Ben İran’ı görmek istiyorum dediyseniz, işte İran gezisinizin olmazsa olmazı: İsfahan!

İsfahan isminin bir yerlerden çağrışım yaptığına eminim. Bu şehrin ismini yok ben hala duymadım, neredeymiş ki diyorsanız İsfahan tam olarak İran haritasının şu şekilde orta yerinde duran, birazdan sıralayacağım güzellikleri ile özel mi özel bir şehir, İran gezilerinin ise neredeyse olmazsa olmazı diyebiliriz.

İran gezisinin olmazsa olmazı dememin iki sebebi var:

  • İran’ın zengin kültürünün, farklı uygarlıkların izlerini sürebileceğiniz gibi, özellikle de dünyanın en güzel İslam eserlerine (mimariden sanata, zanaata kadar….) rastlayacağınız yer yine İsfahan.
  •  Coğrafyadan da gördüğünüz üzere ülkenin en görkemli kentlerinden, aynı zamanda bence ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken yer olan Persepolis’e yakınlığından ötürü yine çok ziyaret edilen Şiraz ile başkent Tahran ortasında. Türkiye’den ise THY’nin direkt uçuşu İsfahan, Tahran ya da Şiraz’a mevcut ve uçuşunuz bu üç şehirden hangisine olursa olsun,  İran’da 3-4 günden fazla kalmayı planlıyorsanız İsfahan’ı atlamanız mümkün değil gibi! Ki İsfahan’a direkt uçuş ile benimki gibi bir rota izlemek, İran için öncelikleri gezmek adına tercih edilebilir. (ki en uygun rotanın, nerelere gitmelinin de linkini biraz yukarıda verdim) Hatta uçuşların fiyatından da her zaman korkmayın, akıllı davranırsanız çok uyguna rezervasyonlar yapmanız da mümkün ki gezmenin o kadar da zenginlik işi olmadığını, İran üzerinden, size sayılarla şu yazımda anlatmıştım.

Ayrıca yukarıda bahsi geçen şehirleri ve İran gezisi için başka nereler görülmeli hakkında bilgi edinmek isterseniz de şu yazıma göz atabilirsiniz. İranlılar’ın ”Nesf-e Jehan” yani ”Dünyanın yarısı” dedikleri ve dünyanın merkezinde gördükleri, ayrıca beğendikleri İsfahan’da ise bakalım ne varmış…

Naqsh-e Jahan ( Nakş- Cihan Meydanı)

İsfahan’a gelip de yolunuz buradan geçmiyorsa, İsfahan’ı görmemişsiniz demektir. Zaten birazdan sıralayacağım pek çok turistik yer de bu meydan etrafında konumlanıyor. İsfahan’ı ziyaret etmeyi düşünüp de buranın ismini duymamak Ankara’da Ulus’un, İstanbul’da Beyoğlu’nun varlığından haberdar olmamak gibi bir şey olur.

İmam Meydanı

İranlılar’ın vakit geçirmeyi sevdikleri, aynı zamanda diğer bir ismi de ”İmam Meydanı” olan yer UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde. Çevresinde ise birazdan değineceğim birbirinden farklı ve güzel, Safaviler Dönemine ait, yani İslam mimarisinin en ince güzellikteki örneklerine kucak açıyor. ( evet ‘kucak açmak’ mizacıma biraz ters bir deyim oldu sanki, bana bile ben kullanmışım gibi gelmedi 😀 )

Ali Qapu (Ali Kapı)

Kapı kelimesi orijinalinde Türkçe ve gerçekten de Farsça’ya geçen Türkçe kelimelerden. (Hep Türkçe’ye Farsça’dan, Arapça’dan, Fransızca’dan geçecek değil ya kelimeler… )  Buraya ”Büyük/ Devlet Kapısı” denilme sebebi, İran’ın en tarihi ve uzun bulvarlarından Charbagh (Çar-Bağ)’dan İmam Meydanı’na buradan giriliyor olmasıymış. Şimdi kapı filan dedik diye de anlış anlaşılmasın,burası İmam Meydanı’na girdiğiniz kapının hemen yanında olmasından dolayı bu isimde ve aslında 6 katlı bir bina, 17. yüzyılda Şah Abbas tarafından ülkeye gelen önemli misafirleri ağırlamak, Nevruz kutlamaları, müzik dinletisi, meydandaki polo yarışlarını izlemek amaçlı kullanılmış.

Ali Kapı’da tavanlar

Dar ve sarmal şeklinde, üzerinde hayvan, kuş, çiçek figürleri olan merdivenlerden çıktıkça her katında size ayrı güzellikte süslemeler, özellikle de boynunuzu ağrıtacak kadar yukarıya bakıp kalmanızı sağlayacak tavanlar göreceksiniz. En son kata ulaştığınızda ise oymacılık olarak saysanız bile hayran bırakacak salona ulaşacaksınız ki buranın sadece sanat değil müthiş bir mühendislik ve mimari kabiliyet içerdiğini fark edince daha da ağzınız açık kalacak. Çünkü bu salon aslında bir müzik odası ve akustik açıdan çok başarılı bir yer. İlginç değil mi, bunca müzük aleti şeklinde oymalarla nasıl akustik sağlanabilir? Pes…

Şeyh Lütfüllah Cami

Ali Kapu’nun terasından baktığınızda tam karşınız olan bu cami, İran’daki en güzel cami olarak geçiyor. Burası yine Şah Abbas Dönemi’nde imparatorluk ailesine  tasarlanmış, özel bir cami. Buranın minaresi yok ve kubbenin en ortasında cenneti simgeleyen bir adet tavus kuşu var. Bu tavus kuşunun kuyrukları, yansıyan güneş ışınlarından oluşuyor. Nasıl mı? Şöyle:

Bu kubbenin altında karınca kadar kalıyorsunuz

İmam Cami

Şey Lütfüllah solunuzda, Ali Kapı sağınızdayken önünüzde duran ve ilk göze çarpan camii burası oluyor. Mavi renklerin ağırlıkta olduğu caminin içine girmenizi mutlaka tavsiye ederim. Bu camii özellikle Sasaniler’den bu yana zaten büyük bir mimari birikime sahip olan İran kültüründe sadece Safavi izleri değil, onun üzerine inşaa edilmiş Selçuklu birikimleri de göreceğiniz bir yer.

İçeride kubbenin tam altında işaretli bir nokta var, ve bu noktada durup, yüksek ses çıkarırsanız, tam 7 kez sesinizin yankısını duyabilirsiniz. Yine inanılmaz özellikte bulduğumu söyleyebilirim bu noktayı, imam küçük seslerle konuştuğunda dahi her noktadaki insanın imami duyabilmesi için yapılmış ‘çılgın’ hesapları düşünmek bile bir mühendis olarak bana bile inanılmaz geliyor.

Sesin her tarafa yayılabildiği nokta. Kubbe o kadar heybetli ki kadraja sığamıyor.

Aynı zamanda caminin içerisinde bir de sergi var. Bu sergide İslamiyet’in hakim olduğu coğrafyalarda yaşanan katliamlar ve aslında İslam ülkeleri’nin en çok yıkım, terör ve huzusuzluğa sahip olduğu, dünyanın geri kalanın dikkatini çekmek ve müslümanların asıl çok acılar çektiğini hatırlatmak. Eğer tarihe merakınız varsa, Srebrenitsa’dan, suikaste uğramış Orta Doğu liderlerine, Ege’de boğulan Suriyeli Mültecilere, Orta Doğu’daki askeri darbelere, Gazze ve Lübnan’dan savaş görüntülerine kadar pek çok konuda, çoğunluğu müslüman olan farklı ülke ve coğrafyalardan acı dolu fotoğraflarla karşılaşmanız mümkün. Bunları gördükten sonra neden İslamiyet’in bulunduğu coğrafyaların dünyanın pek çok yerine göre daha emniyetsiz, kan içinde olduğunu sorgular ve neden mi ararsınız, çıkarımda mı bulunursunuz, isyan mı edersniz, yoksa sadece bazı güçlere küfürederek mi geçersini orasını bilemem tabii…

Jolfa (Culfa)

İran’da şeriat kurallarının sıkı sıkıya dayatılmış olmasından dolayı garip gelebilir fahat çok sayıda kilise de bulunuyor. Jolfa bölgesi hem geleneksel şerbethaneleri tatmak için güzel mekanlara hem pek çok kafeye sahip, hem de çoğunluğu Ermeniler’e ait kilise ve katedrallere sahip. Hatta bunlardan en büyük ve içerideki işçilik açısından en önemlisi ”Vank Katedrali”.

Vank Katedrali dışında da pek çok kilise ziyaret edebilirsiniz. Dünyadaki en büyük Ermeni yerleşkelerinden biri İsfahan’da. Buradaki Ermeniler çoğunlukla, 17. yy’da Nahcivan’dan göç edenler ve Osmanlı baskıları nedeniyle İran topraklarına sığınanlar.

En eski Ermeni kiliselerinden biri

Yukarıdaki fotoğraf ise, İran’da yanında kaldığım arkadaşımın, tanıdıkları olmasından ötürü, İspanyol turist olduğumu söyleyerek içeriye girebildiğim, çok eski bir Ermeni Kilisesi’nde çok fazla ayrıntıyı ilk kez görüntüleyebildiğim yer olması açısından, tamamen Ermeni bir aile tarafından bakımı üstlenilen, normalde başka din mensuplarının ziyaretine kapalı kiliseden. (Bu arada Ermeni tanıdığınız birileri varsa, çoğunlukla medeni şekilde sohbet edebilseniz de sohbet bir şekilde ”No, this is Armenian” vurgularına ve  soykırım gibi konulara dayanacağı için, arkadaşım (bence gerekli değildi) özellikle kimliğimi belitmedi ve İspanyol olduğumu söyledi. Bunu yapmaktaki amacı muhtemelen sonuca varılamayacak bir sohbet içinde kalmamak istemesiydi, belki de tartışma ortasında kalacağını düşüncesinden… Ki bence öyle bir yalan içine girmemeliydik, neyse) Bu özellikle ziyaret ettiğim kilisedeki detaylar hakkında belki(!) daha sonra bilgi veririm.

Chehel Sotoun ( 40 Sütünlu) Saray

40 Sütünlu Saray ismini, girişindeki bu tahta direklerden alıyor.

Her ne kadar 40 sütün olsa da ismi aslında 20 sütünlu, Safavi Dönemi’ne ait bir saray. Bir rivayete göre diğer tahta sütünları dikmek için kaynak yetmemiş, diğerine göre ise sarayın bahçesindeki havuza düşen yansımalarıyla birlikte 40 sütün oluyor. Burayı gezmek oldukça az zaman alıcı fakat içinde göreceğiniz freskler inanılmaz!

Chehel Sütün Sarayı’nın görkemli girişi

Görkemli giriş Ali Kapı’da gördüklerinize göre çok farklı. Burada aynalar, yansımalar ve derinlik kazanmış görüntüler göreceksiniz. Aynı zamanda bahçesi de oldukça huzurlu. İçeride ise seramik üzerindeki resimler ve freskler, saray yaşamı ile çeşitli savaşları içeriyor. Hatta tasvir edilen savaş sahnelerinden biri Osmanlı Devleti ile yapılan Çaldıran Savaşı. Minyatürlere detaylıca bakarsanız saray yaşansıtısına dair oldukça inanılmaz ayrıntılar var.

Chehel Sütün’un freskleri, siz bi’ de yakından görün onların….

Bazar Bozorg ( Büyük Pazar)

Çok sayıda  girişe sahip kilometrelerce uzunlukta bir pazar. Orta Doğu’nun ise en eski ve büyük pazarlarından olarak geçiyor. İçeride İran halılarından, kuruyemişçilere, minyatürlerden, örtülere, antikacılara kadar çok fazla sayıda dükkkan ve isimlerini saymakla bitiremeyeceğim her türlü eşya, hediyelik vs mevcut. Eğer el sanatlarına merakınız varsa, ziyaret ettiğniz yerlerden dönerken eliniz boş dönmemeyi istiyor, otantik şeyleri seviyorsanız mulaka bir şeyler bulursunuz. Deve kemiğinden kutular mı istersiniz, bronz eski heykeller mi, avize mi, gümüş takı mı, satranç takımı mı ne ararsanız burada! Üstelik İran’da gördüğünüz pek çok oyma, boyama eşya da oralara İsfahan’dan gidiyor haberiniz olsun, orijinaller İsfahan’da!

Parası olanlar antikacılardan çok zevkli şeyler bulabilirlerler (Safavi tavanları örnek alınmış bir dükkan)

Köprüler

İsfahan Zayende Nehri etrafına kurulmuş bir şehir. Nehir dediysem gümbür gümbür akan bir şeyler beklemeyin. Gittiğinizde çok şanslı değilseniz suya rastlamanız pek mümkün olmayabilir. Farklı dönemlerde yapılmış, farklı güzellikteki köprüler yine de oldukça güzel ve, nehir üzerinde kuru toprakta yürüyen insanlar bence daha farklı bir ‘nehir’ görüntüsü oluşturuyor. Ayrıca etrafta çok sayıda, oldukça düzenli bir görüntüde parklar var ki İranlılar buraları çok seviyor. Hem spor amaçlı kullanıyorlar hem de bilin bakalım ne için? Tabii ki piknik! Tam bir Türkiye manzarası ile karşılaşırsanız şaşırmayın. Özellikle de İran’da hafta sonu olan cuma günü burada sabahtan akşama kadar halılar üzerinde atıştıran,yemek zafiyeti geçirmeden onca şeyi yiyebilen insanalar görürseniz, Türk olduğumuz için çok da şaşırmayız diye düşünüyorum.

Si-o-Seh Pol (33 Kemerli) Köprü

Pol-e Shahrestan (en eskisi), Khaju (en güzelleri) ve asıl benim favorim olan kemerleri buluşma ve dedikodu mekanı olan Si-o-Seh Pol (en uzunları) en önemlli köprülerden.

Atashgah (İsfahan Ateş Tapınağı)

Burası Zerdüştler’e ait, Sasani Dönemi’nden kalma bir tapınak. Ayrıca, eğer şehir manzarası seyretmek, buralar nasılmış bir de yukarıdan görelim derseniz buraya çıkmanızı öneririm. Ateşgah şehrin biraz dışında kalıyor (çok değil, 8 km kadar). Yol üzerinde ise Monar Jonban (Sallanan Minareler)’i görebilirsiniz. Bu türbenin özelliği ise iki minare var ve minarelerden biri sallanıldığında, diğeri de sallanıyor.

Yine Ateşgah’a dönecek olursak, en iyi İsfahan manzarası, Zayende Nehri’nin kıvrımlarını ve çevre dağları buradan görebilirsiniz. İsfahan’da çevre kirliliği ve sıcaktan ötürü üzerindeki dumanlı havaya rağmen tarlalarn arasındaki kocaman kerpiç duvarlar, nehrin ve parkların kıvrımları yine de mistik ve güzel bir görüntü oluşturuyor diyebilirim.

Ayrıca, bayağı bir kaya tırmanışı sizi bekliyor, oldukça yukarı çıkmanız gerekiyor en üstteki, zamanında Zerdüştler’in Ateş yaktıkları ve insan bedenlerini kuşlara verdikleri oyukları görmek için.

İsfahan Ateşgah, sizi bilmem ne yaparsınız ama üstün bir azim örneği olan ben tabii ki tırmanmıştım.

Ateşgah’ta ödül olarak karşılaşacağınız manzara

Bu arada son olarak belirtmemde fayda var, bir miktar özetlemeye çalıştım gezilecek yerleri fakat bunlarla da bitmiyor ayrıntılar. Yukarıda saydıklarım çok öncelikli görülmesi gereken, olmazsa olmazlardı diyebilirim. İsfahan’da sizi şaşırtacak, gözünüzü alamadığınız tavan işlemeleri daha çok yoksa…

Yani neymiş, bu inanılmaz ayrıntılar görülmeden ölünmemeliymiş! Mekanlarındaki ve el sanatlarındaki inceliklerin ayrıntıları bilmem ki artık İsfahan’ın İran’da ilk durak olması konusunda herkesi hemfikir yaptı mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir