SIK SORULANLAR

  • Zengin misin? O kadar ülkeyi bu yaşına göre nasıl gezdin?

Hayır, hiç “zengin”(senin zenginliği ölçtüğün şey olan paraya bakacak olursak) değilim. Tam olarak bu kadar kaba bir şekilde bile ya da benzer versiyonlarda bu soruyu soranlar var.

Türkiye’de bir insanın ne bildiği, gördüğü, öğrendiği ve yansıttığından ziyade nedense önce parası ile ilgileniliyor. Nedense hiçbir yabancıdan para-gezi ilişkisi hakkında bir cümle duymadım. Zaten gezme işi parayla bitseydi pek çok ünlünün, ensesi kalın iş adamlarının dünyanın hemen her ülkesini gezmiş olması gerekmez miydi?

İsyanı bırakıp tekrar bana dönersek, ailemde hiç ticaretle uğraşan yok, hemen herkes memur ve hiçbir zaman Mısırlı bir dedem olmadı ki mirasını bana bıraksın…

Eğer bu kadar gezmenin sırrını bilmek istiyorsan da kısaca böyle sorular sorup mucizevi bir şekilde erip gezebileceğini düşünmeyeceksin canım kardeşim. Önce bu sitenin ismini ve amacını merak edip okursan zaten ne demek istediğimi ufaktan anlayacaksın. Sen de gezmek istersen oturup güzelce, düzenli bir şekilde bloğu okuyacak, yazıları takip edecek, satır aralarından doğru mesajları alacaksın ve gezi nasıl planlanır önerileri dikkate alacaksın ki gezesin.

Hala bu zenginlik meselelerine aşırı takılıyorsan mesala bu yazım daha detaylı, onu okuyabilirsin.

  • Tatillere kim ile gidiyorsun?

Değişiyor. Genellikle kendi başıma, bazen ailemden biri ya da birileriyle ya da arkadaşlarımla gidiyorum. En hoşuma giden ve gerçekten dinlendiğimi hissettiğim ise kendi başıma ya da kardeşimle çıktığım yolculuklar oluyor. (Benden sonra, benim anlayışıma göre daha iyi gezen ilk kişi bence kız kardeşimdir. Arada yolda onu azarlayıp, aksiliklerin hırsını ondan çıkarmak da ayrı tatlı kimi zaman 😉 )

Genelde en mutsuz hissettiğim ve beni yoran tatiller ise annemle çıktıklarımız. Her defasında bir daha asla deyip yine bir Stockholm Sendromu içine düşüyorum ve annemi dahil ettiğim tatil planları yapıyorum nedense.

  • Neden tek gezer ki insan?

Genelde oldukça kısıtlı zamanda olabildiğince çok şey görmeye çalışıyorum. Bu yüzden de oyalanmalara, bitip tükenmek bilmeyen mızırdanmalara dayanamıyorum. Yani gezi sırasında insanlar genel olarak çileden çıkarıyor beni ve pek çok şey gözüme batıyor.  Sanırım biraz sabırsız bir insanım, ama kimse de kusura bakmasın iyi araştırıp, planlı gezmeseydim bu kadar açılamazdım dünyaya. Yani kaybedecek zaman yok, gezecek yer çok…

Tek gezmenin güzelliği ise…. Oldukça bencilce ve çok güzel bu yüzden de. Kimseye karşı bir sorumluluğunuzun olmaması, sadece kendi tercihlerinizi uygulamanız, kendinizle baş başa kalıp düşünmeniz için çok güzel bir fırsat. Yolda insan kendini buluyor, kim olduğunu daha iyi keşfediyor.

  • Korkmuyor musun tekken?

Neden korkacakmışım onu anlayamadım.  Nedense bi’ Türkiye’de garip geliyor tek gezen kadınların olması fikri. Ayrıca, şimdiye kadar Ankara’dan daha emniyetsiz bir yere gitmişim gibi gelmedi bana pek.  Dünyanın hiçbir yerinde akşam sekizden sonra ay ne yaparım diye düşünmedim örneğin. Oysa, fazla güvenli bölge diyebileceğimiz Avrupa sınırlarının da çok dışına çıktım.

Ayrıca birisi gerçekten kötü bir şeyler yapmak istedikten sonra yanımda başka kişi(ler) olması durumu pek değiştirmez sanki, değil mi?

  • Neden blog yazıyorsun? Sana getirisi ne?

1- Hobi. İnsanların farklı uğraşları olabilir, benimkilerden biri de bu, zaten çok yeni benim için de. Kedilerimden biri de geceleri evin için koşmayı çok seviyor mesela. Amacı nedir bilemiyorum ama hobisi bu hayvanın, kendisini yargılamıyorum.

2-Dünyada bir sürü blog yazan insan var, tek değilim hani garip olan ne anlayamadım?

3-Bana pek çok getirisi var. Mesela yurtdışına tek başına çıkmaktan korkan, arkadaşları ile konuşunca cesareti kırılmış, fakat benimle konuşunca fikrini değiştirip Kore’ye giden bir kadın var. Benim gibi İran’a tek başına giden-dönen ve benden faydalı bir şeyler duyduğunu düşünen kadınlar var. Senin kastettiğin şey maddi bir getiri mi sadece? Onu da bilemiyorum ne olur, zaman gösterir…. Kendime ait bir mesleğim var zaten, bu yüzden maddi anlamda blogla ilgili bir kaygım yok. Ha ileride istemeyeceğim bir şey varsa o da para için, abartılı bir şekilde bu sitenin her yerinden var olan tüm uygulama, uçak bileti arama motorlarının filan reklamının  fışkırması olacaktır.

4- Etraf kirli bilgi ve ”öylesine” yapılan işlerle dolu. Boş zamanı olan herkes yazıyor, birilerine akıl öğretme özgüveni ve kendi yaşamını pazarlama derdinde çoğu da. Üstelik anadilleri olan Türkçe’yi bile yalan yanlış yazıyorlar (argo kullanmak ya da sokak dili ile yazmak değil, gramer bilmemek ve benim gibi pek çok insanın takıntılı olduğu belli dil kurallarına uymamak kastım).

5- Gerçekten yaptığı işi ciddiye alan ve düzgün bir şeyler sunan insanlar olduğu gibi ne yazık ki kör gibi gezen, sürekli başına aksilik gelen etiket meraklısı ”maceraperestler” de var.

Ben herkesin işi gücü bırakıp uzun tatillere çıkacağına ve aksilikler silsilesine takılacak kadar bol vakti olduğuna inanmıyorum. Benim de başıma geliyor mu yolculukta sorunlar, elbette… Ama olabildiğince az hayal kırıklığı ile verimli bir şekilde gezmek herkesin hakkı. (Evet, seyahat etmek bir haktır bir lütuf değil!)  Çok fazla kişi etrafa yanlış mesajlar ile kopyalanıp yapıştırılmış, çoğunluğu yanlış bilgi veriyor. Üstelik etrafta bir de bolca cesaret ve özgüven kırıcı, etrafa şehir efsanesi yayıcı insanlar var. Aranan cevaplara, cesarete (kesinlikle gaza getirerek değil) kısaca ulaşmanızı sağlayacak, nispeten objektif bilgiler verebilirim diye düşünüyorum bunları görünce.

Bu yüzden önyargılar yıkmak üzerine özellikle de, olabildiğince objektif (kişisel bir sitede ne kadar olabilirse artık), düzgün mesajlar içeren yazılar barındırmaya çalışacağım. Eleştirdiğim bu noktada hata yaptığımı düşünürseniz, bana geri bildirimde bulunursanız sevinirim hatta.

  • Sana yazdım bir cevap vermedin, mesajımı görmedin mi?

Takipçi sayım çok fazla olmamasına rağmen o kadar çok mesaj alıyorum ki. Cevaplayabildiklerime oldukça detaylı yazmaya çalışıyorum fakat herkese tek tek paragraflarca açıklamada bulunmam mümkün değil. Blog da zaten bu yüzden var.

Ayrıca, genel görgü ve nezaket sınırları dışında bulursam cümlelerinizi cevap vermem, hatta kötü bir anıma denk gelirse bozabilirim bile, kişiliğinizi ilk kez o yönden sorgulamak zorunda kalabilirsiniz. O yüzden olabildiğince; bir anda senli benli olanlarla, emir cümleleriyle konuşanlarla, bana kişisel seyahat ya da vize danışmanıymışım muamelesi yapanlarla, yedi ay sonra bir ihtimal çıkacağı gezi için benden bilgi isteyenlerle, ODTÜ ya da mesleğimin detayları hakkında soru soran veyahut üniversite tercihi yapacak arkadaşlarla muhatap olmamaya çalışıyorum. Bazen, insanların tanımadığı insanları ne kadar büyük sorumluluklara sokacak sorular sormasına çok şaşırıyorum.

  • Sence İtalya’ya mı gideyim Hollanda’ya mı? (ya da nereye gitmeli diye başka yerleri kıyaslayan sorular)

Yahu hiç tanımadığınız bir insana öğlen sence elma mı yiyeyim yoksa armut mu diye sorar mısınız? O zaman o kişi de “ayva yiyebilirsin, o da bir seçenek, neden olmasın?” diyebilir.  Birbirinden tamamen ayrı kültürlere, iklime, insan profillerine, doğaya sahip yerleri nasıl kıyaslayabiliriz ki?

Kendinizi ise en iyi siz tanırsınız. Bu sizin tatilden, o yerden ne beklediğinize bağlı. Ben yazılarımda olabildiğince çok sizi en mutlu edecek tercihi yapabilmeniz için öneriler vermeye çalışacağım, iyi düşünüp gerçekten ne istediğinize karar vermek ise size kalmış. Örneğin, Uzak Doğu gezisi uçak biletinden dolayı gözünüzü korkutabilir, fakat Avrupa’da hostelde kalıp, yarı aç yarı tok gezeceğiniz fiyata Uzak Doğu’da otelde ağırlanıp,  ziyafet çekebilirsiniz aynı tatil bütçesiyle. Yani kilise-düzen vs. mi yoksa tropik bir şeyler mi dikkatinizi çeker. Bu işler tamamen tercih meselesi… Mesela şöyle bir yazım var, ona bir bakarsan belki ne demek istediğimi daha net anlarsın. Ben sadece olumlusu-olumsuzu, farklılık-benzerlikleriyle ilişki kurarak, henüz gitmediğin bir yeri gözünde canlandırmana yardımcı olabilirim, alternatiflerden söz ederim, gerisi tercih…

  •  İllaki yurtdışına mı gezmeye gidilir?

Kesinlikle hayır. Yenilikler için kendi ülkenizi de gezebilirsiniz çünkü çok farklı kültürler var. Hatta onu da bırakın evinin karşındaki dükkanın ismini merak ederek, yan sitenin ismini bilerek veya hep yürüdüğünüz sokağın bir paralelinden yürümek gibi bir değişiklik yaparak da gezmeye başlanabilir.

  • Türkiye’de nerelere gittin bakayım? Türkiye’yi yabancılara nasıl tanıtıyorsun?

Yani tek tek bunları mı sayayım? Türkiye’yi de gezdiğimi ispatlamak zorunda mıyım? Yavaş yavaş yazılarda Türkiye’ye de yer vereceğim ama Türkiye yazılarını şimdilik, öncelikli olarak İngilizce yazmayı planlıyorum çünkü Türkiye hakkında oldukça fazla önyargı var, İngilizce yazıp-anlatan Türkler ise pek yok. Kendimizi biraz açıklamamız lazım sanki yabancılara da değil mi (özellikle de politikadan bağımsız olarak)?

Bu arada, bir süredir de İngilizce yazmayı bıraktım ve sitenin İngilizce kısmına erişimi engelledim, çünkü tek bir blog yazısını bile özenerek hazır hale getirmek çok zaman alıyor, defalarca okumanıza rağmen klavye hataları bile hala olabiliyor. Haliyle bunu bir de iki dilde yapmak iki kat zaman istiyor. Bu nedenle, kendim için belirlediğim birkaç yazıdan sonra tamamen İngilizce’ye dönmeyi, yazılarımın çoğunu topluca çevirmeyi, özellikle de İngilizce olarak Türkiye’yi anlatmaya başlayacağım.  Ne yazık ki o zaman geldiğinde, bu sefer de Türkçe daha az yazacağım.

Neyse… En iyisi mi ülke-şehir sayılarına/sınırlarına takılacağımıza etrafınıza bir bakıp, fırsat buldukça keşfetmek. Değil mi, di mi?

  • Fotoğrafçılıkla uğraşıyor musun? (Şöyle yapsan filan gibi önerilerle birlikte)

Bunu soranlar genelde eline kocaman bi’ lens almış ve benim şu an elimde var olanın en az 3 katı fiyatında bir fotoğraf makinesine sahip, Instagramda nasıl oluyorsa binlerce takipçisi olan (üstelik etraflarındaki binlerce kişinin istatistiğini tutacak kadar nedense süper zeka) ve buna rağmen üşenmeyip sizinle uğraşmayı kendine dert edinmiş kişiler. Üstelik takıntılı bu insanlar yine nedense ülkem vatandaşı ne yazık ki.

Yine bu kişiler bence Photoshop’u fazla kötüye kullanan, beceremeyen insanlar. Ayrıca hatırlatayım:

1- Ben fotoğrafla amatör olarak bile ilgilenmiyorum ve  ”fotoğrafçı olmak” gibi bir etiket kaygısı taşımıyorum.

2- Konumuz seyahat, iyi fotoğraf çekmek değil. Fakat ortalamanın üstünde fotoğraflar çekebiliyorum yine de. (Çok beğenenler ve seyahatte görselliğe bakanlar da var, o yüzden onlara çok teşekkür ederim beğenileri için.)

3- Bu benim bakış açım, herhangi bir teknik filan uygulamaya da çalışmıyorum. Nasıl bir insan bakış açısını değiştirsin ki birinin demesiyle? Buyur sen öyle o dediğinden çek o zaman kardeş. Bence başkalarına neyi, ne zaman ya da ne şekilde yapacağını söylemek, eleştiri ile yakından uzaktan alakası olmayan, gerçekten çok hastalıklı ve gereksiz bir davranış.

Ayrıca harika fotoğraf çeken, estetikten anlayan, takipçi sayısına takılmayan, çalışmalarından kalite akanlar ve yeri geldiğinde diğerlerini özel bir mesajla bile tebrik eden büyük fotoğrafçılar da varken herkesin fikir belirtme ihtiyacı ya da ‘fotoğrafçılık’ etiketini kullanması çok komik oluyor.

  • Nasıl yani fotoğraflar sana mı ait? Hangi uygulamayı-programı kullanıyorsun?

1-Evet. Yani burda yazan benim, deneyimleyen benim bana inanmıyorsun da neden hayali biri yaratıyorsun kafanda. İnandırmak için eğri büğrü çektiğim şeyleri mi koymalıyım?

2-Bazı röportajlar dışında sitede başka fotoğraf kullanmayı düşünmüyorum. Hatta Instagram’da kesinlikle başkasının fotoğrafına yer vermedim, vermeyi de düşünmem. (Yeri gelmişken belirteyim, fotoğraflarınıza beni etiketlemeyin lütfen!) Kişisel siteleri bırakın resmi bir kaynaktan bile görsel kullanmayı da düşünmüyorum. Çünkü bu konular tehlikelidir ve olur da referans göstermekte hata edersem emek hırsızlığı en büyük hırsızlıktır!

3- Sitede ve Instagram’da gördüğünüz fotoğraflar için Lightroom’da kendi oluşturduğum filtreleri kullanıyorum. Hatta Instagram’daki fotoğrafların daha uyumlu ve hayatı benim gördüğüm şekilde yansıtması için artık sadece kendime ait tek bir filtre kullanıyorum ve üzerinde pek oynama yapmıyorum.

  • Öğrenci değişim programları nelerdir? Hiç interrail yaptın mı? Work and Travel nasıldır?

Öğrenci arkadaşların yüzünü güldürecek açıklama ve ipuçlarına zaman geldikçe detaylı olarak yer vereceğim artı ve eksileriyle. Hak verirsiniz ki, bunların hepsini bir anda yapmak kolay olmuyor. Tek bir yazıyı, özenle hazırlayabilmek 2 tam günümü alabiliyor ve çoğu zaman eski anılarıma yer verecek zamanım olmuyor, çünkü çok uzun zamandır geziyorum ve her sene yeni bir yola çoktan çıkmış oluyorum. Biriktikçe birikiyor haliyle… (Fakat eski bilgi ve anıları da unutmuyorum, yol sırasında ‘Che’adında detaylı notlar aldığım günlüklerim hep benimle birlikte) Ama beni beklemeden de biraz araştırıp, sorup soruşturabilirsiniz ve eminim fazlaca bilgiye ulaşacaksınızdır.

Gezerken yaptığım en iyi tasarruflardan biri seyahat rotalarını birleştirmek, zamanı iyi değerlendirecek geziler düzenlemek. Kimi zaman da interrail bunun bir parçası oldu Avrupa’yı gezerken. (Hatta şurada yazısı bile var)

Zaman buldukça artısı eksisi ile alternatiflerden topluca bahsetmeye çalışıyorum ama;  bütçe, zaman, bir yerler hakkında genel bilgiler, rotaları nasıl birleştiriyorum gibi konularda merak ettiklerinizi örnekler halinde aralara serpiştirilmiş şekilde, pek çok yazımda dikkatli okursanız zaten bulabilirsiniz.

  • İçerik çok iyi de arada eğlenceli videolar da şey edicen mi?

Hayır. Bizde böyle içerik ”yok cnm yhaa ne yazk kiiğ”. Üstelik bunun o kadar da çok nedeni var ki… Ne siz sorun ne ben sayayım şimdi burada. Vlogçu arkadaşlar önce bi’ okumayı denerseniz, aşırı da sıkıcı olmadığımı düşünebilirsiniz belki.

 

  • Yabancı dil bilmek gezmek için önemli mi?

Yok canım ne ilgisi var, hiç alakası yok, her yeri dil olmadan da gezerbilirsiniz diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Tabii ki önemli, bir yere gidince iletişim kuramayacaksak nasıl o ülkenin kültürünü yaşayıp öğrenelim?  Bence çatpat değil tersine iyi bir yabancı dilinizin olması gerekiyor ki Türkçe halihazırda bulunmayan bilgilerden de yararlanabilelim ve tur şirketlerine paracıkları boşu boşuna kaptırmayalım.

Haa gezemez misiniz bir dili iyi bilmeden?

Yine de müthiş bir engel değil bu, sizi korkutmamalı ve cesaretinizi kırmamalı üstte söylediğim yine de. Bazen dil bilmek de bir işe yaramıyor ve el-kolla, mimiklerle bir şeyler anlatmak zorunda kalıyorsunuz çünkü siz bilseniz de karşınızdaki anlamayınca yapacak bir şey olmuyor. ( Misal Çinliler ile diyalog kurmaya çalışmak) Hatta bazen aynı dili konuşsanız da çok iyi anlayamayabiliyorsunuz karşınızdakini ( mesela Fransızlar’ın İngilizce konuşması… Fransızca konuştuklarında ben daha iyi anlıyorum onları, aynı şekilde hafif Rusça bilmesem Ruslar’ın da teleffuzlarına bir anlam veremeyebilirdim.)

Yani dil bilmemek genel anlamda gezmenize çok büyük bir engel değil fakat daha ayrıntılı bilgi almak, akıcı şekilde konuşan insanlardan hikayeler duymak ve Türkçe’ye çevrilmemiş bilgilere de ulaşabilmek (Vikipedi’den ziyade güvenilir kaynaklardan, ilk ağızdan araştırıp öğrenmek)  için bence çok önemli, hele de detaycı bir insansanız.

  • Çok şanslısın hem geziyorsun hem de ODTÜ mezunusun, nasıl oldu bu iş?

Ben burada herhangi bir şans göremiyorum nedense. Buyrun siz de gezin, daha üstün bir özelliğe ya da yeteneğe sahip değilim.

ODTÜ’ye gelince… Daha geniş ufuklu insanlarla bir arada olmak dışında bu seyahat işine ekstra bir şeyler kattığını düşünmüyorum. Tam tersine; ODTÜ’nün hafta içi ders sonrası ve hafta sonu sınavları, ek dersleri mi dersiniz,  bitmek bilmeyen ödev, proje ve quizlerini mi sayarsınız… Kazanması ayrı, devam etmesi da ayrı ömür törpüsü bir yerdir ODTÜ. Yani, benim mühendislik dışındaki ilgi alanlarımın gelişmesine, mühendislik dışında da var olabilmeme köstek olduğunu bile düşünüyorum ben tersine.

Bir de hayattaki başarının etiketlerinizle bir ilgisi yok sanki, değil mi? Önemli olan mutlu muyuz, özgür müyüz, gerçekten istediğimiz ne, hayattan beklentilerimiz ne bence bunları sorgulamak ve sahip olduğumuz manevi değerlerle evrilmeye devam etmek.

  • Ben ODTÜ’de …. bölümünü kazanmak istiyorum, nasıldır, ne yapmalıyım?

1- Konumuz seyahat.

2- Ben üniversite girişleri için rehberlik hizmeti vermiyorum, vermeyi de düşünmüyorum.

3- Sabah aç karnına kestane suyu kaynat içine de kedi tırnağı at iç, yatmadan önce de bol bol oku üfle mi diyeyim yani, nasıl bir cümle kurmalıyım? Çalış işte, artık nasıl çalışacağını da sen bul. Hatta tercih yapacağın ana kadar bunları çok kafaya takmadan sadece çalış, daha sonra kararların da çok değişecek, o yoğun tempodan sonra boşluğa düşmüş gibi hissedeceksin ve sorgulayacak çok vaktin olacak emin ol. Nasıl olduğunu da kazanınca kendin deneyimle kulaktan duyma yargılar/yorumlar/dedikodular ile zaman kaybetmek yerine.

  • Hangi burçsun? Nerelisin? Annen/Baban ne iş yapıyor? Kardeşin var mı? Çocukluğun nerde geçti? Facebook’ta arkadaş olalım mı? Bana gittiğin yerden …. getirir misin? Çay-kahve içelim mi?

ve diğer ıvır zıvır kişisel sorularınıza toplu cevabım(kendinize uygun olanı siz seçin):

1-SANANE!

2- Hayır.

Bu merak neden yani, konumuzla ne alakası var? Karşılaştıklarımı engelliyorum her mecradan bilesiniz çünkü biliyorum yani sonu pek hayırlı bitmiyor o diyaloğun. Fazlaca gereksiz bir merak içindeki, amaçsız tanımadığım insanlarla boşuna zaman kaybetmek istemiyorum. Siz olsanız zamanınızı harcar mısınız?

  • Cümlelerini yumaşatamaz mısın?

Sert mi ki? Yapay cümleler, gereksiz övgüler ve iltifatlara çok inanmamı ve bunları kullanmamı beklemesin kimse benden. İçimden gelmeyeni yapmam, söylemem, yazmam. Ben kimsenin değişip, bana göre şekillenmesini istemem mesela. Kim hangi bir insana göre de şekil alsın ki hem? O kişi ‘o’dur ve insanlar genellemelerden önce bireyseldir, bireydir.

Ayrıca ben böyleyim işte, yani? Ben motivasyon sağlayıcı değilim; ben yaptım sen de yaparsın diye insanları gaza getirecek kadar saf olmadığım gibi morallerini bozmaya uğraşacak biri de değilim. Genelde uzun cümleler kurarım ve kalabalık tasvirler yaparım. Çoğu zaman da gerçekler hakkında konuşmaktan, aslında bazen insanların aklının bir ucundan geçen ama söyleyemediği cümleleri dile getirmekten, çelişkili bulduğum durumları açıklamaktan korkmam. Burası sadece eğlenceli ve bol laylaylomlu bir site değil ne yazık ki :/ Bolca düşündürmek istediğim yerler de var hatta.

Hemen de korkup kaçmayın; sosyolog değilim ya da mühendisim diye de bilimsel araştırma yapıp sonuçlarını yazmıyorum sonuçta burada. Korkmayın, olabildiğince objektif ve soğukkanlı olayım derken, o kadar da baymıyorum, arada gülebilirsiniz bile hatta 😉