interrail hakkında bilmeniz gerekn 10 büyük nokta
Eminim çok fazla kişi Interrail hakkında yazıp çiziyor, çok fazla şehir efsanesi duyuyorsunuz ve çoğu zaman da benzer şeyler duyuyorsunuz.  Oysa gidip kendiniz tecrübe edene kadar aslında çok da işe yarar bilgi almadığınızı fark ediyorsunuzdur döndüğünüzde.  Sadece tek kez değil farklı dönemlerde farklı şekillerde Interrail kullanan biri olarak şimdi en bilinen yanlışlara ve kafanızdaki ‘deli sorular’a yardımcı olmaya çalışayım, aklınıza gelen farklı şeyler ve fark etmediğim eksikler için yazının sonunda yorumda bulunabilirsiniz.

Bana en çok sorulanlardan birisi de bu kadar ülke gezdiğine göre Interrail yapmışsındır sen şeklinde başlayıp ne yapmalı, ne tavsiye edersin şeklinde oluyor. Herkese de ne yazık ki paragraflarca açıklama yapamıyorum. O yüzden Interrail ile alakalı gözlemlediğim yanlışlar ve en çok sorulanlardan bu yazıyı derledim.

1-Bilinenin aksine, Interrail tek bir bilet çeşiti değildir.

Tanımında diyor ki:  Avrupa Demiryolları İşletmeleri tarafından uygulanan, gezginlere ucuz ulaşım olanağı sağlamayı amaçlayan bir pas bilet uygulamasıdır. Aynı biletle, istenen yerde ve zamanda istenen trene binme olanağı sağlar. (bkz: TCDD’nin resmi bilgilendirmesi) [bu arada, güncel fiyat listelerine de bu linkten ulaşmanız en doğru bilgiyi verir size.]

Gelin görün ki bence yanlış ve eksik bir tanım. Interrail’da bilinenin aksine tek bir çeşit bilet yoktur. Genel olarak Interrail bileti diye bildiğiniz şey “Global Pass Flexi” çeşitidir ki bu pek de ucuz bir bilet değildir.  Ayrıca bunun bile başka çeşitleri vardır; 15 günlük geçerlilik süresi içinde 5 günlük (flexi), 1 ay geçerlilik süresi içinde 7 günlük (flexi) gibi… Bir de 1 aylık süre içersinde 3, 4, 6 ve 8 günlük vs olan tek ülke passlar gibi farklı tarifeler vardır. Bu kadar çeşit bilet ne diye vardır? Demek ki seyahatinizi iyi planlayıp hangisini kullanacağınıza karar vermeniz gerekir de ondan. Yoksa bu biletler pek de ekonomik olmaz, beklentinizi karşılayamayabilir.

2- En uygun bilet hangisidir?

En uygun bilet  hangi rotayı kullanmak istiyorsunuz buna bağlı. Ama genellikle flexi biletin çok da ucuz olmadığını söyleyebilirim. Örneğin farklı ülkelere geçecekseniz ve gerçekten sık yolculuk yapabilecekseniz biletleri tek tek almaktan biraz uyguna gelebilir. Eğer 15 gün içinde 8 kez binebileceğinizi düşünüyorsanız gerçekten de o zaman biraz kar elde edersiniz yoksa 6 günlük olanı almanız gerekir. Bu yüzden bileti almadan iyice düşünüp taşınmalı ve nereye uğrayacağınızı kestirmeye çalışmalışmalısınız.

Fiyat-performans açısından ise en uygun bilet: Benelux bileti bence. Bu bilet Interrail tek ülke pass diye geçse de siz 3 ülkeyi (Belçika-Hollanda-Lüksemburg) bununla gezebilir, üstelik hızlı trenler için ek ücret ödemezsiniz. Ayrıca trenlerin en az aksadığı, şehirler birbirine yakın, güzel ve minik olduğu için bu ülkelerde, yol üstündeki başka şehirlerde de durup, orayı gezip sonra tekrar yolunuza aynı gün içinde devam edebilirsiniz. Ki bu şehirler hakkında biraz daha detaylı bilgi almak isterseniz Hollanda için şu yazıma bakabilirsiniz.

Amsterdam’da sırt çantamı hostele bırakıp aynı gün Haarlem’e gidip-geliyorum.

3- Sadece öğrenciler için değildir

26 yaş altı sadece daha indirimli binebilir. Yani öğrenci olmak gibi bir koşul yoktur. Zaten bileti alırken de sizden kimse öğrenci kimliği istemez, pasaportunuza ve yaşınıza bakar. Bilet tarifelerinin fiyatlandırılması yaşa göre olur. Örneğin 4 yaş altı ücretsiz, 12 yaş altı, 60 yaş üstü ve 26 yaşına kadar gençler için de fazladan indirim olur.

4- Interrail her zaman çok ucuz bir gezi yöntemi değildir

Benim için Interrail bitmiştir net. Bundan sonra Avrupa’da trenle gezmeyi düşünmüyorum gidersem de.  Örneğin:  Slovenya’da otobüsle bir yerlere ya da komşu ülkelere gitmek çok daha hesaplı ve zaman kazandırıcı olur.

Hatırlatmakta fayda var, ne yazık ki önceden döviz kuru bu kadar yüksek değildi(ben ilk Interrail bileti kullandığımda Euro 2.24’tü ve son kullandığımda da 2.96 idi!) bir de yeşil pasaportum olduğu için Avrupa’ya gidiyordum. Eğer biz rezilliği göze alıyoruz, şunu bi’ tadalım derseniz orasını bilmem ama ben olsam Global Pass fiyatına Bangkok’a bilet alır, illa macera yaşayacaksam da Taylandlı çılgın tuk tuk sürücüleriyle anlaşamamakta macera yaşamayı tercih ederdim.

Bileti almakla da iş bitmiyor ayrıca. Çoğu zaman 3 Euro’dan 25 Euro’ya kadar ek ücret ödemeniz gerekiyor.  Özellikle hızlı tren, gece treni ya da başka bir ülkeye geçeceğiniz normal bir tren için bunlar kaçınılmaz ve önceden tam olarak bu fiyatı kestirmeniz mümkün değil. Geçmiş olsun bilet için ödediğinizin yarısı kadar bir masraf daha sizi bekliyor…

Amacınız gezmekse ve illa Interrail yapacağım diye tutturmuyorsanız başka ulaşım yöntemlerini de aklınızın bir köşesinde bulundurun. Oslo’da, tek yönde havalimanı ulaşımı 12 Euro’ya filan denk gelirken Oslo’dan Varşova’ya 5 Euro’ya Ryanair ile uçabilirsiniz örneğin.

5-Almak için birilerinin aracılığı ile komisyon ödemek zorunda değilsiniz

İnternet üzerinden de almanız mümkün fakat kargonun ulaşıp ulaşmamasıyla kim uğraşacak. Bence en basit yöntem,  TCDD’de uluslararası bilet ofisine gitmek. Burası mesai saatlerine göre çalışıyor, cumartesi günleri de öğleye kadar.  Yanınızda pasaportunuzu götürmeniz gerekiyor. Harita ve küçük klavuzlarla birlikte biletinizi hemen basıp veriyorlar. Önemli olan pasaport numaranız doğru yazılıp yazılmadığı. Bir de ufak detay var; peşin peşin parası neyse verip almanız gerek,kredi kartı kullanabiliyorsunuz ve o an kur 2.2 ise örneğin,2.32 gibi yüksek bir oran kredi kartınıza yansıyabilir. Evet tek çekim.

6- Yola yalnız çıkın

Birilerini tanımanın en iyi yolu birlikte yola çıkmaktır diyorlar ya… Öyle işte. Emin olmadığınız kişilerle yola çıkmayın ki tanıdığınızı düşündüğünüz insanları bile aslında tanımadığınızı fark edip boşuna hayatı sorgulayabilirsiniz. Hele de 3 ve daha fazla kişiden oluşan bir grup olarak yola asla çıkmayın! Bu sizi dışarıya da kapatıp yeni insanlarla tanışmanızı engeller. Unutmayın yurtdışındayken geçirdiğiniz zaman normal bir boş vaktinize göre daha değerli ve grup içinde uyum sağlamak, herkesin memnun olup ortak bir şeylere birlikte karar vermesi oldukça zaman alıcı şeyler. Olabildiğince az zaman kaybetmeye ve kendinizi dinlemeye fırsat yaratın.

Avrupa’da zaten korkulacak bir şey yok. Balkanlar, İtalya dışında hırsızlık hikayeleri de sık duyduğumu söyleyemem. Ki biraz uyanık olursanız zaten başınıza bir şey gelmez. Aklınıza gelebilecek başka güvenlik problemleri de zaten yok. Davranışında rahatsız olursanız birinin direkt hayır demeniz ve rahatsız olduğunuzu belirtmeniz yeterli olacaktır.

7- Rotaları çok uzatmayın

Tüm kıtayı trenle baştan aşağı geçip, çılgınca Amsterdam’dan Belgrat’a gitmek, tren garlarında sabahlamak, hostele para vermemek için gece treni kullanmak gibi şeyler çok duydum. Gece treni hostelden daha ucuz değilken özellikle bir rezillik aramıyorsanız neden böyle bir yorgunluğa giriyorsunuz anlamıyorum?

Ben ilk gittiğimde, İtalya-Fransa-İspanya-Portekiz rotasında 3 kişi gitmiştik 25 gün, 22 günde 10 binimlik global pass flexi almıştık. Bu bile bizi çok yormuştu. Çünkü seçtiğimiz coğrafya büyük, trenlerin bağlantısı kimi zaman saçmaydı. Bir de Marsilya’dan Barcelona’ ya giderken Andorra civarında orman yangını çıkmıştı. Bu gibi hesapta olmayan şeyler de başınıza gelirse zaman kaybedebilirsiniz. Hata payı bırakmanız gerekli bu yüzden de. Ayrıca, sürekli yolda olmak, sırt çantası toplayıp göçebe gibi yollara düşmek pek kolay bir şey değil. Kalacağınız şehri daha iyi keşfedebilmek için çok aceleye getirmemeye çalışın yoksa hayıflanabilirsiniz şurda keşke biraz kalsaydık diye.

Sevilla’dan Alcazar’ın içine girmeden ayrılmak zorunda kalıyoruz, açık olduğu saate yetişemiyoruz. Şimdi tekrar gitmek zorundayım.

8- Kurallara uyun!

Bileti doğru şekilde doldurmanız çok önemli. Bazı ülkelerde bu konuda çok hassas davranıyorlar. Kondüktör gelmiş ve hala doldurmamışsanız düzgün bir şekilde, bir de bordo pasaportlu iseniz, (genel olarak Türk pasaportundan hazzetmeyenler var çünkü) bu kişi size kaçak binmişsiniz, hırsızmışsınız muamelesi yapabilir. Trene tam olarak kaçta bindiniz, hangi tarihte bindiniz, sefer numarası nedir, nereden gelip nereye gidiyor bunları mutlaka trene bindikten sonra biletinize işleyin. Özellikle de Fransa’da buna çok dikkat edin. Pek çok kişi Fransa’da trenler çok pahalı olduğunda kaçak binmeye çalışıyor ve gezginlerin valizlerini şüpheli bahanesiyle patlatabiliyorlar bile!

9-Beklentinizi karşılayamayabilir

Çoğunlukla Avrupa’ya yaz aylarında pek çok ülkede okulların tatil olmasıyla da resmen akın oluyor. Biraz uyanık olmanız, bazen önceden rezervasyon yaptırmanız ve bir ülkeye ayak basar basmaz hemen diğer kullanacağınız trenin derdine düşmeniz gerekebilir. Ayrıca trenler umduğunuz komforda olmayabilir de

İtalya gibi yoğun turist akınına uğrayan bir ülkeden başka bir ülkeye geçiyorsanız, arkadaşlarınızla aynı vagonda gitme olasılığınız oldukça düşük çünkü rezervasyonu yapan kişi sadece trendeki müsait koltukları görebilir ve gece treni ise ya da o tren başka ülkeye ait ise rezervasyonların detayına neredeyse hiç müdahale edemez. Size gelişigüzel koltuklar verir sistem de… Bazen bu koltuk numaralarına dikkat edilmez bu trenlerde, bazense benim gibi ailenizde herkes ayrı vagona düştüğü için bir Bangledeşli’den yer değiştirmeyi rica edip, hayatınızda duymadığınız lafları yiyebilir ve bu yüzden kendinizi kavga etmek zorunda da hissedebilirsiniz. (Nitekim edersiniz de. Sonuç fena ağzının payını verdim, üstüne de sabaha karşı güvenlik için devriye gezen Avusturyalı polisler kendisine mülteci muamelesi yaptı, bizdeki ‘special passport’u-hey gidi ne güzeldi yeşil pasaport- görünce aynı polisler bizi uyandırdığı için özür diledi adamcağızın gözleri önünde 😀 ) Yani amaç zaten yeni insanlarla tanışmak, ne olacak demeyin çünkü sadece sizin yaşlarınızda ya da kafa dengi değil trenleri kullananlar. Irkçı ve aşırı milliyetçi insanlarla da karşılaşmanız mümkün, her milletin iyisi kötüsü var malum ve türlü türlü insan var.

10- Yine de gidecekler için…

En iyi manzaralar nerelerdedir?

Avrupa’da tren yolları boyunca genel olarak çok güzel manzaralar sizi bekliyor. Zaten ilk kez gidecekler Avrupa kıtasının özellikle de Alpler’in bulunduğu güzergahın (beklenenin de ötesinde)ne kadar yeşil olduğuna inanamayacaklardır. İsviçre, Slovenya, Avusturya dışında da çok güzel manzaralarla kaşılacağınız bazı özel, aklımdan hiç çıkmayan rotalardan bahsedeyim:

Madrid-Porto arası:

İspanya’nın kuzeyinden  Portekiz’e girerken Bigo(Vigo) civarında mistik bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Sis, yeşilin her tonu ve araya serpiştirilmiş köprüler siz Porto’ya varana kadar sizi büyülüyor.

Çek Cumhuriyeti-Almanya geçisi:

Tren özellikle de Dresden taraflarına yaklaştığında gözlerinizi açık tutun buralarda Hallstatt benzeri köyler, harika kayalıklara tırmananlar göreceksiniz. Ayrıca tren Elbe Nehri boyunca gidiyor bu yüzden su-yeşil bir arada daha da güzel manzaralar sunuyor.

Tren camından zar zor yakaladığım manzaralardan sadece biri. Çok daha iyileri vardı!

Güney Fransa:

Monako-Nice-Cannes rotasında tam olarak Akdeniz’i göreceksiniz. Benim hayalimde daha güzel bir Akdeniz manzarası olamazdı. Bura ile ilgili görsel paylaşmak isterdim fakat sadece videolar var, onları da pek beğenmedim.

 Fazla rezilliği göze almıyorsanız kaçmanız gereken rota:

Siz siz olun İtalya’dan Fransa’ya trenle geçmeye çalışmayın. Hatta mümkünse Fransa’dan hiçbir ülkeye bağlantı kurmaya çalışmayın. Anlatsam roman olur, gidenler, çekenler bilir.

Toparlayacak olursak: Siz kararlıysanız, saydığım olumsuzluklara “aman çok da fifi” diyorsanız ve Avrupa’da bir tren yolculuğuna çıkacaksanız, hele de bunu tek yaparsanız muhtemelen devamı da gelecektir. Haydi bakalım iflah olmaz seyahat düşünceleriniz hayrola! Yeni varını yoğunu gezmeye dökenler, bazıları gezmeyi severlere selam eder, gözlerinizden öperim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir