İran'ı çarşaf giymekten ibaret sandıysanız yanıldınız.

Bir şeyleri gerçekten bildiğimizde kendimizi daha rahat ve emin hissederiz değil mi? Peki İran deyince akla ne geliyor? Gidip gören veya araştıranlar biliyor da ya bilmeyenler ya da bildiğini sananlar? Genel olarak duyduklarımı basitçe özetleyeyim: Önyargı kötü bir şey. Sanırım bunu tanımlamak için daha fazla sıfata ihtiyaç yok, yeterince açık ‘kötü’!

İran’a gitmeden size şöyle bir yazı hazırlamıştım hatırlarsanız. Gitmeden kimi zaman şaka yollu kimi zaman çok ciddi bir şekilde İran’a yalnız seyahat mi edilir, gitme ne işin var şeklinde önceden de hala da anlamlandıramadığım garip tepkiler almıştım da o yüzden o yazıyı hazırlamıştım. Bu değişik tepkiler İran’nın tarihini, insanlarını tam bilmeden; onu medya tarafından gösterilen bir takım siyasi duruşuna göre etiketlemekten ileri geliyordu. Ha bir de soranların fazlaca Hollywood yapımı film ya da Türk Dizisi izlemesinden de olabilirdi…

Bu yazı bir Türkiye-İran karşılaştırması olarak ilerleyecek, bunu yapmaktaki amacım Türkiye şu konuda harikadır, yok İran daha iyidir gibi bir sonuca ulaşılması değil. Amacım hakkında nerelere gitmeli ve nasıldır konusunda daha yüzeysel bilgi verdiğim şu yazımdakinin biraz daha derinine inmek, sosyo-kültürel özellikleri ve gözlemlerimi paylaşarak anlatacaklarımı daha iyi anlamanıza yardımcı olmak.

Bu arada çok fazla sayıda İran’dan arkadaşım olmasına ve gittiğimde de pek çok kişi ile uzun sohbetler yapma şansımın olup notlar almama dayanarak bu yazıyı yazıyorum, yani sadece bir iki bir şeyi gözlemleyip genelleme yapmadım onu da ayrıca belirteyim.

İşte merak edilen bazı meseleler ve ayrıntılar (yakında tarih konusunu sıkmadan özetlemeye çalışıcağım ve bazı gelenekleri ayrıca tekrar açacağım)

Evler ve Temizlik

Evler Türkiye’dekilerden biraz daha geniş. Genelde halı çok fazla ve tabii ki terlik giyiliyor! Şaşırdınız mı? Bence hayır. Bu arada bir fark var. Bence evlerinde gösterişe Türkiye’dekilerden daha az önem veriyorlar. Evet evlerini yine önemsiyorlar fakat borcu yeni bitmiş fakat hala üzerine oturulmamış mobilyalardan ziyade paracıklar gezmeye, eğlenceye Türkiye ortalamasından daha çok harcanıyor gibi.

Ayrıca umumi tuvaletler bence Türkiye’dekilerden temiz ve daha az kokulu. Özellikle de Türkiye’de büyük kentler dışındaki yerleri bir düşünsenize, gerçekten ‘hijyenik’ olduğumuzu düşünüyor musunuz? Bence çok önemli bu mevzu: Sabunsuz bir tuvalete rastlamamak güzel çünkü Avrupa’yı düşündüğünüzde (örneğin Belçika-Fransa) bunun bir lüks gibi geldiğine eminim.

Gözümden kaçmadı, yemek yenilen esnaf lokantalarında bile ayrıca lavabolar vardı ve yemekten önce el yıkamak gibi bir adet var.

Aile Yapısı

Türkiye gibi kolektivist bir kültür olduklarından aile yapısı Türkiye’deki çoğu aileye benziyor. Örneğin ailenin hasta yaşlılarına yardım etmek, kimi zaman gidip aile büyüğünün yanında kalmak ve ona destek olmak gibi şeyler normal. Hatta sadece çekirdek bir aile yapısında değiller, çoğu aile büyükleriyle beraber yaşayanlar da var.

Tıpkı Türkiye’deki gibi aileler çocuklarının geleceği için yaşıyor, onların iyi bir eğitim alması konusunda endişeler taşıyor ve alabilmesi için de adeta didiniyor.

Boşanma oranları oldukça yüksekmiş. Bunun sebebi ise Türkiye ile birebir aynı. Evlilikten önce ilişkiye bakış aileden aileye değişse de oldukça tutucu durumlar da var. Evlenmeden önce mutlular mı, olabilirler mi gibi şeylerden ziyade genelde ülkemizde olduğu gibi ‘herkes muhakkak evlenmelidir’ görüşü hakim.

Tabii ki ahlak polisleri var sokaklarda. Eskiden kuralların çok daha katı olduğunu söylüyorlar. Fakat şu an daha esnek durumda. Eğer ahlak polisi kız/erkek arkadaşınızla sizi geziyorken görür ve yaşınızın küçük olduğunu düşünürse hemen yaka paça alıp götüryormuş, sakin olalım yani. Önce ailelerini arayıp, haberleri olup olmadığını soruyormuş. Yani İran’daki ‘özgürlük’ kavramı biraz da ailenize ve tutumlarına bağlı, tamamen devlet tarafından sınırlandırılmış değil.

Çalışma Koşulları – Eğitim

İran’da hafta sonu kavramı alıştığımızdan biraz farklı gelebilir. Tek bir gün var hafta sonu adına o da cuma günleri. Genel olarak çalışma saatleri Türkiye’deki gibi oldukça uzun. İnsanların çoğu da bu uzunluğun sadece kişinin sosyal yaşamı ile ailesine ayırdığı zamandan çaldığını, verimi çok düşürdüğünü söylüyor. Tanıdık geldi mi? Hani bunları duyunca yine Avrupa’da dokuz- üç buçuk gibi bir mesai kavramının olmasına insan isyan etmiyor değil…

İşsizlik Türkiye’deki gibi diyeyim siz anlayın. Çoğu üniversiteli master ve hatta doktoraya devam ediyor ve yine de işsiz kalabiliyor. Özellikle yatırım yapılan alanlarda, bütçeyi kullanmak için işi bitirmekten ziyade ‘salla başı, al maaşı’ tercih edilebiliyormuş.

Eğer Türkiye’de öğrenciyseniz hala bir üniversitede, İran’dan çok sayıda kişiye rastlamanız mümkün. Bunun en büyük sebebi,  önceden Türkiye’de çok iyi bir üniversite eğitimi algısı olmasıymış fakat şu sıralar asıl sebebi askerlikten kaçmak. Çünkü Türkiye’den uzun süreli vize almak diğer Batılı ülkelere göre daha kolay İran vatandaşları için. Askerlikten kaçma sebebi ise şu: askerlik iki yıl gibi uzun bir süre ve eğer iyi bir yerde askerlik yapmak istiyorsanız bağlantılarınızın olması gerekiyor. Bazı dönemlerde, ihtiyaca göre, askere alımlar devlet daha esnek davranabiliyormuş. Fakat genel olarak 18 yaş civarındaki erkek çocukları için sıkı ve zorlu bir süreç var, örneğin yurtdışına çıkmaları yasak ve eğer çıkarlarsa ülkeye tekrar dönememe ihtimalleri var. Yine burada tanıdık ve ne yazık ki bir miktar para devreye giriyor.

Bunun dışında ilk ve orta eğitim Türkiye’dekine çok benziyor; biraz ezberci ve fazla bilgi içerikli özellikle matematik ve fende. Biraz da pratikten yoksun: örneğin Arapça zorunlu ders olarak gösteriliyormuş fakat çoğu kimse Arapça’yı bildiğini düşünmüyor.

Politika

Tıpkı Türkiye’deki gibi günün büyük kısmında politik konular konuşuluyor, üzerine espriler yapılabiliyor. Bir Amerikalı vurdumduymazlığı ne yazık ki yok… Hatta konuştuğum kişilerle genelde konuşmanın sonu ‘’Orta Doğu’da yaşıyoruz işte ne yaparsın’’a varıyor (evet, kabul edelim Türkiye de bir Orta Doğu ülkesi)

Politika hakkında daha bildiğim şeyler var, özel olarak isteyenlere anlatabilirim ama açık açık buraya daha fazla ayrıntı hele de isimler vererek yazmak istemiyorum.  Bunlardan sizlere bir takım tarihsel süreçlerden bahsederken çok yakında daha yorumsuzca bahsetmiş olacağım. (Alarm! Tehlikeli sulara girmeden dönüyorum)

İnternet ve Medya

İnternet hızı oldukça düşük.  Bazı çok popüler sosyal medya siteleri yasak. Ama arkadaşın anlattığı şöyle bir çelişkiyi özetleyeyim: devletin yasaklı bu sosyal medya mecralarında resmi sayfaları var! Hatta paylaşımların altında ‘’sayın… siz hangi VPN değiştirici uygulamayı kullanıyorsunuz benimki çok yavaşta?’’ şeklinde yorumlar olabiliyormuş.

Televizyonlar günümüzde biraz daha serbest bırakılmış. Bir ara daha da sıkıcı olduğunu ve sürekli mollaların çıkıp bir tarihten bir futboldan konuşmasına maruz kaldıklarını söylüyorlar. Bu yüzden de Esra Erollar ve Türk Dizileri yakından takip ediliyor. (Bu konuyu burada bırakmıyorum tabii ki, yazının altında tekrar geleceğim)

İran halkı yabancı basının ise çok taraflı olduğunu, istediği yere odaklandığı, İran’da olan iyi şeyleri kesinlikle göstermediğini ve bu yüzden de bazı toplumların İran’ı hiç alakasız başka kültürle karıştırmasının ya da İran’ı ziyaret etmekten insanların çekinmesini de bir yerde anladıklarını söylüyorlar. Medyanın istediği gibi insanları manüple edebileceği gerçeğini hemen herkes anlamış çünkü bundan çok çekmişler. (bilmem anlatabildim mi, mesaj alındı mı 😉 )

Güvenlik

Burada çok iddialı bir cümle kullanayım: Türkiye’den 10 kat daha güvenli! Hırsızlık yok, ticaret daha dürüstçe yapılıyor, tutturduğuna fiyat yok, taciz yok, gözleriyle sizi yeme yok, canlı bomba olma ihtimali yok çünkü istihbarat iyi çalışıyor ve halkın can güvenliği önemseniyor.

Türkiye’den çoğu konuda daha ahlaklı olma sebebi tamamen kültür bence, bunda şeriat yasalarının ise etkisi pek yok gibi geldi ki, o şeriat yasaları bildiğiniz gibi de değil! Bir takım şehir efsanelerini unutun! Hırsızlık yaptı diye hemen kol kesme gibi bir şey yok yani…

Kılık Kıyafet

Kimse kara çarşaflara bürünmek zorunda değil. Bu kişinin tercihinine kalmış bir şey. Kadınların genel olarak başını hafifçe örtüp, kalçalarını da kapatacak kadar uzunlukta şeyler giymeleri yeterli. Bunun dışında vay efendim tayt giymişsin, ayak bileklerin görünüyor gibi şeylere de takmıyorlar. Örneğin kadınlar, sandelet ya da açık-topuklu ayakkabılar rahatlıkla giyebilir. Topuk göstermeme filan bir Arap kültürü ve İran’ın bunlarla alakası yok unutmayalım!

Tarih ve Kültür Bilinci, Gelenekler

Benim en taktir ettiğim özellikleri… Böyle bir bilinç var! İran için yılbaşı sayılan Nevruz için büyük hazırlıklar yapılıyor, evler aylar önceden temizlenmeye başlıyor ve bir takım dini ya da geleneksel sembollerin anlamlarını herkes biliyor. Öylesineden ziyade gerçekten de bir bağlılık var. Daha sonra ayrıntısını vereyim, şimdilik kısaca bahsedeyim:  Nevruz civarında büyük bir tatil oluyor, insanlar evlerinde bulunmamaları gerektiğine inanıyor ve kesinlikle evlerinde kalmıyorlar, yer değiştiriyorlar.  Kendi kültürel değerlerini takip ediyorlar, başka şehirlere gidip önemli mekanları geziyorlar. Yani sırf gitmiş olmak için gitmiyorlar, gidip nerede ne var geziyorlar. Çoğu İranlı kendi memleketi olmamasına rağmen bir yer hakkında sokağına kadar ayrıntı verirse size şaşırmayın. Lütfen bu özelliği Türkiye’ye de istiyorum, valla bıktım ya bilip bilmeden herkesin yol tarif etmesinden.

Bunun dışında hep mi gelenek-görenek ya peki demeyin! Ailece toplanmak, birlikte yemek önemli evet amas asıl gençler çılgın eğleniyor. Şöyle diyeyim gördüğüm en çok coşulan partileri de İranlı arkadaşlarım yapıyor Türkiye’de bile!

Bir de alkol devlet tarafından yasaklanmış olsa da, kolay şekilde temin edilebiliyor ve alkol kullanmak tamamen kişinin kendisine kalmış bir durum.

Misafirperverlik

Bu meseleyi daha da açmayı düşünüyorum çok yakında. Şöyle özetleyeyim: Akşama gel bizde kal, yarın seni oraya ben götürürüm derlerse, özellikle de bunu 3-4 kez sorarlarsa inanın! Ciddiler, o kadar paronaya az. Gerçekten az ayaküstü sohbette bile böyle bir şey teklif edebilirler ve gerçekten kötü niyetli değiller!

Türkiye’yi nasıl görüyorlar

Genel olarak sıcaklar Türkler’e, çoğu kişi en azından İstanbul’a gitmiş ya da gitme planı kuruyor.

Türkiye hakkında en merak edilen ise ne sizce? Türk dizileri! Devletin kendi televizyonlarındaki baskısından dolayı Türk Diziler’i oldukça revaçta. Yalnız İran’dakiler izliyor izlemesine de biraz bizi kınayarak.

Daha ahlaklılar demiştim değil mi? Şimdi gelelim o meseleye tekrar. Tanıştığım hemen herkes ilk önce dizileri soruyor! İnanılmaz buluyor ve gerçekten de insanlar bu kadar kötü mü, bu kadar yanlış ilişkiler yaşıyorlar mı, birbirlerini bu kadar aldatan evli çift var mı Türkiye’de diyorlar. Hadi bunu şöyle açıklıyorum:‘’ne ilgisi var, tabii ki çok abartıyorlar, yok canım bir dizide kesin trafik kazası, 2 bıçaklanma, 5 ölümden dönme, üçlü beşli aşk hikayeleri ve saray entrikaları oluyorken gerçek hayatla nasıl bağlantısı olsun o kadar’’ diye, ki ikinci soru geliyor: ‘’Benim bacanak İstanbul’a gittiydi, kazıklanmış, Türkiye’ye gidip de başına kötü bir şey gelmeyen yok. Neden?’’ Ayıkla pirincin taşını… ”İşte büyük kentlerde çok farklı tipte insanlar var da, tabii nerden bilcen de, her yerde olabilir aslında böyle şeyler” bla bla (ben dahi inanmıyorum bazen söylediğime)

Şimdi ‘’ayy sen de eleştiriyorsun, bir şeyi de beğen Elif, bak ne güzel ülkemiz, ben hep yabancılardan iyi şeyler duyuyorum’’ diyen arkadaşlara, düşünüyorum da iyi sabrediyorum bazen. Neyse benim kendi adıma ‘Türk Milleti’ne bir borcum yok, gayet ve de fazlasıyla iyi şekilde temsil de ediyorum sanki, aldığım tepkilerden de eminim hatta ya sanki filan değil. Ama sen neden böyle dedin bak şimdiden önce, sanki biraz sorgulaması gerekenler var nedersiniz? Belki sonra önyargılı olmamayı öğreniriz, Türkiye’ye önyargılı olunmasını da o zaman esefle kınarız!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir