Kim, hangi milletten insan giderse gitsin tüylerinin diken diken olmayacağını zannetmiyorum ben. Tarihte yaşananları kimileri zafer olarak nitelendirirken, bir de diğer tarafın olduğunu unutuyoruz hep. Savaşlar, kıyımlar aslında hiçbir tarafın zaferi sayılamayacak şeyler. Bunu ise Auschwitz’de daha iyi anlıyoruz.

UYARI:

Buraya çok fazla görsel bilerek koymayacağım. Çok duygusal bir insansanız lütfen yazının devamını okumak konusunda tartın kendinizi. Bu yolculuk her zaman gülüp eğlendiğimiz seyahat anlayışından ziyade biraz fazlaca acı içeriyor. Örneğin ben genelde soğukkanlı bir insanımdır fakat buna rağmen gördüklerimin üç gün yoğun etkisi altında kalmıştım bu ziyaretin ardından. Şuan bunları yazmak bile oldukça zor inanın.

Hani pek çok filmden gördüğümüz Naziler’in çalışma kampları var ya,  Yahudiler’den sabun yapıyorlar, insanları deneylere maruz bırakıyorlar, gaz odalarında zehirliyorlar… Şimdi bunlardan en büyük olanı ve 1 milyondan fazla insanın(sadece resmi olarak) öldüğü/öldürüldüğü Auschwitz toplama-çalışma kamplarından bahsedeceğiz. Bunun için öncelikler Polonya’nın Krakow şehrine adım atmanız gerekiyor, bundan sonrası ise oldukça basit. Yazının devamında gitmeyi düşünenler için en uygun ulaşım imkanından ve geziyi nasıl planlayacağınızdan bahsedeceğim.

Polonya’nın yemyeşil doğası ve oldukça sakin bir güzellikteki Oswiecem’i görünce insan beş dakika sonra, yani tam olarak şu kapıdan girdikten sonra yaşayacaklarına inanamıyor.

Nasıl? Hatta ilk etapta huzurlu bir yer gibi görünüyor değil mi?Taa ki o kapıdan girene kadar…

Çalışmak Özgürleştirir!

Auschwitz’de ne var ve neler oldu?

Ne yazık ki Naziler’in işkenceleri  yanlış bilinenin aksine insanlardan sabun yapmak, onları gaz odalarında boğmakla sınırlı değilmiş. Duymayan, bilmeyenler için tekrar yazalım. Peki Çalışma kamplarında insanlara neler yapıldı?

İçeriye girdiğinizde baraka bloklar göreceksiniz. Toplanan insanların kalması için numaralandırılan bu yerler farklı amaçlara hizmet etmiş. Kimisi kadınlar yatakhanesi(yatakhane dediysem yatak filan var sanmayın), kimisinde ise tıbbi deneyleri insanlar üzerinde denemek için tahsis edilmiş.  Bunların içerisinde önceleri mahkumların kalması için ranzalar filan varken, giderek sayının artması ile insanlar sadece bir şiltenin üstünde yatar hale gelmiş.

Ayrıca çok bilinenin aksine Nazi Almanyası sadece Yahudiler’i toplatmadı, ayrı ve farklı olan herkesi susturdu.  Hitler’in düşmanlığı sadece Polonyalılar’a ya da Yahudiler’e değil tüm insanlığa karşı imiş… Azınlık olan herkes, Lehler, homoseksüeller, Çingeneler, Macarlar, Rus Askerler, Çekler, sakatlar ve daha niceleri… Hepsi bu acıyı en derininden paylaşmış ne yazık ki. Şimdi ise bloklardan bazıları ziyaretçilere açık ve müze olarak sergileniyor. Ayrıca bu yapıları Polonya sadece kendi halkının çektiği zulümleri göstermek için kullanmamış. (Örneğin birinde Slovaklara, birisinde Hollanda’dan toplanan Yahudiler ve Anne Frank’a ve günlüğüne de yer verilmiş gibi… Bilmeyenler için ise: Anne Frank kimdir?)

Zyklon B’yi bulan ziraat mühendisi tarım amaçlı kullanıldığını sanarken, aslında ne için kullanıldığını öğrendikten sonra intihar etmiş…

  • Müze içerisinde her türlü detayı bulmanız mümkün. Örneğin duş almaları için bir odaya tıkıp insanları öldürmek için kullanılan Zyclon-B kutularından, gaz odalarının krokisi ve bu odaların kendisini ziyaret etmeniz mümkün.
  • Gaz odalarının krokisi, maketi ve hatta kendisine ulaşabilirsiniz.

Gaz odalarından sonra insanların gönderildiği fırınlar

  • Öldürülenlerin sayısı ise çok fazla olunca gömecek yer kalmadığı için cesetler yakılmaya başlanmış. Hatta kayıtlara geçirilen ölen sayısı 1 milyondan fazla iken aslında kıyımın 5 milyon insanın üzerinde olduğu tahmin ediliyormuş! Aşağıdaki ise krematoryum olarak kullanılan fırınların fotoğrafı. Gaz odaları ise hemen bitişiğinde yer alıyor.Ana giriş kapısının sağ tarafında müzeye ulaşırken sol tarafında ise gaz odalarını görebilirsiniz. Zaten gördüğünüz bacalardan buranın ne anlama geldiğini anlayacaksınızdır. O meşhur fırınlar ise bu şekilde.

İşte o ünlü çizgili üniformoların tüyler ürperticiliği

  • Ayrıca insanların hangi koşullara maruz kaldığı, nasıl barındığı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. (Buna barınmak denebilirse) Çalışma kamplarında yetersiz beslenme ve aşırı çalıştırılmadan dolayı insanların önce nasıl olduklarını ve sonrasında ne hale geldiklerini, yetersiz beslenmeden ötürü ölen insanları fotoğraflarda görebilirsiniz. Ayrıca meçhule karışan, yetim kalan çocukların sıra sıra fotoğrafı vahşetin ne kadar büyük olduğunu zaten fazlasıyla gözünüze sokacaktır.

  • Bunların dışında Auschwitz’de insanların hepsinin nasıl ayrıştırıldığının, nasıl damgalarla mühürlendiklerinin izlerini görebilirsiniz, nasıl isimler verildiğinin ve kayıtlarının nasıl tutulduğunun. İnsanı küçültücü her şeyin izine ratlamak mümkün. Bu insanlık dramında fazlasını kaldırabileceksiniz daha fazla detay için Auschwitz galerisi

Burada toplanan eşyaları, kesilen saçları, kafa derilerini, kişisel eşyaları (sadece bir oda dolusu toplanan insanlara ait gözlükler vardı mesela) görebilirsiniz. Örneğin, mahkumların tokaları, ayakkabıları, ve valizleri ile hatta saçlardan yapılan kumaşlar! Aşağıdakilerden bazıları sanırım size ne demek istediğim hakkında biraz fikir verebilir.

İnsanların kesilen saçları. Üstelik bu buz dağının sadece görünen yüzü…

Topalanan insanlara ait ayakkabıların bir kısmı

Bunlar ise mahkumlara ait çeşitli yemek kapları

  • Ayrıca insanları kurşuna dizdikleri duvar ile astıkları meydan da ziyaret edilebilir. 11. bloğun yanında yer alan “ölüm duvarı”, özellikle de Leh siyasi tutukluların kurşuna dizildiği yermiş. O duvar ise şu duvar: (şuan hiçbir şey yok öyle değil mi? Zamanla silinen kan lekelerini tarih unutmuş mudur tamamen sizce peki?)

Ölüm duvarı… özellikle de Polonyalı siyas tutukluların kurşuna dizildiği yer

  • İnsanlar üzerinde yapılan deneylerin detaylarını öğrenebilirsiniz. Ki bunlardan gerçekten bahsetmemeliyim, şuan sınırları zorlayıp bunları anlatmaya çalışmak bile beni gerçekten kötü hissettiriyor.  Detayları burada daha da fazla ayrıntıyla yazmak istemiyorum. Bilerek de çok fazla görsel kullanmak istemiyorum. Eğer neler olmuş neler bitmiş tarihin gerçeğini öğrenmek isterseniz müzenin kendi sitesi  benden çok daha doğru ve ayrıntılı bilgi verecektir. Yapılan deneylerin ayrıntıları için verdiğim bu linke tıklayabilirsiniz.

Auschwitz’e nasıl gidilir? Nelere Dikkat etmeli?

  • Eğer çalışma kampı olan Birkeneu’ya gitmek isterseniz benim size tavsiyem, Oswiecem’e sabah ulaşmanız. Belli aralıklarla servisler düzenleniyor ve çalışma kamplarına da götürüyor sizi. Fakat bu servisler günde iki kez olmalı. Müzeyi gezmek (Auschwitz 1) ise en az 3 saatinizi alacaktır. Birkenau’ya da gitmek ve adam akıllı gezebilmek için bir yarım günden fazla ayırsanız iyi olur. Krakow’dan buraya ulaşırken yolda toplamda neredeyse 3 saat geçireceksiniz ve Birkenau’ya dahi gitmeseniz müzeyi gezmek en az 3 saatinize mal olacağı için yanınıza atıştırabileceğiniz ufak bir şeyler alsanız iyi olur. Müzenin girişinde ben sadece birkaç tane ıvır zıvır alabileceğiniz makine gördüm, bunun dışında bir yemek kokusuna, izine rastlamadım

Krakow’a ulaştığınızda hemen size birileri toplama kampına gitmek ister misin, tuz madenini görmek ister misin vs diye sormaya başlayacaktır. Buralara gitmek için tura normalde mal olacak fiyatın 2-3 karını vermenize bence çok gerek yok. Çünkü ulaşım oldukça basit ve kendi kendinize planması o kadar zor da değil. Eğer söylediklerimle ben uğraşmam ya derseniz siz bilirsiniz. Eğer kendiniz yapmaya karar verirseniz bu etkinliği de toplamda 15 euronun altında bir değerin altındaki ayrıntılar şu şekilde:

  • Bunun için tren garına çok yakın bir yerde olan otobüs terminalini kullanmanız gerekiyor. Oswiciem için trene binerseniz eğer tren istasyonu  müzeye biraz uzak. Bu yüzden otobüs kullanıyoruz. Ben ne olur ne olmaz diye otobüs için rezervasyon yapmıştım çünkü bazı dönemlerde oldukça yoğun talep olabiliyormuş, ayrıca müzeye randevu alarak gitmeniz gerektiği için tam olarak saatleri bilmek de iyi olur bu şekilde diye düşünüyorum.
  • Dolmuş benzeri bir araca bineceksiniz ve dönüş biletinizi de kesecekler. Dönüş içinse bu bilette herhangi bir saat yok, sadece fişi kullanarak herhangi bir saatte dönebilirsiniz. Toplam maliyeti ise tek yönde 24 zl yani gidiş dönüş 10-12 Euro’ya mal oluyor. (Türk lirasına çevirmiyorum, malum kur biraz şey oldu…)
  • Dolmuşun sizi bıraktığı yerden tabelaları izleyerek müzeye ulaşmanız 5 dakikadan az sürecektir.
  • En azından her saatte bir otobüs var Krakow’a dönüş için ancak dikkat etmeniz gereken dönüş için araçların müzenin kapanış saatinden 15-30 dk. Sonra bittiği. Bu yüzden aracın sizi bıraktığı yerden karşıya geçip(dönüşte ordan bineceksiniz) saatlerin olduğu listeyi kontrol etseniz iyi olur.
    Müzeye giriş ücretsiz fakat öncesinde rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Bunun için Müzenin ana sayfasınından şu linki rezervasyon için kullanabilirisiniz. Müze genelde oldukça yoğun ve sanıyorum bu düzenleme bunun için gerekli. Rezervasyon yaptırırken kaç kişi olduğunuz en önemli konu. Ulaştığınızda müzeye girmek için gidip fiş almanız gerekiyor.
  • Özellikle de 2 kişiden fazlaysanız, bireysel kategorisinden çıkıyorsunuz ve grup olarak ele alıyorlar sizi. Gruplar için ise rehber tahsis edilebiliyor. İsterseniz belli saatlerde bireysel olarak gezmeye gelenler için rehber ayarlamanız mümkün.
  • Yanınıza sadece çok küçük bir çanta alabilirsiniz. Çantanızı 1-2 euro arasında emanet verme zorundasınız aksi halde içeri almıyorlar.

Son bir sözüm var….

İnsanlar ne yazık ki nasıl bir şansla doğduğunu tayin edemiyor,  anne-babasını da ve hangi ülkenin sınırları içinde doğacağını, onu neler beklediğini de… Hepimiz birer Alman olabilirdik  ya da bir Yahudi… Bolivya’da çocukken madende çalışmak zorunda kalabileceğimiz gibi Afrika’da susuzluktan  kavruluyor da olabilirdik. Irkçılık bu yüzden de hangi boyutlarda olursa olsun boş bir ön yargıdan başka bir şey değil. Kimse daha kötü yaşamayı hak etmiyor. Herhangi bir insanın yaşam hakkına müdahale etmek ise tamamen ayrı bir saçmalık hele de düşüncesinden ya da milletinden ötürü ise bu. Yaşamayı veya özgürlüğü hak etmek için sizce bir şeylere zorunlu kılınmalı mı? Özgür kalmak için çalışmak zorunluluk mudur? Yani özgürlüğü ya da yaşamayı hak etmek için karşılığında bir şeyler vermemiz gerekir mi?
Sizce gerçekten ”arbeit macht frei” mı yani?

2 comments

///////////////
  1. Murat YAZICI

    Blogunuz ve içeriği harika tebrik ediyorum. Benimde naçizane bir blogum var beklerim ziyaretinizi.

    1. elif

      Çok teşekkür ederim. Daha çok yeni, öğrenecek ve keşfedecek çok şey var, yazıları da yavaştan henüz eklemeye başladım. Sizi de takipte kalmalı bundan sonra 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir