Agra'daki Tac Mahal

Hala evde oturuyor ve dünyayı keşfetmek için cesaret gerektici/ikna edici sebepler arıyorsanız işte bu yazı size göre olacaktır. Sürekli ”kadın başına” , ”dil bilmeden”,  ”ekonomik seyahat edemeyeceğini düşünmek” gibi bir takım bahanelerin arkasına sığınmayın lütfen! Ben gezmek, öğrenmek için herkesin daha az önyargıya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Üstelik bir böyle düşünen dünyada tek ben değilim, olmayacağım da… Örneğin, Duygu da öyle düşünüyor, bu nedenle geçen sene Hindistan’a tek başına yaptığı yolculuktan bahsetmek istedik sizlere ve birlikte bu yazıyı hazırladık ki dünyanın sanıldığı kadar kötü bir yer olmadığına, tek başına da rahatlıkla keşfedilebileceğine somut bir örnek daha olsun.

Duygu ile tanışmamızın hikayesi şöyle: Yolların bana kazandırdığı arkadaşlardan Duygu… İran’dan döndükten sonra bir takım rehberler paylaşmıştım sitede (Şiraz, İsfahan, İran hakkında genel bilgiler içeren rehberler vs) malumunuz. Duygu da yakın zamanda İran’a gideceği için, internette araştırma yaparken rehberlerime rastlamış. Hem onları okumuş hem de daha sonra Instagram hesabımı da takip etmeye başlamış ve bana oradan yazmıştı. Kendisiyle frekanslarımız oldukça tuttuğu için de hala görüşüyoruz. (Bazı durumlarda insanlarla uğraşmak zor olsa ve sosyal medya kimi zaman tehlikeli olsa da, beni blog yazmak konusunda motive edici insanlardan biri kendisi ve blog sayesinde edindiğim arkadaşlardan yani. Sırf Duygu gibi insanlarla tanışma fırsatı elde ettiğim için bile, blog yazmaya zaman ayımaya değer diyebiliyorum çoğu zaman.)

Konumuza bağlayacak olursak… Daha önce de kaç kez vurgulayıp durduğum gibi, İran güvenli bir yer, dünyayı tek başına gezen Türkler de var. Üstelik ‘kadın başına’ tamlamasına gezerken çok büyük anlam yüklemeyen bir sürü insan var. Duygu da tam olarak bu tanıma uyan birisi, hatta bakın o da İran’a tek başına gitti geldi bile.  Üstelik, bu yazıda bahsettiğimiz gibi, gözde çok büyütülen ”Hindistan’a bile” tek başına gidebilmiş. Yani ne ben ne de o, gezmek işini fazlaca ‘cesaret’gerektirici bulan ve tek başına dünyayı tanımaya çalışan ‘tek kişi’ler olduğuna inananlardan değiliz.

Kendisinden Hindistan konusunda tecrübelerini burada paylaşmasını rica ettim. Çünkü şimdiye kadar bana hangi ülkeleri gördün filan derken ”sürekli Hindistan’a gitmedin ama aa olmamış bak” ifadeleri ile karşılaştım ya da benden Hindistan hakkında yardım isteyenler oldu (ki ben de tecrübe etmediğim için yanlış yönlendirmek istemedim). Hatta sosyal medya  üzerinden beni Hindistan’a davet eden pek çok Hintli bile oldu. Cidden ben de kınıyorum kendimi, ama şimdiye kadar işi gücü, okulu bırakıp dünya turuna çıkamadığıma göre de bir takım tercihler yapmam gerekiyordu ve bu nedenle de Hindistan’a bir türlü sıra gelememişti.

Hindistan hakkında pratik, işe yarar, ön yargı yıkıcı, cesaret verici ve sonunda sizi yola düşürücü bir şeyler arıyorsanız, işte olumlu/olumsuz yanlarıyla, çok merak edilen sorularıyla Hindistan hakkında ufak ufak her şey içeren röportajımız:

  • Duygu bize kendinden kısaca bahseder misin?

Selamlar, bazıları gezmeyi severler, ben Duygu. 17 yaşımda üniversite sınavlarına girdikten sonra Mimar Sinan GSÜ Sanat Tarihi bölümünü kazandım.  Okurken hocalarımla okulumuzun eski otobüsleriyle Türkiye’de il-ilçe gezerek ders yapardık. 2008-2012 yıllarında garsonluk, tezgahtarlık, rehberlik birçok iş yaparak bu gezilere katılıp hayranlıkla bastığım topraklara şükür ettim. Bir gün Kariyer Planlama dersinde bir hocamız herkese 5 yıl sonra kendinizi  nerede görmek istersiniz diye sorduğunda, sadece çalışmak ve gezmek istiyorum demiştim diye hatırlıyorum. Ne bir kariyer kafası ne de yükselme arzusu vardı bende. Velev ki dönüp baktığımda, tam da istediğim gibi oldu. Şimdiye kadar, Türkiye’nin her bir iline ayak basmışım, dünya üzerinde de 22 ülke 30 şehir görmüşüm. Allah’ın izniyle maddi manevi gücüm elverdiğince devam da edeceğim de. Hatta sırada Balkanlar’dan: Kosova,Bosna ile Mekke,Medine var sonrasında da henüz belli olmasa da İsrail’e gitmeyi düşünüyorum… Bu arada bir işim var tabii: Özel bir Sanat Merkezinde Biletleme Departmanında çalışıyorum. Büyük paralar kazanmıyorum, gezmemdeki işin sırrı ise tutumlu olmakta diyebilirim.

  • Yola genelde nasıl çıkarsın? Hindistan’a gitmeye nasıl karar vermiştin?

Yola genelde kendime ufak hedefler belirleyerek çıkarım, bir ülkeye gitmeye de  bir anda karar veririm. Aynı hayat gibi, yol da bekletmeye gelmiyor. Bu arada, bir yere gitmeden orası ile alakalı her şeyi okuyup izlerim. Başkalarının düşüncelerini önemsiyorum 🙂

Haftalık iki gün iznim oluyor bazen onları değerlendiriyorum ya da yıllık iznimden kullanıyorum, Hindistan benim için ilklerin ilkiydi zaten. Sanat Tarihi de okuduğum için, dini ve tarihi yönünden Cuma Mescidi, Tac Mahal ve renkli festivalleri ile ilgiliydim. Baktım ki ucuz uçak bileti buldum bir gün, o an ben gidiyorum dedim. Bir şey söylemeliyim, hayatımda ilk kez uçağa Hindistan’a giderken bindim. Ben ki normalde otobüs, bisiklet, tren ile ulaşımımı sağlarken.. ah Hindistan…

(NOT: kendisi İspanya’ya kadar gitmiş uçaksız 😀 Ben bile hala inanamıyorum)

  • Hindistan’da nereleri ziyaret ettin? Nerelerde konakladın? Ulaşımını nasıl sağladın?

Hindistan’ın gezginler için Turistik bir rotası var. Ben de genelde tur şirketlerinin hani çok paralar istediği  yerler var ya: Golden Triangle, o rotayı izledim. (haritada tam bir üçgen biçiminde olduğundan böyle denmiş) (Old-New) Delhi-Agra-Jaipur şehirlerinde tapınak müze ve camiileri  ziyaret etme imkanım oldu.

Ben  rezervasyonunu yaptırmış olduğum hostellerde 2 gece kaldım ki 7 günlük bir seyahatti, diğer günler ise sürpriz bir şekilde trende tanıştığım çok tatlı bir hatun olan, hala da arkadaşlığımızın devam ettiği Shruti’de kaldım. Ulaşımımı ise tren ve otobüs ile sağladım.

  • Yurtdışı tatili yaparken insanlar en çok dil konusunda çekiniyor. Hintliler’in İngilizce aksanı malumun, anlaşmak zor muydu? Kısaca, sana da sorayım dil bilmeden de dünya gezilebilir mi sence?

Haydi biraz özgüven diyorum. Bu konuda biz Türk halkının ağzı çok iyi laf yapıyor işine geldiğinde, ağzı laf yapmasa bile zaten beden dilini gercekten ileri derece kullanabilen milletlerden biriyiz 🙂 Hintliler İngilizceyi tane tane konuşuyorlar ve gayet anlaşılırdı bence. Ben bir insanların temel ihtiyaçlarını, yani en azından bir suyun İngilizce’sini söyleyebilen, onu da bırak el işaretleriyle derdini anlatabilen kişinin kesinlikle gezebileceğini düşünüyorum yeter ki istesin.

  • Hindistan’ı tek başına-grup olarak ya da erkek-kadın olarak gezmek hakkında yorumun nedir?

Yahu Hindistan zaten kalabalık bir ülke, şu söylediğimi Old Delhi’de Chawri Bazaar’a giderek çok daha iyi anlayabilirsiniz bir adımınıza üç insan bir inek düşüyor 🙂 Şaka yapmıyorum, bu yüzden de ya eşinizle ya da bir arkadasınızla gidin ya da yalnız olup kalabalığa karışın. Kalabalık bir grupla gitmeyi düşünüyorsanız hata etmiş olacaksınız, yanınızdakine odaklanacaksınız bu da gittiğiniz yerin yerel insanıyla kaynaşmanıza engel olacak.

O yüzden Hindistan içinde kesinlikle yalnız gitmeniz tavsiyem ki ben de yalnız gitmiştim. Olmaz derseniz, en fazla bir ya da iki arkadaş gitmeniz. Tehlikeli olduğunu düşünenlerden değilim zira ülkemizde bile gündeme getirilebilir aklınıza gelecek tehlikeli durumlar hırsızlık, kapkaç, taciz vs.

 

  • En çok nereyi beğendin ya da neleri etkileyici buldun? 

En çok beğendiğim yer tartışmasız Agra Taj Mahal’di etkileyici ve kusursuzdu ama yorgundu. Babür Şah eşi Mümtaz Mahal’e yaptırmış yapı bir türbe aslında fakat yapıda her gün ağıtlar yakılıp dua ediliyor.

Beni asıl en çok etkileyen kısım yukarıda bahsetmiştim trende tanıştığım beni evine davet eden Shruti… Bana yatak odasını açmıştı. Sihizm inancına mensuplar yatak odasında inancına uygun ufak bir tapınak vardı o beni çok etkilemişti.

 

 

  • Peki seni en çok zorlayan şeyler nelerdi? Malum herkesin farklı bir kişiliği var ve kimisi temizlik, koku, düzensizlikten etkilenebiliyor. Sen de böyle misin? Başına herhangi bir aksilik geldi mi? 

Valla şöyle bir durum söz konusu: Seyahate çıkarken her şeyi göze alabilenlerdenim. Hayatta da öyle… Hatta bu  karşılaştığım olumsuzluklarla başa çıkma seviyemi de artırdı.  Ülke sınırlarını değiştirdikten sonra her yere ayak uydurabiliyorum, mesela Hindistan’dan döndüğümde leş gibi kokuyordum, konakladığım yerlerin hiçbirinde sıcak su yoktu soğuk suyla duş almıştım 🙂 Annem eve üzerimi çıkarmazsam giremeyeceğimi söylemişti 🙂

Mesela tüm aktarmalarımı tren ile yapacakken saati nedeniyle uymadığından ve az da param kaldığından Delhi’ye en kelepir otobüsle dönerken bir teyzenin kucağına kafam düşmüş, uyuyakalmışım. Bana koşulsuz güveni öğretmişti, olumsuzluk içinde bir olumlu örnek. Ben umursamam, tüm düzensizliklere saygım sonsuz düzene olduğu gibi… Şükür ki hiçbir aksilik gelmedi başıma, keza nisanda yine yalnız İran’a gitmiştim yine hiçbir şekilde talihsizlik yaşamadım. Olumsuzluklar biraz da nasıl baktığınızla ile alakalı.

  • Hindistan insanların genel olarak giderken çekindiği bir ülke. Gitmeden ya da gittikten sonra sen de ürktün mü, çekindiğin/tereddüt yaşadığın şeyler oldu mu?

Kaos, kalabalık, gürültü… Çekinilmeyecek gibi değil ki kalbime koyduğumda düşündürmüştü beni, ama o kadar. Ne kadar kötü düşünürseniz o kadar çağırıyorsunuz kötü şeyleri.

Hindistan’da da genel olarak, başınıza dikilip bakıyorlar özellikle Tuktuk sürücüleri, şoförleri önünüzü keserek sizi bir yerden bir yere götürmek için yarışıyorlar, ne oluyor diyorsunuz. Ama işte ekmek parası sadece…

  • İnsanları nasıl buldun? Genel olarak insan profillerinden, biraz sosyo-ekonomik yapıdaki izlenimlerinden bahseder misin?

Hindistan’ın sosyo-eko ve kültürel yapısı çok zengin bu zenginliğin içinde fakirlikte mevcut biliyorsunuz: Kast Sistemi.. Ama memnunlar gibi hallerinden, hayran kalmamak elde değil. Bir köşede iki taşı üst üste koyan bir amca oturmuş ona ibadet ediyor bir diğer köşede okumuş bir kesim yine trende tanıştığım Saranash Bilgisayar Mühendisi gayet eğitimli saygılı yardımsever… Tabii üç kişiyle yorum yapmak oldukça zor ama insanlar yardımsever, ılımlı ve saygılı. Bana kalırsa nasıl yaklaştığınızla da alakalı bir durum.

Yine unutamayacağım bir örnek Delhi’de yer alan Gurudwara Sis Ganshib Tapınağına girdiğimde tapınak yetkilileri Masala çaylarından ikram etmiş tapınaklarını ve inançlarını tanıtarak saygılı bir şekilde davranmışlardı.

Ekonomideki dengesizlikte su götürmez bir gerçek sıkı pazarlık şart. Tek bir yerde pazarlıkta sökmüyor: Agra Taj Mahal’in girişi o da. Yerli halka neredeyse ücretsizken turistlere 750 rupi (35 tlye tekabül ediyor) bu ufak bir örnek tabii…

  • Malum ben genel olarak tur şirketlerine ve aracılara karşıyım, sen de öyle… Yine de gerçekçi olmak gerekirse, sence Hindistan’a herkes tek gidebilir mi? 

Sakın büyüklük tasladığımı düşünmeyin hareket herkese farz ama seyahat herkes için değil ya da Hindistan öyle değil desem daha doğru olur. Keyfine düşkün okuyucular için, turlarla gidip hiç sokaklara karışmadan City Tur yapmalarını öneririm, ki en azından isteklerini gerçekleştirmiş, gitmiş olduk derler. Herkesin gidebileceği yer değil bir kere de. Gerçekten pis bir ülke, yani bize göre kirli. Bir bakıyorsunuz bir tarafınızda inek, diğer tarafınızda fil, önünüzde maymun çocuğun elinden dondurmasını alıp kaçıyor. Ne oluyor açık hava hayvanat bahçesine düştüm deyip kendi aklınızın sınırlarını zorluyormuşsunuz gibi gelebilir de.

 

Doğrusu, ben herkese tavsiye etmem, özellikle konforuna düşünerek gideyim tatil yapayım diyenlere. Benim beklentim halka karışmak, Agra’da Tac Mahal’i uzun uzun seyretmekti. Benim için beklentilerimin hepsini karşıladığım bir seyahat oldu. Tek gidecekseniz ”Türk kafanızı” havalimanında bırakıp her sürprize kendinizi hazırlamanız gerekiyor.

  • Bu arada, vize işlemleri zor mu? Örneğin bankada yüksek bir mebla olması gerektiğini sanıyordum ben senle konuşana kadar. Ayrıca tıpkı Schengen vizesi başvurusu gibi bir sürü belge listesi görmüştüm geçenlerde konsolosluk sayfasını araştırıken ve benim bile gözüm korkmuştu. Vize almak zor mu, daha doğrusu uğraştırıcı mı?

Ben iki ay öncesinden vize almıştım. Acenta aracılığıyla almam bana cok pahalıya patlayacaktı, ben de konsolosluktan kendim almaya karar verdim. Pasaportum, biometrik fotoğrafım ve 30 dolar ile birlikte randevu günü gittiğimde o günün akşamı vizem çıkmıştı. Hiç uğraşmadım, zor değildi tek uğraştırıcı tarafı biometrik fotoğrafımı beğenmediler gidip tekrar çektirmek zorunda kalmıştım.

  • Bu arada giderken herhangi bir aşı oldun mu? Başına herhangi bir sağlık problemi geldi mi?

Ben herhangi bir aşı olmadım hiçbir sağlık problemiyle de karşılaşmadım.

  • Yaşadığın en ilginç anı nedir, ayrıca bahsetmek istediğin bir şey var mı?

Yine trenden tanıştığım kızdan bahsedebilirim. Beni evine çağırması, benim çekingen davranmam üzerine ”Sen de benden korkuyorsun ben de senden korkuyorum. Birbirimizi çok tanımıyoruz, ama seni sevdim. İkimiz de eşitiz, boşuna para harcama” deyip beni davet etmesi ve hatta benimle yatak odasını, üzerimdeki eşyaları beğenmeyip sarisini ve şalını paylaşması…

  • Son olarak, Hindistan’a yine fırsatın olsa yine giderim der misin?

Kesinlikle giderim! İki kez düşünmem bile.

 

Duygu’nun verdiği bilgiler arasında benim de daha önce bilmediği/duymadığım, yanlış bildiğim çok fazla şeyler var diyebilirim. Üstelik Hindistan hikayeleri de benim bu sitede ne yapmak istediğime iyi gönderme yapacak cinsten ve oldukça ilginç öyle değil mi?
O da, dünyayı gezmek işin para, cinsiyet, dil gibi şeylere takılmayan, bahane üretmeden her küçük fırsatında yollara koyulan birisi gördüğünüz üzere. Ayırdığı zaman için çok teşekkür ederim. Ayrıca, kendisinin yol hikayelerinden daha çok haberdar olmak ya da paylaştıklarını okumak isterseniz yazdığı bloğa şuradan göz atabilir ya da ‘zeynepduyguhocaoglu’ instagram hesabını takip edebilirsiniz. Umuyorum, daha önce benim de İran gezi bütçemi belirttiğim, defalarca gezmenin nasıl bir tercih meselesini vurguladığım ve tek başına seyahat etmekten korkanlara açıklamaya çalıştığım yazılarımla birlikte, bu röportaj da aradığınız sorulara biraz olsun olumlu bir cevap olabilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir