Uzak Doğu'da vize nasıl alınır, nerede ne kadar kalınılır

Uzak Doğu kültürel ve doğal zenginlikleriyle, eğer bir haftadan daha uzun vaktiniz varsa tatilinizi geçirmeyi kesinlikle isteyeceğiniz kocaman bir coğrafya. Üstelik pek çok ülke de vizesiz (Tayland, Japonya, Kore, Filipinler),girişte ücretsiz vize (Endonezya),  e-vize (Myanmar) ya da kapıda vize (Kamboçya) gibi bol seyahat-dostu seçenek sunuyor (ah Vietnam! Duy Laos!). Evet, vize konusunda her ne kadar Vietnam, Laos gibi Türk Vatandaşları’na büyük zorluklar çıkaran ülkeler olsa da çoğunlukla vize konusunda büyük sıkıntılar yaşayacağınız bir coğrafya değil. Yine de, vize istemeyen ülkelere bile öyle elinizi kolunuzu sallayarak gitmemeniz gerekiyor. Bana da, vize konularında çok sorduğunuz için, tek tek cevap vermek yerine, bu yazıyı derledim sizlere.

Hani dünya turuna filan çıkanların ya da gezmeye yeni başlayanların olmazsa olmazı Tayland’tır ya, başlangıç noktasını olarak Tayland’ın seçilmesi veya kesinlikle oraya uğramadan dönülmemesi gerek gibi bir düşüncenin varlığının en önemli sebeplerinden biri de ülkeye girişin vizesiz oluşu sanki. Fakat bu demek değil ki öyle her zaman elimizi kolumuzu sallayarak Tayland’a ya da başka ülkelere giriş-çıkış yapabiliriz!

Uzak Doğu'ya gidemeyiz dedim diye teleşa gerek yok, sakin olun

Elimizi kolumuzu sallayarak Uzak Doğu’ya gidemeyiz dedim diye hemen paniklemeyin. O kadar abartılacak bir şey yok. Budha önce bi’ sakin olun diyor!

Türkiye’de uçağa alınabilmeniz, hadi bindiniz o uçağa vardığınızda, Türkiye’ye gerisingeri gönderilmemeniz için dikkat etmeniz gereken bazı detayları verelim. Bu detaylar elbet ülkeden ülkeye değişiyor fakat aşağıda bahsettiklerim genel olarak çoğu Uzak Doğu ülkesi için göz önünde bulundurmanız gereken önlemler.

Genel olarak,  aşağıda saydıklarım biraz da sizin seyahat geçmişiniz (biz pasaportu değiştirsek bile örneğin onlar eski hareketlerimize ulaşabiliyor ve sadece kendi ülkelerine mi ilgi gösteriyoruz yoksa işte hep böyle geziyor muyuz, normal mi konularını merak ediyorlar), çattığınız gümrük memurunun  ruh hali ve sizin gerçekten bir ‘turist’ yani geri gidecek izlenimi verip vermemenize de bağlı.  Örneğin, Macau’ya ve Tayland’a girişte ufak sorgular dışında (altta yeri geldiğinde açtım bu meseleleri)  benim başıma ‘ne demeye geldin bakayım sen buraya’ diye büyük ve uzun bir çemkirme hadisesi gelmedi. Fakat Singapur’a  gidip de benim iki dakika bile harcamadığım pasaport işlemlerinde saatlerce sorguya çekilen ve neredeyse  gittiğine pişman olacak kıvama gelen çok kişi duydum. Bu nedenle biraz şansla birlikte, eğer ne yaptığınızı sorarlarsa geri döneceğinizi tereddütsüzce kanıtlamak/güven vermek çok önemli. Bu genel kanıtlar da şöyle olacak:

  • Bulunacağınız ülkede kalış süresi için tanımlanan miktarda nakiti yanınızda bulunun.

Bu her zaman sorulan bir şey değil fakat çok büyük meblalar da zaten genellikle değil. Örneğin Tayland, orada kaldığınız gün başına gidip de günlüğünüze 100 USD filan istemiyor. Yani hailihazırda yanınızda olacak miktar, olur da sorulursa muhtemelen yetecektir. Ayrıca önceden ödenmiş konaklama, ulaşım masrafları vs de yeterli paranız olduğuna dair bir kanıt sayılabilir. Fakat… Ben Hong Kong’tan Macau’ya günübirlik giderken pasaport sırasından çekip aldılar beni ve minik bir odaya götürüp, ne kadar param olduğunu görgüsüzce sordular. Bu arada yanımda Macau için yanımda olup olmadığının sorulduğu meblanın sadece onda biri filan vardı, zaten tüm tatil bütçem de bu miktardan azdı! Ben de dedim ki, sakin ol dostum, akşama Hong Kong’a dönüyorum, neden yanımda nakit taşıyayım ki, zaten kredi kartım var. Ki kibar görünümlü sinsi adam hırsını alamadı, iyi bari Hong Kong için yeterince paran var mı, kartının limiti ne kadar diye de sordu. (içimde hafif bir burukluk olmadı değil tabii)

Buradaki detay, bir kredi kartınızın olduğunu söylemek ve özellikle bazı ülkelerde (çünkü her ülkede kart kullanılmıyor) ona güvenip,  kartınıza gözünüz gibi bakmak! Bir de sanırım önemli olan yanınızda yeşil pasaportlu bir anne bulundurmak. Çünkü sayın gümrük memuru, aslında paranı kontrol ederdik de annenin pasaportunu ispat kabul ediyoruz, bir daha gelirsen paranı da al gel sen yine de dedi. (resmen çifte standart! Annemi sorguya almadılar bu arada, ben sorgu odasına götürülürken, o diğer tarafa geçmiş, el sallayıp, trollüyordu bile beni)

Ayrıca, tekrar belirteyim, kredi kartı dışında gittiğiniz ülkeye göre nakit bulundurmak önemli çünkü bu ülkelerde bankamatik bulup kafaya göre istediğiniz miktarı, yüksek komisyonlara rağmen çekmek isteseniz de çekemeyebilirsiniz zaten.

Bir de paramız var, zenginiz diye de hemen şımarmamanız gerekiyor. Eğer yanınızda (her ülkeye göre değişiyor fakat genelde 10000 dolar) gibi bir nakit varsa, efendim mücevherdi, pahalı çantalardı vs kullanıyorsanız (acilen çıkın bu siteden, burası size göre değil) bunları gümrükte ibraz etmeniz gerekiyor. Bunu da unutmayın.

  • Dönüş Bileti Rezervasyonu

Kesinlikle (bileti almasanız bile) rezervasyonun geçerli olduğundan emin olduğunuz (sorgulanabiliyor) bir dönüş uçağınız  olması gerekiyor. Özellikle Tayland’ta bunun sorgulanmama ihtimali neredeyse yok! İlla kendi ülkenize dönmeniz gerekmiyor, önemli olan ‘öf ülkenize kalmadık be’ diyebilmek ve belli bir tarihte (o ülkenin size kalmak için izin verdiği süre içerisinde) orayı terk edeceğinizi göstermek.

Diyelim uçakla filan dönmeyeceksiniz ve karayolu ile başka bir ülkeye geçeceksiniz, o zaman o ülkede konaklayacağınızı, hangi sınırdan çıkış yapacağınızı filan onlara açıklamak, inandırıcı olmak durumundasınız. Benim tavsiyem ve zahmetsiz/garantici yaklaşımım ise, artık allah ne verdiyse  bir yerlere uçak bileti rezervasyonu yapmanız ve boşuna uzun uzun hikayelerle boğuşmamanız.

  • Konaklama Detayları

Genellikle sadece ilk gün bir yerde kalacağınızdan emin olmak isterler. Bir arkadaşınızda filan kalacaksanız bile uzun uzun o arkadaşınızın adresiydi, ismiydi filandı işin içine karıştırmak yerine, ufak ücretli ya da kredi kartsız iptal edilebilenlerden 1-2 gecelik konaklama rezervasyonu yaptırmış olun.

Eğer bir ülkeye günübirlik gidiyorsanız filan döneceğinizi ve döndüğünüzde kaldığınız yerde bir otelinizin olduğunu söyleyin. Çünkü her an sokakta kalacakmışsınız, mültecisiniz veya eviniz yurdunuz hiç olmadı muamelesine rastlayabilirsiniz. Hatta bu otelin ismini, nerede olduğunu sorabilirler. Örneğin, (yine Macau!)  Macau’dan dönüş saatimi tam kestiremediğim için dönüş feribotunu almamıştım. Tabii ki sordular… Neden önceden alıp kendimi kısıtlayayım ki, zaten gişeler hep açık, otelim şurada burada demiştim.

  • Gümrük Kuralları

Ve… sakın yanınızda durian meyvesi bulundurmayın! Durian filan tabii işin şakası gibi gelebilir fakat ciddiyim! Kötü kokulu, baş ağrısı yapıcı bu meyveye bayılan Çinli kardeşler hiçbir an yanından ayıramayacak ve tatillerine de aman ne olur ne olmaz bulamayız filan diye, dana kadar meyveyi yanına alacak kadar pek seviyor olmalı ki çoğu ülkede böyle uyarılar görürseniz gülmekten katılıp, meyvesever arkadaşları rencide etmeyin.

Neyse… Biraz daha ciddi olmam gerekirse: gerçekten de bir ülkeye ne girmesi yasak, neyin çıkışı yasak bilmeniz gerekiyor. Hediyelik eşya diye aldığınız pek çok şeye gümrükler el koyabilir ve size kaçakçı muamelesi yapabilir. Otantik, ay ne tatlı dekor olur evimize filan gibi amaçlarla aldığınız pek çok egzotik ürünün (ki Uzak Doğu’da, almak isteyebileceğiniz bir sürü ıvır zıvır bolca var) aslında ülkeden çıkma yasağı var. Örneğin, Hong Kong’ta çeşitli deniz kabukları, denizatları/yıldızlarının kuruları, çeşitli bitki tohumları, kürk ya da Tayland’ta fildişi filan gibi şeylerin yanınızda olmaması gerekiyor. Hele de parası neyse verdik aldık deme yüzsüzlüğü yapmamanız gerekiyor. (hatta bu kural başka ülkeler içinde geçerli, ABD’ye giderken hosteslerin gözünüzün içine baka baka sorular sorduğunu, özellikle ilaç ve bitki tohumu filan takıntısını fark etmişsinizdir. Yine Türkmenistan gibi kaybolmaya yüz tutmuş, değerli el sanatları olan ülkelerde, ülkeye ait geleneksel gümüş/halı filan gibi şeyler sertifika/izin alınmadan, değeri gösterilmeden ülkenden çıkarılamaz. Örneğin şüpheli bir metal eşya fark ederlerse valizinizi gümrük memuru direkt açtırır. Bu kuruntulardan ötürü, havaalanında valizimin çok kez dağıtılmışlığı ve zaten zar zor kapattığımı valizi küfrederek zar zor toparlamışlığımın örneği çok sayıda var…)

Demek ki neymiş, doğayı seveceğiz, kaybolmaya yüz tutmuş zenginliklere saygı göstereceğiz ve masum bir süs eşyası sandığımız şeylerin altında yatan hikayeyi de bilip vicdanlı davranacağız. Olur da alacağız bir şeyler (tabii ki kürk filan değil de, açıkça anlayamadığınız, masum görünen bir takım şeyler), hakkında gümrük kurallarında bir kısıtlama var mı yok mu, endemik bir şey mi diye satıcılara sormayı aklımızın bir köşesinde bulunduracağız. Sırf bu gibi nedenlerden, yani zamanında yapılan yanlışlardan ötürü, Papua Yeni Gine gibi ülkeler, Türk Vatandaşları’nı ülkelerine sokmuyor, gözlerinde herkes mercan kaçakçısı, biliyor muydunuz desem!?

  • Sağlık Memurlarına direnmeyin

Her türlü virüs Uzak Doğu’da var ama ona bakmadan, havaalanında karşınızda ansızın bir adam belirip ateşinizi filan ölçmek isteyebilir.  Bu da oluyor! Özellikle de oraya ulaştığınız uçağın nereden geldiğine dikkat edebiliyorlar. Siz ki, gitmeden acaba hasta olur muyum, aşı yaptırsam mı, öf benim sivrisinek alerjim var sağ döner miyim diye düşünürken kalkmış size ahkam kesiyor olabilirler.  İçinizden söylenseniz de bırakın ne yapıyorlarsa yapsınlar. Prosedür bittikten sonra, tabii ki gerek surat ifadenizle gerekse birkaç sözcükle imalarınızı da çakmayı ihmal etmeyin.

Bu arada belirteyim, özel olarak, çok hassas bir bünyeniz yoksa Uzak Doğu’ya giderken bir takım aşılar yaptırmanız şart değil!

Toparlayacak olursak…

Eğer başınıza sorgu hadisesi filan gelirse nasıl davranmanız gerektiği konusunda minik tavsiyemlerim var:

  • Dönüş bileti ve ilk gün konaklamanızın çıktısını alıp önlerine koyun
  • Neden geldin gibi basit ve komik bir soru karşısında afalladığınızı gösterin ve dostum şurayı görmek için, sen deli misin buraya görmeden ölebilir miydimhiç deyip geçin. Amaç:  turist olduğunuzu ve ülkelerini yemeyeceğinizi hatırlatmak.
  • İleri rezervasyonlarınızı kontrol etmeden, kaç gün kalacağınızı ve hangi şehirleri ziyaret edeceğinizi, ne görmeyi umduğunuzu sorabilirler, hazırlıklı olun.
  • Ekstra soruları olursa, kısa cevaplar verin.
  • Prosedür gereği yaptıklarının farkındasınız gibi davranın, rahat olmaya çalışın. Aşırı gerilmiş şekilde, endişeli durmayın. Zaten ahiret soruları ile karşılaşma ihtimali size özel değil sadece, boşuna alınganlık yapıp hassaslaşmayın.

Not: Eğer hususi pasaport sahibiyseniz, bir Alman Vatandaşı Helga kadar rahat olabilirsiniz, böyle şeylerle uğraşma ihtimaliniz çok düşük. Pasaport deyip geçtiğiniz şey,  virüs kalkanı görevi üstlenirken aynı zamanda yeşil olduğundan mütevellit olsa gerek dolar olarak algılanabiliyor. (şimdiye kadar, annemle Uzak Doğu’da yaptığımız 6 ülke ziyaretinden bu sonuca vardım)

Biz her işi hallettik, bunlar küçük detaylar da asıl nereye gideceğimize karar veremedik derseniz de Uzak Doğu’da nerelere gitmeli peki, en iyisi neresi olur, tavsiyen nedir diye soranlara da topluca cevabımı bir yazıda toplamıştım efenim. Ona da şuraya tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz.
Şimdiye kadar, Uzak Doğu hakkında bana çok sorulanlardan yola çıkarak bu yazıyı hazırladım. Eğer varsa gözümden kaçan başka sorularınız, bana ayrıca mesaj atmak yerine, alta yorum  olarak not düşerseniz sevinirim. Hatta daha önce gidenler, tecrübe edip bu başlığa uygun gördüğünüz farklı durumlar varsa, onları da bildirirseniz yorum olarak müthiş olur ve başkaları da belirttiğiniz konuda temkinli davranabilir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir