdiklerini yazan bir sürü gezgin var, anlatmaktan da dillerinde tüy bitti sanırım.  OKUYALIM!

Eğer paranızın kontrolünü sağlayamıyorsanız, nerde en uyguna ne yapılır bilmiyorsanız sadece gezi ile alakalı değil, genel anlamda maddi kaygınız olduğunu ve paranızı genellikle başka alanlarda da gereksiz şeylerde çarçur ettiğinizi düşünüyorum ben. Benim “çarçur, gereksiz” demem sizi rahatsız etti mi? O zaman yerine tercih diyeyim.

Benim tercihim uçak biletlerine para vermek, müzeye girmek ama akşama bulunduğum yerde bir market bulup yeme içme işini geçiştirmek ya da o gün de hostelde makarna haşlayıveririm ne olacak demek örneğin. Bu özellikle de sadece öğrenciyken çok başvurduğum bir yöntemdi.

Parayı neden yetiremiyorsunuz siz gerçekten kendinizi eleştirdiniz mi? Örneğin ben gidip Macaristan’dan 4 Euro’ya magnet almıyorum çünkü biliyorum ki Macaristan Euro’ya yeni geçtiği için normalde de olması gerekenden fazla  fiyatı olan ürünleri kestirebiliyorum, o zaman bile bile paramı da çöpe atmıyorum. Ama siz koleksiyon yapıyorsanız ve bu sizin için önemliyse, siz de tasarruf edecek başka bir yer bulabilirsiniz. Tercihlerinizi sıralayın isterseniz.

  • Gezerken en önemlisi para değil zamandır!

İlginç ama he çalışıp hem master yapıyorsun hem de blog yazıyorsun, zamanı nasıl planlıyorsun diye sormak yerine(gerçi bu dengeyi ben de tam olarak çözmüş değilim) hala önce para para diyenler var…

Bana kimse zamanım az da ondan gezemiyorum diye yakınmasın lütfen. Bi’ 5000 olsa cebimde ah bir de 1 ay tatilim olsam diyenlerin zamanı belki de benimkinden daha çok var. O yüzden ben gerçekten zamanınız olmadığını değil bahanelerinizin olduğunu düşünüyorum. Maddiyat da en çabuk ağıza gelen bahane. Evet bu bir BAHANE!

1 ay bende de olsa o 5000 lirayla  2 ülke gezebiliyorsa birisi  ben (en az)Avrupa’da 10 ülke, Uzak Doğu’da 5-6 ülke gezebilirim misal… Üstelik o kişinin 1 haftada o ülkeden anladığından daha fazlasını 2 günde kavrayabilirim. Neden biliyor musunuz? İyi araştırıyorum, yerel insanlardan gitmeden fikir alıyorum, başka blogları okuyorum ve karşılaşacağım şeylere şaşırıp zaman kaybetmek ya da gittiğimde aksiliklerle boğuşmak yerine, orada bulunduğum zamanı daha çoğunu keşfetmeye ve gözlemlemeye ayırıyorum.

O zaman bir ülkenin diğerleriyle olan ilişkilerini bilmek, iyi araştırma yapmak ve ucuz ulaşım olanaklarını da birleştirip verimli bir şekilde gezmek gerekiyor demek ki…  Yani ucuz gezeyim diye işinizi bırakıp otostopla dünya turuna çıkmanız gerekMİyor. Siz de kendinize uygun ucuz gezme yollarını bulmalısınız. Demek ki her şeyin başı OKUMAK! En önemlisi de okuduğunu doğru ve önyargısızca anlayabiliyor olmak ki kendine uygun olan bilgiyi bulmak. Doğru zamanda araştırma yapmalı ki gittiğim yerlerde zaman kaybetmeyeyim, değil mi?

  • GERÇEKTEN gezmekse amacınız, sizi tutan hiçbir şey yok!

Şimdi yavaş yavaş biraz dürüst olalım, asıl mesele para değil, değil mi? Hafif bir magazinsel boyutta merak ve istediklerinizi duymak bence aslında derdiniz. İşte bu noktada pek ciddiye alamıyorum. Yine de yargılamadan önce okuyanlar çıkabilir diye yazıyorum, asıl mesele:

Cesaretsizlik, yabancı dil konusunda kendinize olan güvensizliğiniz, gezi için ayıracağınızın 2-3 katı ile yaptığınız başka harcamalar arasındaki denge değil mi? (ki bunlar bile bahane olmamalı) Hemen de alınmayın şimdi, herkes için geçerli değil elbette bu söyleyeceklerim. Sizi rahatlatmak için sayayım:

Benim hayatım boyunca muhtemelen kendime ait bir özel mülkiyetim olmayacak. Hele de bir gün yazlığım filan HAYATTA olmaz. Zaten o kadar param olacak olsa dünyadaki herhangi bir ülkede 3-4 aylık dönemlerde 10 yıl yaşayabilmeyi tercih ederdim. Hele de komşunuzla 2. veya 3.evinizin olmasını, aldığınız arabanın 4 katını vergiye vermeyi yarıştırıyorsanız, yazlık almaktan, evde zaten 2 yıl önce yenilediğiniz mobilyalarınızı değiştirmekten bahsediyorsanız sizin için çok hem de çok üzgünüm. Maddiyat sizi köleleştiriyor, yol yakınken geri dönün bence! Ben insanın kendini idare ettiği sürece parasının az olmasını bir baltaya sap olamamak değil, özgürlük olarak görüyorum.

Ayrıca ben ve pek çok “bazıları gezer” muhtemelen piyangodan para filan çıksa bile gidip hiçbir zaman yeni sezondan kıyafet almaz. Bunu hiç düşündünüz mü neden? Çünkü hiçbir önemi yok bunların… Sizin için olabilir. Tüm bunlar işte tercih! 500 liraya kıyafet alacağıma ben oraya Ürdün’e gidiş-dönüş uçak bileti o fiyata bulabilir miyim ki acaba diye bakıyorum olaya.

O zaman en iyisi mi kendi tercihimizi yapmak ve yakınmamak, değil mi?

Gez gez nereye kadar?

Sizin Mısır’a filan gitmek umrunuzda olmayabilir. Tercih… Herkesin 10 yıl içinde, dünyada en az 100 ülke  görmek gibi bir amacı olmak zorunda değil. Siz de 10 ülke görürsünüz hayatınızda ve blog yazar gezgin dersiniz kendinize. Var bunu yapanlar, çok memnun görünüyorlar hallerinden. Avrupa kıtasından dışarı dahi çıkmadan dünyayı tamamen keşfettiğini sananlar ve mutlu olanlar var, yetinmek meselesi… Ankara’da Aspava’da yemek yenmeli diye insanlara öğüt verebilirsiniz (Ankaralılar anladı durumun komikliğini ;)), Berlin’de baklava yemek için mekan önerisinde bulunabilirsiniz. Belki bir gün yazınızı ilginç bulan, Berlin’e giderken aklına baklava yemeyi özlediği gelen bir Erasmus öğrencisi çıkar.

Herkesin hayatta kendini eksik hissettiği ve yeterli olmadığını düşündüğü için enerjisini yüklediği alanlar farklı olabilir. Emin olduğum bir şey varsa o da: Ne kadar az bilirseniz o kadar mutlu olursunuz! Ben gezmekle mutlu oluyorum çünkü öğrenecek çok şey buluyorum ve müthiş bir cesaret gerektirdiğine de inanmıyorum, oysa İran’a tek başına seyahat edecek olmamı garipseyenler var. Herkesin bakış açısı ve hayattan beklentisi farklı. Beni öğrenmek hayata bağlıyor, sizi başka şeyler bağlıyor olabilir. Yine tercih…

  • Peki o zaman ucuz gezmenin formülü nedir, hadi ben başlamak istiyorum?

Başta da sinyalleri almadınız mı? Üzgünüm, bunun sihirli bir formülü ne yazık ki yok! Mucize de beklememeli o yüzden 🙁  Kendinizi tanımanıza, neler yapabileceğinizi bilmenize ve bir gezi sizi nasıl mutlu eder onu bulmaya ihtiyacınız var. Kendinizi dinleyin ve okuyup araştırmayı, başka gezginlerin tecrübelerinden yararlanmayı ihmal etmeyin arada da.  Bu dediğim kişisel gelişim kitabı okumaya benziyor. Adı üstünde ‘kişisel’, o kişi yapmıştır olmuştur fakat siz yaparsınız olmaz, olsa da sizi mutlu etmeyebilir… Örneğin, başka birinin evinde kalmak sizi rahatsızlık verecekse Couchsurfing yapmak zorunda değilsiniz, ay ben öyle 4-5 tanımadığım insanlar bir arada yatamam derseniz yine hostelde kalmak zorunda da değilsiniz. Otelinizin 5 yıldızlı olmasına takılıyorsanız, Bali’de geceliği 200 dolara da otel bulmanız mümkün, 4 yıldızlı fakat 25 dolar olan bir otel bulmanız da! İşte bunlar hep tercih ve iyi araştırma, kendini tanıma, ne istediğini bilme meselesi… Ama şunu söyleyebilirim ki 5 yıldızlı olunca oteller hizmet ve hijyen uzay çağında, güvenlik ise kendiliğinden olmuyor. Para daha çok veriyorsunuz diye bir otel size daha çok güvenlik sağlamaz bunu da unutmayın!

Yahu ben bu ucuz şeyleri bulamıyorum derseniz de bunca insan işte bu yüzden blog yazıyor. Bundan sonra kuracağım başka yazılardaki binlerce satırda da tatili ucuza getirecek bir sürü tüyolar olacak çünkü bunlar bir tane değil… Her coğrafya için ayrı. Her insan için zaten ayrı.

Ben bu kadarını da veremem nasıl gezeceğim derseniz de:

Yurtdışına gitmek zorunda değilsiniz, örneğin yan bina ne renk gerçekten dikkat ettiniz mi, yaşadığınız şehrin komşularını biliyor musunuz? Kim bilir oralarda ne hayatlar ve ne farklı sokaklar var, hatta evinizin paralelindeki diğer sokaklarda bile ne var acaba? Siz de onları merak ederek başlayabilirsiniz, böylelikle yön sorulduğunda bilmese de sürekli yorum yapan ve yine de tarif etmeye çalışan insanlardanolmazsınız 😉 (ah özellikle de o amcalar :/)

Yok ben yurtdışına gidip bakayım ne var, ama malum dolar da yükseldi yoksa ucuz tatil yapardık derseniz de Türkiye’de tatil yapmak daha pahalıdır aslında derim ve sizi şu yazıma alayım.

Bundan sonra bazı rotalarda ne kadar harcadığımın detaylarını da arada paylaşmayı düşünüyorum. Hatta somut bir örnek görmek isterseniz buyrun sizi bir haftalık İran gezimin bütçesini özetleyen şu yazıma alayım. Belki yurtdışını sadece maddi anlamda değerlendiren ve gözünde büyütenler için neyin ne kadar olduğu bir fikir verir ve bazı konularda çekinmelerini engeller.

Sonuç: Ah bu tercihler ah!!!

Buyrun siz karar verin şimdi ne istediğinize…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir