Estonya’nın başkenti Tallinn (Talin) Baltık’taki en gezel şehirlerden. Hatta belki de old town(eski şehir) kısmı Avrupa’daki gördüğüm en güzel, düzenlilerden. Düzen ve iyi restore edilmiş, turistin nispeten Avrupa’da daha az olduğu şehirlerden olarak Tallinn kesinlikle çok daha popüler seyahat noktası olmayı hak ediyor.

Baltık birbirinden harika şehirlerlerinin tanıtımı abartılı derecede yapılmazken bir  an önce o taraflara gitmekte fayda var. Hem bütçe olarak insanı sarsmayacağı için hem de güveni, temizliği ile harcadığınız her kuruşa da değeceğini düşündüğüm için bunları uzunca kendimin ne kadar harcadığını da içeren kapsamlı bir rehberde anlatmıştım.  Hatta tüm gezilerimi düşündüğümde, harcanan paranın ‘Avrupa’olarak en hakkını veren yerler; Baltık Ülkeleri, Portekiz, Hırvatistan ve Polonya olduğunu düşünüyorum.

Tallinn’e dönecek olursak, Baltık’taki onca güzel şehre rağmen, belki de en güzeli diyebilirim ve bu konuda çok kişinin bana katılacağına eminim. Genel olarak soğuk,yağmurlu ve rüzgarlı bir havaya sahip olmasına rağmen şehir insana ürkütücü gelmiyor. Sıcak renkler, bazen pastel tonlar içeren gibi dimdik çatılı sevimli kurabiye görünümlü evleriyle kendinizi modern bir Orta Çağ şehrinde hissebilirsiniz. Aynı zamanda çok sayıda minik kafeler, Estonya çikolatası satan minik-sevimli dükkanlarıyla şehrin çetin hava koşulları gezerken pek umursanmaz oluyor…

Tallinn’i tam anlamıyla gezmek için aslında en az 3 tam gün ayırsanız yeridir diyebilirim. Çünkü Tallinn’de görecekleriniz sadece eski şehir ile sınırlı değil ve ne yazık ki şimdiye kadar  hakkında Türkçe yazılmış pek çok  rehberleri oldukça yüzeysel bulduğumu ve Talin’in hakkını pek verdiğini düşünmüyorum. Bu nedenle eğer iki tam günden fazla zamanınız varsa mümkünse görmenizi gereken yerleri de en altta, fazla uzatmadan liste olarak verdim.

Tallinn’in eski şehrini gezmeye ‘Viru Gate’ (Viru Kapısı) ya da Freedom Square (Özgürlük Meydanı)’den eski şehre giriş yaparak başlayabilirsiniz. Mümkünse herbir sokağa, hatta bazen evlerin avlularına girip çıkmaya bakın derim fakat bu sırada görmeyi kesinlikle atlamamanız gereken yerleri de şöyle sıralayabilirim (yazının altlarına doğru eski şehrin dışında da bahsettiğim yerler de var, onları ayrıca belirttim)

Viru Kapısı:

Arama motorunda Tallinn hakkında bilgi edinmeye çalıştıysanız muhtemelen ilk başta Viru’ya ait fotoğraflara rastlayacaksınız. Burası şehirde her türlü dükkanın bulunduğu, en ünlü alışveriş caddesine açılıyor ve Tallinn’in en turistik noktalarından biri diyebiliriz. Bu kuleler/kapılar aslında 14.yy’da Tallinn’i korumak için inşaa edilmiş duvarların bir parçası. Bu arada Tallinn’de çok sayıda kule, eski duvar kalıntıları ve uzunlu kısalı pek çok geçit göreceksiniz. Hatta kulelerden kimisine çıkıp manzarayı da seyredebilirsiniz.

Viru sokağı boyunca sadece mağazalar değil aynı zamanda pek çok restoran da var. Burası ise eski pazar yerine açılıyor. Restoran fiyatlarının Estonya’da pek uygun olduğunu (genel olarak diğer Baltık ülkeleri ile kıyaslama yaparsam) söyleyemem. Fakat bu bölgede çok sayıda geleneksel yemeğe (aslında Litvanya mutfağı kökenli) de ulaşabilirsiniz.

Tallinn Özgürlük Meydanı

Tallinn’in en büyük meydanı burası oluyor. Yıllar boyunca çok farklı isimler verilmiş fakat en sonunda günümüzde ismi özgürlük meydanı olarak kalmış. Aynı zamanda Estonya’nın Bağımsızlık Savaşı (1918-1920’de Kızıl Ordu’ya karşı yapılan savaş, aynı zamanda sadece yeni kurulan Sovyet Rusyası ile değil 1919’da Letonyalılar ve Beyaz Ruslar ile de anlaşmazlık çıkmış) mağdurları için de bir anıt bulunuyor, hatta aşağıdaki haç da bunun için.

Meydanda limon sarısı rengiyle ve çoğu Lüteriyen kilisesindeki gibi sadeliği ile dikkatinizi çekebilecek St John Kilisesi bulunuyor. Bu meydandan eski şehre giriş yapmak istediğinizde ise Harju sokağından geçiyorsunuz ki burası oldukça güzel görüntüler oluşturmaya başlıyor. Hatta kubbelerle hemen gözünüze takılıp ziyaret etmek isteyeceğiniz oldukça fazla yapı bu bölgede bulunuyor. Harju Sokağı ise eski zamanlarda Tallinn’i diğer kentlere (önceleri sadece Harjumaa’ya) bağlayan yolmuş.

Tallinn Town Hall Square (Belediye Meydanı)

Bu meydan Tallinn’in eski şehrinin kalbi diyebiliriz. Aynı zamanda Kuzey Avrupa’nın en büyük eski meydanlarında olup, Gotik tarzda, korunabilmiş en eski şehir meydanı oluyor. Etraftaki bazı binaların 700 yıldan daha fazla geçmişi var yani 13. yy’a kadar geçmişi dayanan yapılar mevcut… İnanılmaz güzellikte ve oldukça geniş bir meydan. Pek çok gezilecek noktadan bir şekilde bu meydana çıkmanız mümkün.

Toompea Tepesi

Şehirlerin Panoromik manzarasını seyretmeyi seviyorsanız kesinlikle Tallinn’in tarihi merkezi sayılan ve 12. yy’da şehrin üstüne inşaa edilmeye başlandığı Toompea Tepesi’ne çıkmalısınız. Bu arada tepe dedim diye ve aşağıdaki fotoğraftaki derinliğe bakarak yorulacağınızı ya da fazla zorlanacağınızı düşünmeyin. Çok sayıda fotoğraf çekebileceğiniz mekandan geçerken kendinizi bir anda burada bulabilirsiniz bile. Hemen de burası heralde hıh işte deyip bırakmayın derim. Farklı açılardan çok sayıda gözlem yapabileceğiniz platform var. Örneğin Toompea Tepesinin kuzey tarafı Kohtuotsa gözlem noktası… Bu nedenle de geziye devam etmek için yokuş aşağı inmekte pek acele etmeyin derim.

Toompea’dan sadece turuncu-kırmızı çatıları,kuleleri görmeyeceksiniz. Aynı zamanda Finlandiya Körfezi, liman, Pirita Bölgesini de fark edebilirsiniz. Gördüğünüzde eminim Tallinn’in yarım milyondan daha az nüfusa sahip bir şehir olmasına rağmen bu kadar büyük görünebilmesine şaşıracaksınız. Ki Tallinn aslında oldukça da büyük diyebilirim… Hatta şehrin merkezinden ve eski şehrin sevimliliğinden uzaklaşırsanız çok sayıda Sovyet mimarisi örneği konut, fazlaca Rus’u ve şehrin genişliğini daha da iyi fark edebilirsiniz. Şehrin her noktasında değişmeyen mutlak şeyler ise düzen, dakiklik ve temizlik…

Alexandre Nevsky Katedrali:

Tallinn’deki katedral silüetlerinden en farklısı eminim bu olacaktır. Çünkü Aziz Alexandre Nevsky bir Rus Ortodoks katedrali. Tamamlanması 1900’leri bulmuş.  Harju Sokağı ile Toompea tepesi arasında diye tarif edebilirim. Zaten çok sayıda soğan domu/kubbeleri ile tipik bir Rus mimarisi olduğunu size 2792 metre uzaktan haber edecektir size de.

İçeride fotoğraf çekmek aslında yasak… Ben tabii ki çektim. Bir itirafta bulunmam gerekirse, Litvanya ve Letonya’da çok daha süslü Ortodoks Katedralleri bulabilirsiniz. Onlardakilerin yanında bir miktar karanlık ve sönük kalıyor fakat yine de çok güzel olduğu su götürmez bir gerçek. Bu arada, toplamda 11 çana sahipmiş ve bunlardan biri Tallinn’deki en büyük kilise çanıymış ki ağırlığı tam 15 tonmuş!

The Long Leg Gate (Uzun Bacaklı Geçit)

Tallinn’de çok sayıda geçit var. Bazıları hatta yaratıcılıktan oldukça nasip almış isimlere sahip.

Uzun bacaklı geçit Toompea Tepesi ile eski şehri birbirine bağlayan yokuşlu bir geçit. Ben çok bu geçiti çok beğenmiştim, sıradan da olduğu söylenemez değil mi? Aynı zamanda tüneli andıran bu geçit boyunca sokak müzisyenleri, ressamlar ile tepede heybetli binalar var.

Hala aklıma geldikçe sorguladığım şeyse Tallinn ahalisi kışın buradan inip çıkabiliyor mu, buraya gelen turistler ne gibi kazalar yaşıyor? Hani ben temmuz başında ziyaret etmeme rağmen sıcaklık 10 derecenin üstüne çıkmamıştı da, o açıdan merak ediyorum…

Great Guild Hall (Büyük Tüccar Loncası Meydanı)

Burası Tallinn tarihinde önemli bir yere sahip bir meydan. Günümüzde ise Estonya Tarih müzesi burada yer alıyor ve Estonya’nın 11000 yıllık gelmişi geçmişi burada sergileniyor. Orta Çağ’daki pek çok tüccar locasının bıraktığı eserlere Baltık’ta bolca rastlamak mümkün. Tarih müzesinin bulunduğu bina da eskiden tüccar localarına hizmet eden bir bina. Zorlama bir şekilde Türkçe’ye çevirirsem ‘Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın binası diyebilirim.

Binanın hemen karşısında ise bir Lüteriyen Kilisesi bulunuyor. (Church of the Holy Ghost-Church of Holy Spirit Puhavaimu Kirik ) Altıgen kubbesi ile göze farklı gelecek bu 14.yy kilisesi hakkında tarihsel pek çok detay bulunuyor. En ilginç gelecek detay ise üzerinde bulunan saat olduğunu düşünüyorum ki 17.yy’dan beri zamanı ölçebiliyormuş, hem de tıkır tıkır… Bu arada içeride çok güzel tahta oymaları var fakat şöyle de bir durum var, küçük de olsa bir miktar ücret ödeyerek içeri girebiliyorsunuz. Ne yazık ki Tallinn’de pek çok dini yapının özellikle de Lüteriyen Kiliseleri’nin içini ziyaret etmek paralı, kulelerine çıkmak ise ek ücretli.

Great Coastal Gate and Fat Margaret’s Tower (Büyük Sahil Geçiti ve Şişman Margaret Kulesi)

Büyük Sahil Geçişi ve Şişman Margaret Kulesi feribot limanı ile kıyıya inen bölgede yer alıyor. Geçit ilk başlarda, şehri deniz tarafından korumak için eski şehir duvarı ile birlikte inşaa edilmiş daha sonra ise topları korumak-depolamak için Şişman Margaret Kulesi eklenmiş. Estonya Denizcilik Müzesi bu yapıda yer alıyor. Aynı zamanda hem sahili hem de eski şehri kulenin tepesinden görebilirsiniz.

Uus Sokağı, Pikk Tanav-Long Street (Uzun Sokak) ve Lai Sokağı

Bu üç sokak bence en sevimli sokaklar oluyor, bu nedenle mümkünse itinayla gezilmeli. Şişman Margaret Kulesi’ne Uus Sokağı’ndan ulaşıp geçitten geçerek Pikk Tanav’a ulaşılabilir. Uus Sokağı boyunca kimi zaman dikkat çekici renkte, kimi zaman pastel tonda,oldukça eski tarihi özellikte olan ve farklı görüntüler oluşturan evler mevcut. Pek çok bina tarihi açıdan da öneme sahip. Bu binadaki bölgelerin çoğu da başka ülkelerin temsilcilikleri tarafından kullanılıyor. Ev sokak ev… diye başınızı şişiriyor olabilirim. Hatta bir kısım insan için farklıymış gibi de gelmeyebilir. Fakat bu Estonya’dakiler bi’ harika ve eğer fotoğraf çekmeyi seviyorsanız gözünüze pek aynı görüneceğini sanmıyorum.

Özellikle de renkli duvar, kapı, kapı-bitki-fener kombinasyonlu fotoğraf çekmeyi severler için bu sokaklar bence çok güzel ve Uzak Doğulu turist yoğunluğu buralarda nispeten daha az. Örneğin Pikk Sokağı boyunca ‘three sisters'(üç kız kardeş) isimli şu aşağıdakiler gibi benzer yapıları görebilirsiniz. Ayrıca mümkünse açık bulduğunuz kapılardan sıvışıp, avlulara dalmanızı öneririm. Çünkü buralarda Hansel ve Gratel’in şeker evleri sanacağınız görüntüler sunan bahçeler mevcut.

St. Olav (Aziz Olaf)Kilisesi

Tallinn’de eski şehrin en uzun yapısı burası oluyor. Bir miktar ücret ödeyip kuleye çıkabilirsiniz.

Tallinn’deki nadir Gotik yapılardan. Bu sivri kubbesi ile tam uzunluğu konusunda hala tartışmalar varmış. Günümüzde kesin olmasa da bir zamanlar Avrupa’nın en uzun yapısı olduğu söyleniyormuş. Bilemedim gerçekten o kadar uzun mu fakat, yakından kadraja sığdırmak pek mümkün değildi, 500 metre ilerledikten sonra ancak yerden daha düz bir görüntüsünü alabiliyorsunuz.

Ajaloo Käik – The Path of History (Tarih Geçiti)

Aslında Tallinn’deki pek çok geçitten yalnızca biri. Fakat bunu bulmanız oldukça kolay. Eski borsa geçiti-yolu olarak geçen bu pasajın bir kısmı Estonya Tarih Müzesine ait ve geçit Büyük Tüccar Loncası Meydanı’na açılıyor. Başka benzer geçitler de bulmanız mümkün.

Bu arada şehirde çok sayıda bilgilendirici tabela ve açıklama bulunuyor. ”Önemli bir yere geldik heralde” kısmını bu şekilde anlayabilirsiniz. Tabii bazen abartı derecede bilgi de içeriyor bu açıklamalar diyebilirim. Bir binanın başından geçen tüm yaprak dökümü hikayesini okurken kendinizi bulmamanız için uyarayım yine de….

Kalamaja Bölgesi

Hani Avrupa’da hemen her şehrin bir hipster mekanı olur ya… Tallinn’in hipster mekanı da Kalamaja Bölgesi’nde diyebiliriz. Fakat Kalamaja bununla da sınırlı bir bölge değil… Hipsterların  nüfus yoğunluğunu oluşturduğu, grafitilerden boş duvar bırakmadığı  ve ıvır zıvır icatlar cenneti olan kısmının adı Telliskivi oluyor. Burada çok sayıda restoran, kafe, uygun fiyatlı olup (uygun dediysem o kadar da değil, Tallinn’e göre demek istedim) genelde göçmenlerin işletmeciliğini yaptığı restoran, mural, oldukça fahiş fiyatlarla pazar yerleri, bit pazarları, soğuk ortasında mayolarıyla kendi halinde takılan genç kızlarımızı görebilir, ‘craft beer’adı altında iğrenç biraları tadabilirsiniz. Telliskivi eski, terk edilmiş bir fabrika bölgesi, eğer sokak sanatı seviyorsanız sizi memnun edecek grafitilerle karşılaşmanız mümkün.

Kalamaja Bölgesi sadece Tellinsky’den ibaret değil tabii. Bu kadarla bitmiyor, hele bir de fotoğraf çekmeyi seviyorsanız yarım günden fazla zamanınızı bile alabilir. Bölge çok geniş, modern, endüstriyel bir bölge aslında. Fakat asıl ismini balıkçılıktan alıyor haliyle alışveriş merkezleri bir yana balık pazarı ile de ünlü. Ama Kalamaja deyince insanın aklına asıl ilk gelecek şey buranın Estonya’nın Bohem Bölgesi olarak anılması. Estonya’nın en pahalı ve en karakteristik evleri burada. Ahşap  genelde 3-4 katlı, orta kısmı daha yüksek çatılı, refah kusan bu evler için alarm: kıskançlığa sebebiyet verebilir!

Ki… Bununla da bitmedi. Kalamaja’nın deniz tarafında kalan kısmında Patarei Hapishanesi ile feribot limanları arasındaki kısım ‘Cultural Kilometr’ (Kültürel Kilometre) olarak adlandırılıyor ve bu 2.2-2.5 kilometrelik yol boyunca Rus mimarisinin kaba örneklerinden Linnahall’e (22. Moskova Yaz Olimpiyatları için inşaa edilip şimdi deniz uçakları ve helikopterler için pist olarak kullanılıyor), çeşitli müzelere, balık haline rastlayabilirsiniz.

Patarei Hapishanesi ise bir zamanlar ziyarete açıkken, eskiden burayı ziyaret edenler inanılmaz hikayelerle hala nispet yaparken, günümüzde ne yazık ki kapatılmış durumda. Buna rağmen kesinlikle etrafına bakmalısınız. Hapishane aslında bir hisardan Ruslarca hapishaneye çevrilmiş. İçine bakabileceğiniz birkaç kırık camından bile ne kadar ürkütücü bir yer olduğunu göreceksiniz.

Tallinn’de görebileceğiniz diğer yerler

Biraz zaman alacağı ve kesinlikle görülmeyi hak ettiği için ayrıca yazıyorum. Eğer, Tallinn’e 2 tam günden fazla zaman ayırıyorsanız, bunlardan 2-3’üne gitmeyi düşünebilirsiniz. Bazıları için ulaşımda toplu taşımadan yararlanmalısınız, çoğu yer pek yürüme mesafesinde değil:

  • Ex-KGB Headquarters (Eski KGB Karargahları)
  • Kadriorg Sarayı
  • Tallinn Botanik Bahçesi
  • Pirita Bölgesi
  • Kumu Ulusal Sanat Müzesi
  • Açık Hava Müzesi
  • Saku Suurhal (2002 Eurovision’ın organize edildiği yer)
  • Rotterdam  Bölgesi (Art Nouveau Binaları’nın olduğu bölge)
  • Holly (Kutsal) Birgitta Manastırı
  • Museum of Occupations (İşgaller Müzesi)

Baltık Ülkeleri’nde daha başka neler var, ne yenilir ne içilir, insanları nasıldır, bu ülkelerde başka nerelere gidilir, ne kadar bütçe ayırmalı, sen ne harcadın gibi aklınıza gelen/gelebilecek tüm soruları topladığım bir yazım var şuraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. (Tallinn’de ulaşım, Estonya pahalı mıdır, havalar oralarda nasıldır gibi soruların cevapları da Baltık hakkındaki o genel rehberde mevcut)

Geneli boşver özele bakalım derseniz de:

Litvanya’nın başkenti Vilnius rehberi için şuraya

Litvanya’da yaşayan Trakai ve Karay Türkleri hakkında bilgi için hop buraya

Letonya’nın başkenti Riga rehberine için şuraya

Finlandiya tarihi ve Helsinki notları için de şuna bi’ bakmaya o zaman…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir