Yurtdışında kaliteli ve ucuz tatil

Yurtdışında tatille ilgili en büyük kaygılardan biri ekonomi ile alakalı. Sitenin de ismini bu şekilde seçme sebebim tatil yapmanın o kadar da bütçe sarsıcı olmadığını, bunun insanın temel bir hakkı olduğunu ve tamamen tercih meselesinden ibaret olduğunu anlatabilmek.

Yaşamak temel ihtiyaçlarımızı karşılayıp barınmakla ve hiç kullanmadığımız eşyaları almakla, insanlara aldığımız şeylerle kendimizi ispatlamak zorunda hissetmekten ibaret olmamalı! (bu konuya ilerde yine yer vereceğim) Bu yazıda söyleyeceklerim ise Türkiye’de herhangi bir sahilde tatile gidebilen biriyseniz özellikle de size! Yurtdışında tatil yapmak aslında sandığımızdan maliyet açısından çok daha uygundur ve Türkiye’dekinden çok daha kalitelidir! Türkiye’de ise hemen her yolculukta çok daha fazla sorunla karşılaşır, her defasında yine de “insan kendi ülkesini önce tanımalı derim” ve çoğu zaman da hayal kırıklığına  uğrarım tekrar.

Eminim aşağıda saydıklarıma (ne yazık ki) fazlasıyla katılacaksınız. Şimdi yurtdışında olup da o gözünüzde büyüttüğünüz tatillerin aslında ne kadar da kolay olduğunu, öyle pek de cesaret gerektirmediğini ve sandığınızdan çok daha ucuz olduğunu açalım.

Aşırı bir genelleme yapıp işini doğru düzgün severek ve düşünerek yapan insanlara haksızlık etmek istemiyorum, bu yüzden kesinlikle herkes böyledir gibi bir sonuç çıkarmayın, fakat Türkiye’deki turizm anlayışından(ahlaksızlığından) öyle şikayetçiyim ki genel olarak

1) Dünya’nın her yerinde tatil yapmanın maliyeti Türkiye’dekinden daha ucuzdur! Ulaşım meselesi…

Yer: Bali/ Endonezya

2016 yılı yazından bahsediyorum. Bali’de şöförle birlikte araç kiralarsınız ki bu adamcağız 10 saat size hem rehberlik hizmeti verir hem de ormanın içinde engebeli arazide direksiyon sallar o tapınak senin bu dağ benim… Ödediğiniz tutar ise günlüğü 37 $… Hem de buna yakıt dahil! Üstelik birlikte yemek bari yeme önerinizi bile geri çevirir, bir kahve dahi ısmarlayamazsınız, adam küçük bir kahve ikramına dahi tenezzül etmez. Mahcubiyetten ölürsünüz. Yemek işini kendi halleder siz gezerken. Öyle de kaliteli, seviyeli ve nazik bir insan ki, yağmur yağacağını anlayınca şemsiye ile arkanızda beliriverir, imdadınıza yetişmiştir bile. Nasıl özledim kendisini anlatamam.

(Tabii oralara kadar gidip Bali’de Türkiye’de tutunan biri mantığı ile özellikle taksimetre ile çalışan bir araç bulmaya çalıştıysanız tapınak filan gezmek için ve hayal kırıklığına uğradıysanız o bir iş bilmezlik olur. Çok var böylesi biliyorum. Burayı takipte kalın en iyisi mi araştırıp da bulamadıysanız ben bulur size de söylerim başka şeyleri de.)

Yer: Şanlıurfa

2016’da çoğu kimsenin gitmeye çekindiği yere Güney Doğu Anadolu’ya gidersiniz. Üstelik aynı bütçe ile Hindistan’a gitmek varken aklınızda… Ah ülkem doğru düzgün tanımalıyım diye kaşınmışsınızdır resmen… Ama sanki etraf turist ile kaynıyormuşçasına karaborsa ile karşılaşırsınız. Mardin’e gitmek için araba kiralamanız gereklidir çünkü Midyat’a filan da gitmek için herhangi bir ulaşım yoktur, olsa da bayram vaktiydi yine olmazdı. Yani ulaşım her zaman olduğu gibi hep yok, hep sorun, hep olmaz ülkemizde. Sonra oraların insanıyla da tanışmak istersiniz, yol-iz bilen birileri soruşturursunuz. Ağızlarını açtıkları “rehberlik hizmet” (pek de profesyoneldirler ya) ücreti 300 TL’den başlar günlük, bir de yakıt parası ekleyeceksiniz buna işte… Ama madem gidiyoruz diye gözünüz görmez. Şuan tartıyorum da salak mıymışım ben ya nasıl bir boşluğuma denk gelmiş cidden?

2) Kazıklandığınızı düşünüp, aldığınız şeylerin fiyatını çoğunlukla sorgulamazsanız yurtdışında ve kafanız rahattır.

Yer: Avrupa’da herhangi bir yer, Uzak Doğu’da çoğu ülke ya da ABD.

Magnet mi alacaksın, kartpostal mı, başka hediyelikler mi yoksa Bohem Kristali mi? Fiyat neyse odur! Hatta fiyatı indiremez misiniz gibi bir cümle kurarsın alışkanlık üzerine, insanlar size uzaydan gelmişçesine bakar. (Hatta Tayland’ta bir dükkanda çok iyi bir aksanla İngilizce konuşan biri ile İngilizce sohbet ettik ayaküstü, sonra fiyat indirimi için konuştuğunu duyunca dedim meğer Türkmüş? yanıldım mı? Hayır. Pazarlığa kalkışmasa anlayamayabilirdim ve İngilizce vedalaşırdık muhtemelen.)

Yani, kimse aslında 50 de ben sana 40’a bırakayım demez. Sen de boşu boşuna düşünmezsin, yahu sahi ben adamın akrabası mıyım, içeri adım atar atmaz nasıl bir sempati duydu da indirdi ki fiyatı diye. Zamanı cebine atar yoluna devam edersin.

Yer: Gaziantep

Elbette işiniz düzgün yapan esnaflar vardır ama resmen isimleri ile rencide edilmeyi bile hak edenler var. Hazır yerindeyken taze taze salça, kuruyemiş, gerçek nar ekşisi alalım derseniz. İş yerinden arkadaşlarınıza ikram etmek üzere de içi fıstıklı fitillerden alırsınız. Sonra manyağız ya biz o kadar hamallığı yaparız. Kutulardan ev için olanı açarsınız… Bir bakarsınız ki üzerinde larvalar! (teşekkürler gözlerim iyi ki iyi görüyorsunuz, ağzıma atmadan yakaladınız sorunu) Acaba ufanmış mı ya fıstıklar, yok ya değildir heralde dersiniz, ortadan ikiye bölersiniz ve içinden resmen “tırtıl” kadar kurtlar çıkar!

Ya ben onları arkadaşlarıma kontrol etmeden götürmüş bulunsaydım?

Adamı arar anlatırsınız durumu cevap şu: “yav abla müşterim var senle mi uğraşçam neyse sorun gönderirim ben.”(bizimle işi bitmiştir, müşteri değiliz artık). Lütfedip 1 hafta sonra kargoyu gönderir, 16 tl kargo ücreti ödersiniz bir de! (dalga geçmiş kendince herhalde…iki paralık ediyor işte sizin gibiler küçük esnafın adını!) Aldık kargoyu da, öylece duruyor bakalım, 1-2 aya çöpe giderler. Öyle soğudum ki; artık lokum, cevizli sucuk ya da fıstıklı fitilin yüzüne bakamıyorum.

Yer: Dünyanın herhangi bir yerinde bir restoran ya da kafe.

Garsonların hiçbiri tabağı önünüzden almaya çalışmaz drurduk yere. Lokmalarınızı sayarmışçasına tabağınıza göz dikmez ve yeter bu kadar hadi ver dercesine bitirmeden yemeğinizi önünüzden almaya kalkmaz. Ayrıca bir ihtiyacınız olup olmadığını edeplice sorar ara ara.

Yer: Türkiye’deki yemek işletmeciliği yapan herhangi bir yer.

Türkiye’de ise işletmelerin %80’inde(o da şanslıysanız) yukarıda saydığımın tam tersi bir durumla karşılaşırsınız. Tabii sizin “tipinizi” beğendilerse çok şanslısınızdır orası ayrı…  Eğer beğenmedilerse, bir şey istersiniz duymasına rağmen işine gelmez ve bakmaz servis yapan kişi. Ama iş yemeğinizi bitirmeden, size sormadan tabağı önünüzden almaya gelince nedense ilgisiz değildir. Sebebi ise belli: eğlence eksik hayatında ve işini sevmiyor. Çünkü sevgili ülkemizde herkes çocuğunu okumazsan şu olursun bu olursun diye korkutur sanki her çocuk doktor, öğretmen, avukat, mühendis, mimar, eczacı  filan olmalıymış gibi bir takım tavırlar içine girilir. Garsonluğun da bir meslek olduğu, ahlak içermesi gerektiği unutulur ve sırf para kazanmak için “öylesine” yapılan bir meslek grubu haline gelir, işveren de garsonu sömürmeye bakar yoksa yerine çalışacak birini bulurum der geçer. Kimse eğitimle, hizmet veriyorsa insanlara nasıl davranacağı ile ilgilenmez. Bu kadar net bence bu mesele.

3) Türkiye’de sürekli tacize uğrarsınız ve o kadar normalleşir ki bu, bunun farkına bile varmaz hale gebilirsiniz artık.

Yer: Orta Doğu dahil Türkiye’nin her yeri, misal Trabzon

Sümela Manastırı’na gitmek istersiniz, adamın ilk sorduğu soru, ima ile “tek başına mı?” olur. Ben yanlış filan anlamıyorum imayı bile bir kenara bırakırsak. Tek kişi mi gideceksiniz, şu kadar kişilik yerimiz var gibisinden değil yani soru. Neden önemli bu kadar? Neden tek almıyorlar mı, kadınlar gezemez mi tek?

Ben bu kadar paranoyak takılmıyorum dünyanın hiçbir yerinde öyle diyeyim. Ayrıca insanlara iltifat etmenin ya da güzel sözler söylemenin de bir adabı vardır. Türkiye’de bırakın adabı kabalık ve daha ötesi var ki bu konuda detayları burda keseyim.

Yer: Avrupa’da bir yerler. İtalya’dan Avusturya’ya geçiyorum trenle.

Şili ve Meksika’dan birileriyle tanıştık ve daha 2 hafta önce Türkiye’de İstanbul ve Kapadokya ziyaretinde bulunmuşlar. Heyecanla soruyorum, olumlu bir şeyler duyarım umuduyla, nasıldı? Cevap: “Çok güzel ama insanlar biraz fazla ‘intimate’ özellikle de satıcılar”. Meksikalı güzelce bir kız bunu diyen ve Şili’den gelenler de tabii ki katılıyor. Kızların yüzündeki dehşetli ifadeyi görseniz ne demek istediklerini anlarsınız… Demek istedikleri samimiyet, içtenlik filan değil, hemen haşır neşir olmaya kalkıyorlar insanla diyor resmen! Yahu kardeşim, millet senin peynir ekmek dostun mu hemen seviyesiz esprilerle girişiyorsun olaya. Sonra Türkiye şöyle böyle diyorlar, yurtdışına çıkan bilinçli bir sürü Türk de senin yüzünden etiketlenip, önyargı yıkmaya çalışıyor.

Bak hatta Türkler ve Türkiye hakkında nasıl kalıplaşmış yargılar var ben sana söyleyim biraz en sık rastladıklarımdan (Hiç senin gibi Türk görmemiştim diye başlayan cümleler bunlar)

  • Aaa sen sigara içmiyor musun? (Türk gibi sigara içmek diye bir şey var, ne büyük marifet! Kimse Türk gibi bilgi ya da teknoloji üretmiyor nedense)
  • Vay be 5 kadın mı geziyorsunuz? (bunu diyen yukarıdaki Şilili’nin erkek arkadaşı. Kuzenim,kardeşim, teyzem, annem ve beni kastediyor, daha yeni Türkiye’den dönmüş ama yine de inanamıyor Türk kadınının etrafında bir erkek olmadan da gezebileceğine. Türkler’in o kadar da kapalı olmadığını gördüğü için sevindiğini söyleyip özür diliyor bunu dediği için.)
  • Elif Türkiye’de seni ziyarete gelmek istiyorum ama mümkünse Türk bir erkekle tanışmayalım arkadaşın bile olsa, ne olur ne olmaz. (daha gelmeden ilk kaygısına bak kızların! Tek bir millet de değil ki bize garezi olsun; Hırvat, Ukraynalı, Polonyalı misal bu kızlar…)
  • Bir şey duydum doğru mu: gerçekten Koreli turistleri Çinli diye mi dövdüler Türkiye’de yani? Hem ne olacak ki Çinli bile olsa… (Buyrun ayıklayın pirincin taşını!)

4) Türkiye’de hizmet değil “söğüşleme”vardır.

Yer: Yine Avrupa’da herhangi bir şehir

İnsanlar sırf yeni kültürlerle tanışmak, farklı insanlarla birlikte olmak için pek çok yerde oranın yerli kişisi yürüyüş düzenler, belli bir toplanma noktası belirler ve farklı milletten  insanlarla zaman geçirir. Para filan almaz, onca verdiği BİLGİ bile para etmiyor yani! Adam bunu aktarabilmekle yetinip, senden de bir şeyler öğrenebilirse minnettar kalıyor.

Yer: Kapadokya

Kapadokya’da sıcak hava balonuna binme fiyatların uçukluğunu bilmeyen yoktur herhalde. Daha can güvenliği bile sağlayamadıkları, Japon Turist’e bile pahalı gelecek fiyata adam kendine  gelir kapısı bulmuş. Oh ne güzel… Pardon ama bir uçak mühendisi olarak ben mi bilmiyorum acaba bi’ açıklar mısın: balonlarda jet yakıtı mı kullanıyorsun da benim haberim yok, standartlarda onarım-bakım mı yapıyorsun, kalifiye ekip mi çalıştırıyorsun? Nedir derdiniz kardeş sizin? Kusura bakma senin 45 dakikalık rüzgara kendini koyuvermene, ben burdan Avrupa’nın herhangi bir yerine gidiş-dönüş bilet alır bol bol, kalitelice uçar ya da dünyanın herhangi bir yerinde en ekstrem sporları ve aktivitileri yapabilirim, o da olmazsa parayla bari BİLGİ edinirim bir şeylerden o fiyata.

5) Türkiye’de Kalitesizlik ve öylesinelik vardır.

Yine çevresini koruyan, doğanın ve işlettiği yerin bilincindeki işletmeleri tenzih ederek söyleyeceklerim var.

Yer: Bankok/Tayland’ta bir otel

Kaldığınız yer kişibaşı sadece 17 $’dır geceliği ve burası 2 kişilik, temiz, kocaman duş başlığı olan güzel banyolu, iyi havalandırmalı bir odadır. Nevresimler yeni(adi ve tüylenmiş değildir), ütülüdür de hatta. İşleten kişi annesi ile beraber etrafınızda fır döner. Hatta adım attığınız ilk anda sivrisinekler ısırmasın diye size sprey getirir ve annesi başınız ağrıyor diye Vietnamlı misafirlerinin hediye ettiği esansı koklatır. Öyle su, kahve, kahvaltı, çay saati, meyve ikramı için ucuz numaralara girmez. Yani 1 lira bile olmayan suya 5 lira ödemezsiniz!

Hadi İtalya olsa neyse ama bak adam Tayland’ta size ekspresso yapar ve yine  hiçbir şey ödemezsiniz, mahcubiyetten ölürsünüz. Annesi narin bir kadın olmasına rağmen, zor kaldırdığı satırı alıp taze hindistan cevizi suyu hazırlar elleriyle…

Yetmezmiş gibi kaybolduğunuzu düşünürseniz haber verirsiniz ve gelip sizi alır hemen, çevresini tanıyor ve nerde olabileceğinizi tarifize göre anlıyor yani. Ayrıca, tek tek gezeceğiniz yerler ve kültür hakkında bilgi veriyor bir de!

Yer: Mardin

Bankok’ta ödediğiniz 2 katı fiyatına bir otelde kalırsınız. Resepsiyondakiler amaağn niye geldin ki buralara, orda pek de bi’ şey yok tavırlarındadır. Kahvaltı en kötüsünden peynir, salatalık-domates, tek çeşit reçel ve zeytinden ibarettir tam olarak.  Kaldığınız odanın kapısı güneşten şiştiği için kilitlenmez ve bunu belirtirsiniz size “bir şey olmaz” der ve geçer. İçtiğiniz kötü “nescafe” başına 5 tl, çay başına 3 tl alır. Odada neden böyle şeyler yok, en azından bir su ısıtıcısı filan olsa diye sorarsanız “öyle bir hizmetimiz yok” der ve yetinir.

Yer: Kuta-Seminyak/Bali (Bak sen şimdi o gözünde büyüttüğün Bali tatiline!)

Kaldığınız otel geceliği 26$’a filan (gelir kahvaltı dahil kişi başına) ki öyle böyle bir kahvaltı değildir yani sundukları. (zaten ne yiyebiliriz ki, çatlayacak değiliz ama değer vermiş tercihlerinize, çeşit sunmuş adam bol bol) Otelin çatı katında “infinity pool”(sonsuzluk havuzu) var, masaj ve spa ücreti (tam 3 saat için!) 35$ civarı ve cilt bakımından ayak masajına pek çok seçeneği birleştiriyor! İlginç değil mi bu fiyata baştan aşağı bakım ve hizmet sunuyorlar üstelik ikramlarla, telaşsızca… Yumuşayıp pamuk gibi oluyorsun, taa ki havaalanına gidene kadar o da ayrı mesele. (burdaki trajikomik anı ise döneceğimiz gün Türkiye’de darbe olmuş ve dönememiştik o gün annemle. Meraktan, üzüntüden, sinirden gerim gerim gerilmiştik. Yani boşa gitti masaj filan orası da ayrı bir hikaye tabii 😀 )

Neyse konuya dönecek olursak, Türkiye’de bu saydığım standartları yakalamak için 3-5 katını, hatta daha fazlasını harcamanız lazım! Hadi bu kadar kazanıyor olsak neyse de zaten az kazandığımız parayı bir de haraç olarak mı bırakalım yani? Ha bu paraları asıl emeği verenler alsa yine neyse belki, ama cebi dolan aracılar alıyor, gözlerini hırs bürümüş işletmeciler ne yazık ki köşeyi dönmeye çalışıyor.

Yer: Alanya

Al işte(güya) 4 yıldızlı bir otel, ismini zikretmeyeceğim, geceliği Bali’deki 4 yıldızlı bir otelin 2 katından da fazla, belki 3! Yemeklerde adam akıllı bir kalite yok, köfte filan gibi şeylere kahvaltı artanları katılmış sucuktu salamdı belli. Size karşı herhangi bir ilgi yok, beklemiyoruz zaten… Ama sorduğunuz sorulara da cevap alamıyorsunuz ki hafif bir memnuniyet gösterebilesiniz. Çünkü yemekte 3-4 şeftaliyi ülkesinde göremediği için dayanamayıp tabağına alan ve çöpe israf olarak gönderen bir Rus’a göre siz onların gözünde daha az bahşişsiniz daha az reklamsınız. Ama küçük düşünüyorlar gel gör ki işte… Her turizmciyim diyen turizmci olsaydı…

Şimdi de o kocaman otellerinde sinek avlamaya ve Rus turistlerin geleceği bir yazı düşlemeye devam etsinler madem. Fiyatları da aman indirmeyin emi kendi vatandaşınız tatil yapmış olur! O yüzden vatandaş ne yapsın başka yerleri değerlendirsin madem ne yapalım… 1 hafta aynı otelde göbeği yayıp, kalabalık ve pis bir plajda güneşlenmek yerine hem farklı kültürleri görür hem rantsız-talan edilmemiş bir doğanın olduğu yerleri keşfederiz biz de sayenizde.

Demem o ki; güler yüzlü çalışanlar, kaliteli yemekler, ikramlar varken, yapaylık yerine direkt yağmur ormanın içinde bir havuzda yüzmek dururken, kimi havuzlar odanızın kapısı önüne açılırken, bir de yeni bir kültür tanımak varken Bali’de, sorarım ben neden Türkiye’yi tercih edeyim? Şimdi bana 5 büyük neden sayabilir misiniz? Yoksa ben Kapadokya’da balona vs haraç bırakmak yerine uçak bileti alacağım da.

SONRA BELKİ BİRİLERİ GERÇEKTEN(!) SORAR… TÜRKİYE’YE NEDEN TURİST GELMİYOR? (Daha da eklemediklerim var bunlara) Gerçekler acıtır. Türkiye’yi böyle devam ederseniz yerli turist bile gezmeyecek.

NOT:

  • Yurtdışında her şey mükemmel midir? Hayır. Aksilik olmaz mı? Olur, en azında yukarıda saydıklarım kadar büyük olmasa da elbet olabilir. Ama en azından beni mutlu edecek bir tatil planı yapmama yetecek, aradığımı bulacak kadar seçenek, farklı ülke-kültür vardır, üstelik dediğim gibi sandığınızdan çok daha ucuzadır.
  • Türkiye’yi gezmeye devam etmeyecek miyim? Tabii ki yine de. Kabul edilemez o kadar zenginliği atlamak! Özensizce iş yapan insanlar yüzünden kültürü, doğayı, bilinçli işletmeleri yine de atlamayı düşünmüyorum.

Sanırım yeterince isyan ettim. Teşekkürler Türkiye!

 

5 comments

///////////////
  1. Yasemin

    Haha, ne komik insanlar var. Eleştiri hiç sevilmiyor şu ülkede.
    Aldığı para karşılığında sunduklarını dert etmiş heralde bir de savunmaya girmiş. Ne acı Şanlıurfa elçisi seçmesi kendini.
    İyi yolculuklar Elif, senin gibi gençler lazım bize.

    1. Elif Pelit

      Sizin gibi dikkatli okuyucuların olması çok güzel 🙂 Çok teşekkürler. Daha ne rahatsız edici ayrıntılarla kendimi savunabilirim oysaki ama neyse burası yeri değil. Merak edersiniz özel mesaj atabilirsiniz 😉

  2. Şanlıurfa

    yer şanliurfa;
    her ülkede gelir-gider orantısı vardır ve Türkiye de yaşam birçok ülkeye göre çok pahalıdır mesela yıllar önce 300 tl ile birkaç hafta Suriye’de gezebiliyordun aracı , yemesi ve konaklamasi dahil ama Türkiye de normal bir aracı avis yada başka uluslar arası bir rent a car şirketten 100 $ dan aşağı kiralayamiyorsun..
    Ama Şanlıurfa olarak sizin boşluğunuzdan yararlandigimiz için özür dileriz..belki Endonezya yapmaz ama şanliurfa olarak hizmetimizden memnun olmadiysaniz ödemiş olduğunuz ücreti geri iade edebiliriz Elif hanım..

    1. Elif Pelit

      ‘Türkiye de yaşam birçok ülkeye göre çok pahalıdır’ Bence cevap bu olmamalıdır! Yaşam pahalı ise, ona göre de kazanmamız gerekir ona kalırsa. Bu benim suçum değil. Lafı cımbızla seçip, ‘Urfa adına’ konuşmayın Rıdvan Bey ve bu kadar da üzerinize alınmayın çünkü fiyat araştırması yaptım sonuçta, açıkça siz ve hizmetinizle alakalı olduğunu kastetmiyorum burda. Ayrıca Avis vurguladığınız üzere ‘uluslar arası’ bir şirkettir, yani Türkiye’de olan bitene göre şekillendirmez fiyatlarını, Türkiye’yi iyi tanıtmak gibi bir derdi de yoktur.

      1. Elif Pelit

        Okuduğunu anlamayanlar ya da tam olarak okumayanlar da hemen atlamasın lütfen! Önce satır aralarındaki ‘elbette işini düzgün yapan…’lar ibarelerine dikkat etmekle başlayabalirsiniz.
        Ki kişisel/iplerin tek kişinin elinde oldğu sitelerde öyle her aklınıza esen yorumu, düşünmeden yazarsanız, rezil hatta rencide bile edilebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir