Girne gezi rehberi
Kıbrıs’ın hemen herkesin hemfikir olduğu en güzel iki şehri: Magusa ve Girne sanırım. Özellikle de Girne (Rumca adıyla Kyrenia) oldukça eski ve farklı tarihi zenginlikleri, sunduğu tertemiz Akdeniz görüntüleri, insanlarının hal ve hareketleriyle tam olarak ada havası ve Akdeniz’de bir liman şehrine yaraşır görüntüler veriyor. Girne nasıldır diye soracaklara da cevabım net: Kıbrıs’a gidip, Girne’yi ziyaret etmemek olmaz diyebilirim.
Girne Limanı ve Kale bir arada panaroma

Girne Limanı’na ait panorama

Bu rehberde Girne’de gezilip görülecek yerleri üç bölüme ayırdım.  Böylelikle, ne nerede, nasıl bir beklentiye girmelisiniz, nereye ne kadar sürede ulaşırsınız hakkında fikir vermek istedim. Girne’de geçireceğiniz zamana göre karar vermeniz böylelikle daha kolay olur diye düşündüm. Şimdiden belirteyim, üzgünüm fakat Kıbrıs için gece hayatı,  gazinolar hakkında bir şeyler beklemeyin benden. Daha ziyade Kıbrıs’ın asıl öne çıkması gereken doğal ve tarihi güzelliklerine değiniyor olacağım.

Girne Kalesinde bahar ve sarı çiçekler

Girne Kalesi ve çevresi

Açıkçası ben Girne’ye gitmeden önce gezilecek yerler hakkında bir araştırma yapmış ve kocaman listelerle karşılaşmıştım, nasıl gezeceğim bu kadar yeri diye de düşünmüştüm. Gidip gördükten sonra fark ettim ki, ne yazık ki, yine sevgili ‘blogger’ların çoğu aslında kendinin bile gitmediğine emin olduğunuz yerleri koymuş listeye ama bilmiş bilmiş konuşmayı ihmal etmemiş. Üstelik, sundukları bilgiler ne yazık ki genelde güncel değil, tarif ettikleri çoğu yer şu an restorasyonda ve gidip görünce daha da iyi anladığınız üzere ziyaret edeceğiniz bu yerler abartıldığı ve hakkında tüm detayların bir takım kaynaklardan kopyalanıp yapıştırıldığı kadar büyük yerler değil.

Girne aslında büyük fakat gezeceğiniz tarihi yerler genelde liman ile dip dibe. Bunun dışında kale başlı başına gezerken zamanınızı alacak detaylar ve manzaralar sunuyor. Bir de Girne’nin dışında kalan, özel aracınız yoksa ulaşmanızın, ayrı ayrı hepsini ziyaret etmenizin neredeyse imkansız olduğu yerler var. Bu nedenle bana göre,

Girne= Liman ve çevresi + Kale+ Şehrin merekezinden uzaktaki yerler.

Şehrin dışında kalan, benim de sadece küçük bir kısmını görebildiğim yerlerden ziyaret ettiklerim hakkında aşağıda görsel bulabilirsiniz. Bir de ben gidemedim, imkanınız olursa siz gidin bari diyerek ‘gönlümün kaldığı zalım güzellikler’i de Kıbrıs’a tekrar gidinceye kadar en altta liste olarak bırakıyorum.

Girne Kalesi

Girne Kalesi deyince sadece bir kale işte deyip geçmeyin. Varlığı 7. yy’a kadar dayanan, Lüzinyalılar (biliyorum pek aşina değilsiniz, bahsedeceğim ayrı bir yazıda), Osmanlıılar, Venedikliler, İngilizler tarafından aktif şekilde kullanılmış, Kıbrıs’ın başından geçenleri anlamanızı sağlayacak pek çok ayrıntıyı sayesinde bulabilirsiniz. Kesinlikle atlamamanız gerektiğini düşündüğüm için de üç ana başlıktan birisi… Detaylara geçmeden açık olduğu saatleri belirteyim de sona bırakmayın:

Nisan-Ekim: 08:00-18.00

Kasım- Mart: 08:00- 16:00

Üstelik, giriş ücreti sunduklarına bakınca çok uygun. KKTC ve TC vatandaşları için 7 tl, öğrenciler için 5 tl.

girne kalesi oldukça büyük bir alana yayılıyor

Girne Kalesinin Büyüklüğü

Surların içindeki alan oldukça büyük ve Girne’nin dört bir tarafını oldukça tepeden görme imkanı sunuyor. Manzara cepte. Bir de içerisinde bazıları daha da ön plana çıkan bölümler ve farklı uygarlıkların bıraktığı izleri bulabileceğiniz mini mini müzeler var. Üstelik buraları ek ücret filan ödemeden ziyaret edebiliyorsunuz.

Yat limanının panoramasını Girne Kalesi'nden yakalayabilirsiniz

Girne Limanı’na kaleden bakış

Kalede herhangi bir kuleyi kullanarak şehrin herbir köşesini fotoğraflamanız mümkün. Kalenin manzara dışındaki ayrıntılarına geçmeden, kısaca tarihinden bahsedecek olursak: Bizans Dönemi’nde inşaa edilmeye başladığı düşünülüyor. Daha sonra ise, Lüsinyenler,  Venedikliler, Osmanlılar ve İngilizler’in egemenliğine geçmiş. Tabii ki kalede eklemeler-çıkarmalar, genişlemeler nedeniyle farklı dönemlere ait mimari özellikleri gözlemlemeniz mümkün.

Kalenin avlusuna ulaştığınızda çok farklı odaları inceleme şansınız var. Örneğin Venedik Dönemi’nde yapılan kulede, Venedikliler’e ait askeri canlandırmalardan, İngiliz Dönemi’nde inşaa edilip hapishane olarak kullanılan kısma kadar pek çok detay ayrı mevcut. Zaten buyüzden gezmek çok zaman alıyor. Arada üşenip atlamak isteyenler olabilir diye, mutlaka atlamamanız gereken, oldukça çarpıcı olanları ayrıca veriyorum bu yüzden de. Demem o ki, özellikle belirttiğim bu kısımlara uğramadan geçmeyin.

St. George Kilisesi

Hemen girişte yer alan, 12. yy Bizans Dönemi’nde inşaa edilen kiliseyi mutlaka görmenizi öneririm. Oldukça dar bir geçitten kilisenin bulunduğu kısma ulaşıyorsunuz, bu esnada küçük odalar-tüneller görüyorsunuz ve kilise beklemediğiniz bir anda kocaman görünüyor göze.

Aslında Venedik Dönemi’ne kadar kalenin dışında kalıyormuş, daha sonra kale içine dahil edilmiş.

Girne Kalesi'ndeki Bizans Kilisesi

St. George Kilisesi

Batık Gemi Müzesi

Evet, başka bir kaynak okuduysanız, sanki burası farklı bir yerde, ayrı bir müzeymiş gibi düşünebilirsiniz fakat çok bahsedilen ‘Batık Gemi Müzesi’ de kalenin içinde yer alıyor. Burada Akdeniz’deki ticaret gemilerinde kullanılan yalıtımlı amphoralara {eski Yunanca’dan: amphi (iki taraflı)+phoros(taşınabilir)}, hatta hala tamamen çürüyüp yok olmamış bazı erzaklara, amphoraların  gemilere nasıl yerleştirildiğine dair çizimlere/canlandırmaya, ufak-tefek gemicilikte kullandıkları alet edavata, madenden yapılmış çeşitli eski eşyalara ve MÖ 300 yılında battığı tahmin edilen, dünyanın en eski batık gemisinin sergilendiği salona  ulaşabilirsiniz.

Lüzinyan Dönemi'ne ait bir odada sergilenen eski bademler ve amphoralar

Girne Kalesi içinde yer alan batık gemi müzesi

Lüzinyan Zindanları

Evet, oldukça sıkıcı ilerleyen bu rehberin, olaylı kısmı burası. Belirtmeden edemeyeceğim,  girişinde cidden +13 yazıyor ki bence +18 olmasi gerekiyor 😀 Orta Çağ işkence yöntemleri ve canlandırmaları ile hafiften irkilmek isterseniz ya da ne bileyim eski saray entrikaları ile kralın kıskançlı krizleri gibi magazinsel kısımlarla ilgileniyorsanız burayı kesin ziyaret etmenizi öneririm.

Lüzinyan Dönemi'nde kullanılan işkenceler

Lüzinyan dönemi zindanı

Lüzinyan Dönemi’nde kral kendini halkın önünde rezil etmemek için öyle darağcı idi  filan kesin çözümlerle işi bitirmemiş, yerine süründürmeyi tercih etmiş.  Küçük zindanlar yapılmış ve genel olarak saray ahalisini ve şövalyeler buralarda cezalandırılmış; aç bırakılmış, çeşitli işkencelere uğramış. O zalim, kötü kalpli kralların en fenasının adı da II. Henry imiş…

Akdeniz Köyü Bölümü

Kıbrıs’ın en geçmişini anlamak açısından önemli kısım burası. Her ne kadar Kıbrıs’ta Neolitik Döneme (MÖ 4410-3750) ait bir takım köylerden bahsedilse de (ki bunun bilgisi yine kalenin bu bölümünde mevcut), şimdiye kadar ulaşılıp da sergilenebilen en eski tarih Akdeniz Köyü’nde yapılan kazı çalışmalarından ileri geliyor. Şöyle ki Kıbrıs’ta MÖ 1200-1050  (Geç Tunç Dönemi) yıllarına dair bulgular burada sergilenebiliyor. Örneğin Kırnı mezarı, ölülerin birlikte gömüldüğü eşyalar, çeşitli madeni eşyalar, cam-toprak kaplar gibi detaylar, arkeoloji müzesi olarak kullanılan bu kısımda yer alıyor. Ayrıca, dönem insanlarının nasıl yaşadığına dair canlandırmalar da mevcut.

Kıbrıs'ın Pınarbaşı Köyü'nden kalıntılar

Girne Kalesi içindeki Kırnı mezarı

Bu arada, Akdeniz Köyü çevresinde bir de tapınak bulunmuş, çıkarılan gömüler içindeki ibadet eden insan heykelleri, boğa modelleri, savaş arabaları gibi pek çok detay  Rum tarafına ait kısımda, Lefkoşa Müzesi’nde sergileniyormuş. Bir de bulunan altın objelerin çok benzerleri de New York Metropolitan Müzesi’nde mevcutmuş, bilginize. (Hımm, ne kadar da ilginç, nasıl oldu bu iş acaba?)

Girne Yat Limanı ve Çevresi

Zincir Kulesi

Aşağıda ortada gördüğünüz, tombik yapı, Zincir Kulesi 15.-16. yy Venedik Dönemine ait. Bu arada bir deniz feneri değil. Limana giriş çıkışlarını kontrol etmekte ve limanı korumada kullanılan bir yapıymış.

Girne kalesi limana tepeden bakmak isteyenlere güzel manzaralar sunuyor

Girne Kalesi’den limanın olduğu tarafa bakış ve Zincir Kulesi

Zincir Kulesinin etrafından dönüp durduğunuzda Girne Limana’nın harika fotoğraflarını çekmeniz mümkün. Ki gördüğünüz manzaranın biraz arka sokakları da zaten liman çevresinde bahsedeceğim diğer yerleri içeriyor.

Arhengelos Michael İkon Müzesi

Yine pek sayın bloggerların gitmediğine emin olduğum halde nasıl bu kadar çekinmeden sayfalarına bilgi yapıştırabildiklerine hayret ettiğim yer… İçeride ne var ne yok bilemiyorum çünkü restorasyonda idi, üstelik bir miktar bakımsız kalmış halde. Fakat kesinlikte dışardan görmenizi ve daha sonra sahil tarafında değil de, diğer tarafındaki birkaç sokağı adım adım dolaşmanızı öneririm.

Girne Archangelos Kilisesi ve İkon Müzesi

Archangelos Kilisesi ve İkon Müzesi

Çünkü sokaklarda ayrıntı var…

Çiçekler ve farklı kapılarıyla tatlı görüntüler oluşturan Girne

Girne’de İkon Müzesi’nin çevresindeki sokaklar

Bu sokaklarda bol bol butik otellere, yer yer harabe halinde kalmış, unutulmuş minik eserlere ve sevimli barlara rastlamanız mümkün. Her biri ayrı telden çalan binalar çiçekli-böcekli ve de renkli kapı-pencere detayları ile çok sevimli ve tam fotoğraf çekmelik yerler sunuyor.

Hatta aralarda dolaşırken denk gelip, haline üzüldüğüm Chrysopolitissa Kilisesi bence en güzel detay. Yeri gelmişken de (asla bu fırsatı kaçıramam) hiddetle sayın yetkililere sesleniyorum, ”günaah!” Yıl olmuş bilmem kaç, bu kilise vandalizmin elinde, hakkında açıklama-bilgi bile yok ama içeride harika ama harap olmuş detaylar var.

Girne'deki Chrysopolitissa Kilisesi

Chrysopolitissa Kilisesi

Neyse sinirlerimi yatıştırmak için biraz daha sokak fotağrafı bırakayım şöyle.

İkon Müzesi'nin önünden başlayan eski sokaklar

Derken… Bir de ne göreyim! Meğersem sokağın diğeri ile kesişiminde kaya mezarları varmış. Hakkında bilgi, açıklama, yönlendirme var mı peki sizce?

açıklama bulundurmayan Greko-Romen Kaya Mezarları

Girne’de sahip çıkılmayan tarih

Lüzinyan Kulesi

Lüzinyan Dönemi’ne ait bu kulelerden üç tane bulunuyor. Bunlardan en bakımlısı, denize yakın olanı ise bir sanat galerisi olarak kullanıyor. Kulenin içi şahane de fiyatları bahane bulup çıkılası bir miktar… Yine de orijinal çizimler içeren kartpostallardan bari alıyorum tabii gelmişken.

Lüzinyan Dönemi'nde kalma kule şu an özel bir sanat galerisi

Lüzinyan Kulesi içindeki sanat galerisi

St. Andrew Kilisesi

Hani yabancılar Türkiye’ye gelince hangi camiyi görse fotoğrafını çeker ya, biz de gidince bir yerlere kiliseydi, sinagogtu dayanamayız… Biraz o hesap… 20. yy ait bir kilise, pek sıradışı özellikleri olduğundan bahsedemeyeceğim fakat, Anglikan Kilisesi olduğu belirteyim. Belki görmek istersiniz. Çarşıya çok yakın bir yerde ve sahile doğru inen yokuşu güzel.

Girne'deki Anglikan Kilisesi

Girne St Andrew Kilisesi

Girne El Sanatları Müzesi (Harup Ambarı)

Her ne kadar Kıbrıs’ta ismi ”harup”diye geçse de ben o adın ”harnup”  olduğunu iddia ediyorum.(yani keçiboynuzu demek istiyorsak) Müze tipik Girne evlerinden birinde. İçerisini göremiyorum çünkü oranın Kıbrıs olduğunu unutuyorum ve tabii ki kapalı… Fakat manzarası şahane, limanın olduğu yayın tam ortasında kalıyor, limanı da şu şekilde görüyor…

Girne'deki Halk sanatları Müzesi

Girne halk sanatları müzesinin bulunduğu binanın karşısındaki manzara

Biraz Osmanlı…

Kalede de Kıbrıs tarihinde Türk izlerine rastlayabileceğiniz gibi, ziyaret edebileceğiniz en önemli iki Osmanlı eseri aşağıda. Tabii ben bunlarla yetinmem derseniz, artık başka kaynaklardan araştırıp çeşme, hayrat, tekke filan bulabilirsiniz yine.

Ağa Cafer Paşa Camii

Kıbrıs’taki ilk Osmanlı Dönemi eseriymiş ve 1589’da yaptırılmış. Limanın çevresindeyken neredeyse her yerden minaresini görebilirsiniz.Bu arada etrafında çok sayıda şirin butik oteller ve ‘Irish Pub’lar mevcut.

Kıbrıs'taki Osmanllı eserlerinden Ağa CAfer Camii

Girne’de limanın etrafında her yerden minaresini görebildiğiniz  Ağa Cafer Camii

Baldöken Mezarlığı

Sakin, ferah bir ortamı var. Bana şehir Girne şehir merkezi neresi diye sorsalar, burasını gösterirdim herhalde, çünkü çarşının içindeyken bir anda kendimi burada buldum. Osmanlı’da 16. yy’da askeri mezarlıkmış,19.yy’dan beri de kimsesizler mezarıymış. Bu arada ‘Baldöken’ kim ki ya da nedir diye sorarasanız, net bir cevap yok, tam olarak bilinemiyor…

Girne'deki Osmanlı Dönemi'ne ait Baldöken mezarlığı

Girne’de Osmanlı izleri: Baldöken Mezarlığı

Girne’de Şehir Merkezinden Uzakta Kalan Yerler

Başlıkta ‘uzakta kalmak’ kullanmama bakmayın. Büyükşehirlerde yaşayanlar için eminim 5-15 km’lik mesafelerin lafı bile olmaz. Fakat sorun şu ki Kıbrıs’ta bu kısımda bahsettiğim yerleri gezebilmek için araba kiralamak ya da bir tanıdık varsa ondan yardım istemekten başka çare yok. Çünkü ulaşım konusu genel olarak büyük bir sorun Kıbrıs’ta, hele de bireysel olarak gezen biri iseniz turistik yerlere ulaşım gibi bir alternatif bile mevcut değil. (taksi seçeneğini saymazsak).

St. Hilarion Kalesi

İnanılmaz bir yer. Benim gezi anlayışıma tam olarak hitap eden yer burası, evet evet eminim. Bulunduğu tepe harika. Kıbrıs’ın doğasını merak ederseniz burayı kesinlikle öneririm. Özellikle bahar ayında giderseniz, etrafınızda gördüğünüz rengarenk, buram buram kokan çiçekler doğal bir yerden ziyade, sanki insan eliyle yapılmış bir bahçeyi andırıyor.

Girne'deki St. Hilarion kalesi ve çevresi

St. Hilarion Kalesi

Buraya biraz zaman ayırmanız gerek çünkü çok sayıda basamak (480 kadar) çıkmanız gerekiyor. St. Hilarion bir Orta Çağ kalesi ve bu kadar yüksekte inşaa edilmesinin sebebi, Kıbrıs’a 7.-10. yy’da olan Arap akınlarını gözetleyebilmekmiş aslında. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim: Walt Disney’in kalesi, nasıl olduysa artık St. Hilarion’dan esinlenilerek yaratılmış.

Bellapais ve Beylerbeyi Köyü

Girne’nin merkezinden 5 km kadar uzaklıkta bu pek huzurlu yerde daha çok zaman geçirmeyi isterdim. Bellapais Manastırı ve ”Beyaz Giymiş Meryem Ana” kilisesi, 12.yy ait. Aşağıda da dikkat edeceğiniz üzere Gotik bir yapıda inşası, yani Katolik! Tıpkı Magusa’daki Lala Mustafa Paşa ile Lefkoşa’daki St. Sofya  katedrallerinde olduğu gibi… Dikkat edeceğiniz üzere, Kıbrıs’ta kökü daha eskiye giden Yunan ve Ortodoks varlığının üzerine, Katolik yapıların da inşaa edilebilmiş. Kıbrıs’ın bu tarzda Katolik yapılar ile tanışmaya başlaması ise 12. yy’da, 3. Haçlı zamanında, Kıbrıs’ın Latinleşme’siyle başlamış. (Merak edenlere tarih-mekan bağlantılarını ayrıca vereceğim başka bir yazıda)

şehrin biraz dışında kalan Bellapais ve Akdeniz köyü: Beylerbeyi

Bellapais- Beylerbeyi

Manastırın bulunduğu köy tertemiz, şirin evler, limon bahçeleri vs ve çiçeklerle dolu. Tam olarak Avrupa’da tatlış bir köydeymişsiniz izlemi yaratıyor. Üstelik Bellepais Manastırı’nın bulunduğu yamaçta harika bir manzara var ki şunu kastediyorum.

Beylerbey'i Köyü'ndeki Bellepais'in sunduğu manzara

Girne’de Beylerbeyi Köyü’nden ve manastırdan manzara

Son olarak, benim de henüz göremediğim, vaktiniz-olanağınız olması durumunda uğramanızı önerebileceğim yerler:

  • Bufavento Kalesi
  • Maronit Köyü (Koruçam ya da Kormakiti Köyü)
  • Karaman Köyü (Karmi İngiliz Köyü)
  • Akhiropiitos Manastırı
  • Antiphonitis Kilisesi

Arkadaşın iki gün boyunca Karmi’de cheesecake yemek vaatleri vermesine rağmen bir türlü fırsat olamaması, dağ bayırdı yeterince çıkamadığım için de Buffavento’da bilhassa aklımın kaldığını belirtir, bu yazıyı burada sonlandırırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir