Tayvan nasil bir ulkedir

Daha önce Uzak Doğu’ya gitmeli ve gezmeye nereden başlamalı diye bir yazı hazırlamıştım, neden insanların akın akın bazı ülkelere gittiğinden bahsetmiştim ki şuradan ulaşabilirsiniz. Tayvan’ı gördükten sonra ise çok az bilindiğini ve aslında hazırladığım o yazıdaki listeye de dahil edilmesi gerektiğini fark ettim. Yazıya sonradan dahil etmek zor olacağı için ve az bilindiğini/duyulduğunu düşündüğümden de Tayvan’ı en basit şeylerle baştan anlatmak daha iyi olur diye düşündüm.

Uzak Doğu’da özellikle de Çin kültürünü merak edenlere, diğer saydığım yerlere daha önce gidip alternatifler arayanlara ve Tayvan’ı gezmeyi aklının ucundan geçirmeyenlere ‘’bir an önce neden Tayvan’a gitmeliyiz’’ temalı bir şey hazırlamış buldum kendimi.

Önce soruyorum, Tayvan’ın nerede olduğunu biliyor muyuz? (bilmeyen var gülmeyin)

Hani Japonya’nın altında, Filipinler’in üstünde, Çin’in sağında kalan bir ada var ya, bildik mi? Oradan bahsediyorum. Küçücük ama pek tatlı bu adanın bir turist için neden ideal-gözde bir tatil yeri olması gerektiğine değineceğim. Hatta bu satırları Tayvan’dan yazıyorum…

 

 

Sanıldığının aksine sadece tropik iklimin görüldüğünü sandığımız, daha doğrusu sadece sıcak ve tayfun-sel filan oluyor diye beklediğimiz bu ada ülkesinde aslında dört mevsim belirgin olarak görülüyor ve hepsinin keyfi ayrı(ymış). Ben Tayvan’ı kış ayında ziyaret eden biri olarak yarattığı koşullardan fazladan memnunum. 10-20 derece sıcaklıkta, ne terleyerek ne de üşüyerek gezmek, üstüne üstlük de turist yoğunluğunun az olmasından dolayı bu ülkeyi genel olarak ‘’yaşanılabilir ülkeler’’ kategorisinde değerlendiriyorum. Eğer biraz uzaklara seyahat etmeye karar verirseniz de Tayvan’ın başlıbaşına ne kadar güzel bir ülke olduğunu turizm-kültür ve iyi niyet elçisi kıvamında açayım şimdi.

Çin’i mi merak ediyorsunuz? Tayvan’a kesin gelin madem.

Genelde sadece Tayvan olarak ansak da bu ülkenin ismini, aslında diplomatik ismi ‘’Republic of China (R.O.C)’’ , yani Çin Cumhuriyeti… Bu nedenle burada yaşayan insanlara ‘’Tayvanlılar’’ demektense Çinliler demek daha mantıklı sanki değil mi? Üstelik neredeyse tamamı öz-has Han Çinlisi (yani yüzlerce hatta binlerce yıldır haşır neşir olduğumuz, Mandarin Dili konuşan Çin İmparatorluğu-Çinliler’in bizzat kendisi. Vizesiz de olduğu için pek bi’ ziyaret edilen Hong Kong‘a filan gitmişseniz daha önce eğer; onlar Mandarince değil Kanton Çincesi konuşuyor, farkında mıydınız?..)

Tayvan, Ikinci  Dünya Savaşı sonrası Çin’de komünistler-milliyetçiler arasında devam eden iç savaşı komünist tarafın kazanmasıyla miliyetçi parti liderinin Tayvan adasına kaçması ardından kurulmuş bir ülke diyebiliriz. Günümüzde sürekli Çin ile çekişmeleri devam ediyor. Dünya üzerinde ise bazı ülkeler Tayvan’ı tanımıyor, bir de tersine ‘Çin’i temsil eder ülke olarak 23 ülke ise Çin Halk Cumhuriyeti’ni değil Çin Cumhuriyeti yani Tayvan’ı görüyor. Hatta komünist Çin’in Soğuk Savaş Dönemi’nde Sovyetler ile yakınlaşması nedeniyle Çin Halk Cumhuriyeti (Çin deyip geçtiğimiz ülke yani) 1970’lere kadar pek çok ülke-blokça tanınmamış ve Tayvan yetmişlere kadar genel olarak ‘Çinliler’in temsilcisi olarak kabul görmüş.

 


Çin, Çince, Çinli, Çin, Ç… Bunları bir tarafa bırakırsak yani Çin kültürünü, mimarisini, izlerini, sanatını, dini, sporunu, tarihini vs merak ediyorsanız bunu yerinde öğrenebileceğiniz ülkelerden biri de Tayvan.
Hatta başkent Taipei’daki ‘’National Palace Museum’’ Çin tarihi hakkında en kapsamlı bilgiye ulaşabileceğiniz, dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri arasında!

Çin vizesi mi Tayvan vizesi mi?  Tabii ki Tayvan … Tayvan vizesi almak kolay mı peki?

Çinliler ile haşır neşir olmak istediniz, peki nasıl?
Tayvan vizesi almak özellikle de Çin Halk Cumhuriyeti yani kısaca Çin deyip kestirip attığımız ülke ile kıyaslayınca çok basit. Ben Çin’i ve Çinliler’i merak ediyorum, şöyle hatta bir de Tibet’e filan da gideyim pek istiyorum diyorsanız, hooop durun orada. O iş o kadar basit olsa Çin’e de Tibet’e de ben zaten çoktan giderdim diyebilirim.

 

 

Özellikle 2016 itibariyle biz Türk Vatandaşları için Çin’den vize almamız neredeyse imkansız hale geldi (ki önceden de Tibet gibi bazı bölgeler için özel izin gerekiyordu). İlla ben Çin’e gideceğim diyorsanız, bireysel olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni ziyaret etmeniz pek kolay değil, ne yazık ki tur şirketlerine bir dünya para bayılmanız ve onların programına göre hareket etmeniz gerekiyor. Çin’e ben tek başıma gittim bu yıl (2017’de) diyen bir yiğit kardeşimiz varsa hatta bizi yeşillendirsin lütfen!
Tayvan vizesi almak ise minik bir prosedür… Hatta bir de sürpriz: ÜCRETSİZ! Daha önceleri vize ücreti olarak alınan küçük meblaya bile gerek yok yani artık! (En ballı olduğum noktadır, hangi ülkeye gidersem vize ücreti o sene kalkıyor, aynı şey Katar ve Endonezya’da da başıma gelmişti. Sevinmiyor değilim böyle zamanlarda. Vize ücreti olmayan ülkeler için benim rotamın peşinden gelebilirsiniz. 😀 )

Neyse, ne diyorduk, Tayvan vizesi…

Tayvan Vizesi’ni havaalanında girişte alabildiğiniz gibi elektronik olarak da alabiliyorsunuz. Sıradan turist vizesini formu doldurup internet üzerinden gönderdikten  sonra 1-2 saate kadar ilk vizenizi 3 ayda 1 ay kalmak üzere, tek girişlik olarak mailinize gönderiveriyorlar. Geriye sadece Tayvan’a vardığınızda dönüş biletinizin referans numarasını (rezervasyon da olabiliyor) ve kalacağınız adresi ibraz etmek kalıyor.

Bu arada Uzak Doğu’da genel olarak vize işlerini merak ediyorsanız o yukarıda da değindiğim yazıma bakabilirsiniz. O yazıda ayrıca, vizesiz olarak girebileceğiniz ülkelerde nelere dikkat etmeniz gerektiğine de değinmiştim ki Tayvan için de geçerli o saydıklarım.

Tayvan tek kelimeyle güzel bir ülke, özellikle de doğa aşıklarının hayran kalacağı bir ülke…

Ülke en kuzeyinden-güneyine kadar inanılmaz yeryüzü şekilleri ile dolu. Nasıl bir doğal oluşumu bakmıştınız? Şelale, mantar kaya, sıcak-soğuk su kaplıcası, ada, volkan, orman, göl, okyanus, falez, dağ, plaj ve aklınıza gelebilecek daha fazlasından Tayvan’da emin olun mevcut.

 

 

Ülke tektonik levhaların hareket ettiği bir noktada yer alıyor. Yani ‘yeni sayılabilir’, henüz oturmamış bir kara parçası, aktif volkanik hareketlere ve depremlere de açık haliyle. Bu bahsettiğim durum ile bir ada ülkesi olması, Yengeç Dönencesi’nde yer alması zaman zaman her ne kadar zorluk getirse de  ülkede  benzersiz yeryüzü şekillerinin oluşmasını da sağlamış. (Misal bkz:  Yehliu)

Bu arada dünyanın en yüksek dağlarına sahip 4.adası ve dağları gerçekten de pek güzel… Eğer Türkiye’de İç Anadolu Bölgesi’nde yaşayan biriyseniz, dağ değimiz şeylerin aslında birer tepe olduğunu ve pek de ‘’dağ havası’’ vermediğini fark etmeniz işten bile değil. Bu nedenle özellikle de dağa taşa, yeşile hasret gözlere birebir bir ülke diyebilirim..

 

Bütün doğal güzelliklere ulaşmak ise genelde oldukça basit. Ada zaten çok büyük değil, henüz Batı’dan yeterince istila edilmediyse de merak etmeyin Uzak Doğulular zaten gidip fotoğraf çektirmek için çoktan keşfetmiş (hatta Japon sömürüsünün izlerini de açıkça ve sıkça  görebilirsiniz) halde buraları. Anlayacağınız gezebileceğiniz noktalara da ulaşım pek zor ve pahalı değil.

Bu arada görecekleriniz sadece doğa ile de sınırlı değil tabii ki, artık onları da başka bir yazıda iyice açarım.

 

Benim için en güzel olan nokta ise, şehirlerinde bir karmaşa ve fotoğraflanabilecek bir sürü kare olması. Üstelik görüntüdeki bu kaos aksine insanları kurallara uygun hareket ettiği için ülke sizi yormuyor, aksiliklerle şaşırtmıyor ya da vakit kaybettirmiyor… (misal, bakınız Fas yazım, evet Fas çok güzel fakat çok yoruyor insanı, Tayvan’ı filan ziyaret etmek yalnız gezen biri için Fas ile kıyaslanmayacak kadar kolay. Bu dediğim de belki oraları gezmek zor mu diyen birilerine yanıt olur.)

Tayvan’ın henüz Batılı turistlerin istilasına tam olarak uğradığı söylenilemez, onlar gelmeden koşun!

Tayvan’ı daha da cazip yapan şey henüz Batılılar’ın ulaşmayı yeterince aklına sokmamış olması. Benim de Uzak Doğu’yu gezmeye nereden başlamalı yazımda salık verdiğim üzere Batılılar hala çoktandır moda olan Tayland civarlarında ya da şu sıralar Vietnam’ı bozmaya/fiyatlarını artırmaya çalışıyor. Yine tabii ki her yerde olduğu gibi Almanlar’a rastlamak Tayvan’da da mümkün, fakat yine de ‘yeterince’ onlar bile yok ortalıkta. Bu demek değil ki ülke tamamen kendi halinde. Ah o Japonlar, Koreliler ve diğer Uzak Doğulular… Merak etmeyin onlar buralarda tabii…
Nispeten daha az turist kalabalığı olmaması burayı gerçekten de pek çok açıdan çok daha cazip yapıyor. Sebeplerini yazayım mı sizce ayrıca? (Yine Fas’tan örnek vereceğim,  Fas’ın meşhur mavi şehri Şafşavan hakkında yazmıştım ki o yazım turistlerin ve turistik şeylerin nasıl illet olduğunu yeterince açıklıyor sanırım.) En özetle de  şunu söyleyebilirim ki burayı gördükten sonra Japonya’daki turist izdihamını ve sonbahar yaprakları aşkı bana düşündükçe tam bir eziyet gibi geliyor…

 Tayvan Asya Kaplanları arasında en ‘ucuz’ ülke!

Asya’nın dört kaplanını duymuş muydunuz?

Dünyadaki mali krizlerin teğet bile geçmeden vız gelip tırıs gittiği dört ülke: Singapur, Hong Kong, Güney Kore ve Tayvan. İşte bu ülkelerin hepsini görmüş biri olarak söyleyebilirim ki Tayvan pek çok açıdan aralarında çok ucuz kalıyor. Üstelik tipik gökdelen ve kalkınan ekonomi görüntüsünün yanında daha farklı renkler de sunuyor.

 

Özellikle Batılılar’ın henüz turizme yeterince el atmamasının da bu ‘ucuzluk’ta etkisi var diye düşünüyorum. Endonezya, Filipinler gibi ülkelerde bile turistik aktiviteler hiç de kolay ve uygun fiyatlı değilken, Tayvan’da pek çok şeyin fiyatını çevirdiğimizde Türkiye’deki ile hemen hemen aynı fiyatlı ya da biraz daha uyguna. (Türk Lirası son yıllarda çok fazla değer kaybetmesine rağmen… Gezen birisi için Türk Lirası’ymışçasına harcamak ‘iyi sayılabilir’) Gezmek sonuçta ceptekileri yediğiniz ve ‘para harcadığınız’ bir şey fakat ‘nispeten ucuza gezmek’ tadından yenmez yapıyor. Tayvan’da genel olarak cebinizde akrep varmış gibi gerilim dolu yaklaşmıyorsunuz bir şeylere ve en manzaralı-lüks sayılabilir bir yerde yemek için önünüze hesap gelirken kalp krizi geçirecek gibi olmuyorsunuz. Türkiye’de olsam kesin 2-3 katı gelmişti bile diyorsunuz içinizden.

 

Sonra Avrupalı için Türkiye’nin her türlü nasıl bir cennet olduğunu anlayıp hüzünleniyorsunuz. Gelir tabii elin oğlu Türkiye’ye paşalar gibi yer-içer, ‘’Ohh shish kebbaaap, Sultağn Ahmeet şok guzzeel’’ der… Neyse bari bunun ayrı bir versiyonunu burada siz de şapırdata şapırdata tropik meyveleri yerken zaman zaman söyleyebilirsiniz.

Tayvan güvenli bir ülke, her açıdan…

Aklınıza gelebilecek her açıdan aşırı güvenli bir ülke. Kimse sizinle ilgilenmiyor, sizi incelemiyor, kazıklamaya uğraşmıyor, elindekini zorla satmaya çalışmıyor, fiyat neyse o, çakallık-hile-hurda yok, kapkaç, hırsızlık vs de yok. Daha ne sayayım bilemedim ki?

Tayvan’da insanlar çok ‘iyi’ler

Tayvan’da herhangi birinden yardım isterseniz bir şekilde yardım ediyor. Hatta kendi işini gücünü bırakıp, sorun yaşayıp yaşamadığınızı sorup kendi yardım etmeyi bile teklif ediyor bazıları. Bazı hallerini görünce insan ‘’arkasında ne var-acaba ne için yardım ediyor’’ gibi kuruntulara sahip olabilirsiniz ve ülkemizde alışık olduğumuz- ‘yardımseverlik’ olarak nitelendirdiğimiz şeylerin aslında ne kadar karşılıklı olduğunu anlayabilirsiniz burada. Belki bu konuyu ayrı bir yazıda açarım hatta.

 

Tayvan’da insanlar kesinlikle ‘’gudubet’’ bir surat ifadesinde değil, sorumluluk sahibi ve bencil değil. Uzak Doğu’da insanlar genel olarak daha az stresli ve gülümser oluyor. Fakat buradaki daha başka… Metroda birbirine yer veren insanları örneğin Japonya’da da görebilirsiniz fakat yardım kendiniz istemediğiniz sürece genelde kimse ne haldesiniz diye sormaz orada. Durduk yere size yardım etmek isteyen, çevresine şöyle bir bakan oldukça düşünceli bulduğum iki milletten biri Güney Koreliler diğeri ise Tayvan ahalisi gibi geliyor bana şu an…

Tayvan’da yemekler çok iyi!

 

 

Çinli’den bahsediyoruz sonuçta, iğrençleşmiyor değiller arada fakat beni çok şaşırtan yemeklere sahipler. Her zaman dediğim gibi ‘’bir ülkeye gidiyorsanız ve göçmenler varsa o ülkede ucuza yemek yiyebileceğiniz yerler kesin vardır’’. Ki bu ülkenin kendisi Çinli göçmen değil bizzat Çinli… Sırtınız yere gelmez anlayacağınız. Herkes bir şekilde yemek bulabilir. Hatta BBC’nin hazırladığı bir rapora göre başkent Taipei, dünyanın en iyi yemeklerine sahip başkentleri arasında.

 


Yemekler ise şu ülkenin şusu meşhur diye yaptığınız genellemelere uymayacak kadar çeşitli, çok ve güzel. Pek çok Batı yemeğini bulmak da mümkün, hatta İtalyan mutfağında İtalyanlar’dan daha iyiler bile…
En basitinden  dünyaca ünlü restoranları var (örneğin Din Tai Fung), çay apayrı olarak açmam gereken bir kültür ve çeşitte, Uzak Doğu’nun çoğu yerinde bulaMAyacağınız biftekleri, sütleri pek bol ve çok iyi kalitede diyebilirim, üstelik Uzak Doğu’da yine hiçbir yerde bulamacayacağınız kadar hamurişleri ve tatlıları var.

 

 

Üstüne üstlük Türkiye’de bulmanızın imkansız olduğu farklı mantar, bitki, ot çöp çeşitleri ve Türkiye’de yine çok pahalıya bulabileceğiniz şeyler (mesela soya filizi,sütü, deniz ürünleri gibi) burada gani gani… Boğazına düşkünler için kaçırılmaz bir ülke. Hele bir de sokak yemeği yiyebiliyorsanız burada gece pazarlarında bulabileceğiniz şeylerin sonu yok.

 

 

Basit bu bilgiler bilmem Tayvan’ın gezmek için çok daha popüler olması gerektiği sonucuna yeterince varmanızı sağladı mı? Tayvan’da hala herkes tarafından fotoğraflanıp tadı kaçırılmayan yerler varken haydi millet Tayvan’a diyorum!

Eğer Tayvan’a daha önce gitmişseniz ve ilginizi çeken, beğenip-beğenmediğiniz, bana katıldığınız ya da katılmadığınız şeyler varsa, başkaları tarafından da görülebilmesi için yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir