Zorhane ya da zurhane savaş figürleri içeren İran'a ait eski ve değerli bir spor

Kadim bir İran geleneğinden bahsetmek istedim. İran gezim sırasında, Instagram’ın Stories için Yazd’ta çektiğim videolar biraz merak uyandırmıştı. ”Müzik eşliğinde kendinden geçen ve değişik hareketler” yapan şeklinde betimleyerek ne olduğunu sorup, merak edenler olmuştu. Şimdi ona bir açıklama getirelim.

Lafı hatta hiç uzatmadan bu insanların icra ettiği şeyin adını vereyim sizlere: ”zurhane” ya da ”zorhane”.

Zurhane/ Zorhane nedir?

Farsça ve Türkçe’de kullanılan çok fazla ortak kelime mevcut malumunuz. Bu nedenle çok yabancılık çekmeden, kelimenin ne ifade ettiğini anlayabilecekler olduğuna eminim. Fakat tahmin yürütemeyenler için söyleyelim: ”kuvvet (kazanma) yerleri/evleri” anlamına geliyor. Zurhane kısaca geleneksel bir spordur diyebiliriz. Fakat bu betimlemeyi böyle bırakırsam,  biraz haksızlık etmiş de olurum. Geleneksel olmasının yanısıra maneviyat da içeren, icra edenlerin bir takım erdemli özelliklere sahip olmasını gerektiren, müziğin de eşlik ettiği detayları oldukça fazla olan bir İran jimnastiğidir diyebiliriz.

Evet Zurhane aslında bir jimnastik!

Bu kültür hakkında bilgiye ilk kez siteden ulaşanlar, ne diyor ya bu kız diyenler ve  yeni Facebook hesabımdan haberdar olmayanlar iki dakika kadar süren videosunu fb sayfamda  paylaştım, oradan ulaşabilirler, çünkü blog video paylaşımı için pek uygun değil.

Zurhane hakkında diğer ayrıntılar

Üzerine aslında bir master tezi yazılabilir (belki de yazılmıştır, yazılıyordur). Oldukça fazla detay var hakkında. Yok jimnastik yaptıkları alan sekizgen, vay efendim kimi zaman şu kadar ağırlıklarla yapıyorlar hareketleri filandan ziyade, daha ilginizi çekebileceğini ve aklınızda daha rahatlıkla kalabileceğini düşündüğüm detayları şöyle özetleyebilirim:

Geçmişi tam olarak bilinmemekle birlikte, kökleri Ahameniş İmparatorluğu’na (ilk Fars İmparatorluğu) kadar dayanıyor. Çok yakında Persepolis hakkında da sizlerle bilgi paylaşacağım ve daha ayrıntılı şekilde değineceğim bu imparatorluğa.  Zurhane’ye geri dönersek, bu bir çeşit pehlivanlık geleneği, 2500 yıldan daha fazla  geçmişe sahip.

Farkındaysanız doğuşunu düşündüğümüzde İslam Medeniyeti ile fazla alakası yok gibi bu geleneğin. Çünkü İslamiyetten bile önce var olan ve hala sürdürülen bir gelenekten söz ediyorum. Bunun yanında, zaman içerisinde değişimlere de uğramış. Örneğin, ortadaki mürşit, müritlerine Şehname’den de beyitler okuyor. Firdevsi’nin Şehname’yi 10 yy’da, Gazneliler döneminde yazdığını göz önünde bulundurursak, bu geleneğin şekillenmesinin tamamen İslam’dan bağımsız olduğunu söyleyemeyiz.

Zaten hareketler sırasında davul çalan kişi fazlaca ”maşallah” filan gibi kelimeler de kullanıyor ve hareketleri yapanları destekliyor. Ayrıca İslam bilginlerinin, Hz. Ali’nin resimleri de mevcut salonda. Bunun sebebi ise sadece buranın İran olmasından kaynaklanmıyor. Amaç aynı zamanda ‘iyi yol’ göstericiler olarak onları örnek almak, 12 İmam’a bağlılığı da vurgulamak.

Yapılan hareketler savaş figürleri ve savaşa hazırlık hareketleri içeriyor. Başlamadan önce selamlaşılıyor.

Ortadaki mürşit daha tecrübeli. Daha zorlu hareketler yapıyor. Ayrıca bu kişi doğru- iyi olmak için öğütler veriyor ve Şehname’den beyitler okuyor.

Ortadaki yol göstericinin bazı hareketleri farklılık gösterebiliyor

Sonlara doğru ortada dönmeye başlıyorlar (ama ne dönmek) ve bunu yaparken, bu sporda daha acemi olanlara öncelik veriliyor, daha sonra daha tecrübeliler aynı şekilde yol gösterici kişiden izin alarak dönüyor.

Zurhane ile ilgilenen kişiler herhangi insanlar değil. Bu kişilerin bir takım erdemlere sahip olması gerekiyor, örneğin: yalan söylemeyen, cesur, cömert, geleneklerine bağlı-değer veren kişiler olması gerekiyor.

Bu sporu kadınlar da izleyebiliyor. Tabii ki haremlik-selamlık şeklinde oturuluyor. Erkeklerin bulunduğu tarafta bir takım ikramlar var. Örneğin yukarıdaki fotoğrafta karşımda oturan amca kimdir, ağa mıdır nedir bilemiyorum ama ona pek bir hizmet vardı. Neyse onu pek çözemedim. Bir de içeriye ayakkabısız ve başınızı eğerek girmeniz gerekiyor.

Zurhane’yi kadınlar da izleyebilir

Bunun dışında çocuklarına da şimdiden bu sporu öğreten, gerçekten de geleneklere bağlı insanlar var. Etrafta hareketleri yapmaya çalışan ama yapamayan küçük çocuklar görürseniz şaşırmayın.

Bu arada İran’a gidince ne yapmalı, neyi atlamamalı diye soranlara da kesinlikle Zurhane’yi izlemelerini öneriyorum. Zurhane’ye gitmek için ise akşam saatlerini seçmeniz gerekiyor.  Önceleri günün farklı zaman dilimlerinde de zurhaneler açık olabiliyormuş sanırım, fakat genelde akşam yemeğinden 1-2 saat sonra yapılıyormuş artık. Genelde, akşam saat sekizden sonra hareketlenmeler başlıyor. Bu sporu yapanlar ise önceden bir takım ısınma hareketleri de yapıyorlar sanırım ve isterseniz bunları da görebiliyorsunuz.

E artık  İran’a gitmek için artık bir nedeniniz daha var. Zaten korkulmayacak bir yer olduğunu, tek ve kadın başınıza seyahat etmekten de (ne İran’a ne de başka ülkelere) çekinmemeniz gerektiğini gitmeden önceki şu yazımda belitmiştim. Ayrıca döndükten sonra  da ne var bu kadar bu İran’da diye şu yazımda bir özet sunmuştum. E zaten aile yapısını da sizlere Türkiye ile benzerlik-farklılıklara dayanarak fazlaca şu yazımda açıklamıştım. Vay efendim konaklama pahalı mıdır, uçak bileti işini ne yacağız filan diyenlere de oldukça cesaret verici olabileceğini düşündüğüm detaylıca İran gezi bütçemi şu yazımda anlatmıştım.

O zaman artık çıkıp çıkıp  İran’a gitmemeniz için bir neden kaldı mı, sizce?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir